Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Samandağ’da taş ocağına karşı çevre savunması

Samandağ’ın Çöğürlü Mahallesi’nde, yıllardır izinsiz faaliyet gösteren taş ocağı, çevre halkını ve gönüllüleri isyan ettirdi. AÇKD Başkanı Nilgün Karasu, topraklarını savunarak, çevre kirliliği ve halk sağlığına olan tehditleri dile getirdi.

Samandağ'ın Çöğürlü Mahallesi'nde, yıllardır izinsiz faaliyet gösteren taş ocağı, çevre

Antakya Çevre Koruma Derneği (AÇKD), çevre gönüllüleriyle birlikte mücadele etmeye devam ediyor. Bu kez adresleri Samandağ ilçesinin Çöğürlü Mahallesi oldu. Mahalle halkıyla bir araya gelen AÇKD Başkanı Nilgün Karasu, kaybedilecek tek bir karış toprakları olmadığını vurgulayarak, bölgedeki taş ocağına karşı güçlü bir tepki gösterdi.

Nilgün Karasu, taş ocağının bölgedeki doğaya verdiği zararın boyutlarını anlatırken, “Bu işletme yıllardır izinsiz bir şekilde faaliyet gösteriyor. Taş ocağının hemen yanında beton santrali de var ve Asi Nehri’nin hemen kenarında yer alıyor. Nehrin yatağını tamamen değiştiren bu işletme, çevreye büyük bir kirlilik yaratıyor,” dedi. Karasu, Asi Nehri’nin ekosisteminin büyük bir tehdit altında olduğunu ve bu yıkımın denize kadar uzandığını belirtti.

Zeytinlikler ve tarım alanları zarar görüyor

Taş ocağının etrafında bulunan zeytinlik ve erik tarlaları da büyük zarar görmekte. AÇKD Başkanı, bu zararların özellikle tozdan kaynaklandığını ve bölgedeki tarım ürünlerinin artık verimliliğini yitirdiğini ifade etti. “Zeytinlikler yok olma aşamasında ve toz nedeniyle ürünler hasat edilemez hale geliyor,” dedi.

Halk sağlığı ve güvenliği tehlikede

Taş ocağının etrafındaki daracık yollardan geçen ağır tonajlı araçlar, halkın can güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Karasu, bu araçların özellikle gece geç saatlerde çalıştığına ve köy halkının gece uykularından korkarak uyandığına dikkat çekti. “Üretimin geceleri de devam etmesi, halkın huzurunu tamamen bozmuş durumda,” şeklinde konuştu.

Tarihi eserler ve mağara tehlikede

Çöğürlü Mahallesi’nde bulunan tarihi eserler ve bir mağara da taş ocağının faaliyetlerinden olumsuz şekilde etkileniyor. AÇKD Başkanı, bu alanların korunması gerektiğini belirterek, taş ocağının yol açtığı aşırı toz ve gürültünün hem halk sağlığı hem de çevre sağlığı için büyük tehdit oluşturduğunu söyledi.

Köy halkının mücadelesi

Yıllardır bu taş ocağının faaliyetlerine karşı mücadele eden Çöğürlü Mahallesi halkı, sesini duyuramamanın üzüntüsünü yaşıyor. Mapeg, taş ocağının kapanması yönünde bir karar almasına rağmen, işletme hala faaliyetlerine devam ediyor. Nilgün Karasu, “Bizler AÇKD olarak, Çöğürlü Mahallesinin haklı direnişini destekliyoruz ve sonuna kadar yanlarında olacağız,” dedi.

Kaybedecek toprağımız yok

AÇKD Başkanı, kaybedilecek bir karış toprakları olmadığını ve yaşanacak başka bir dünyanın da kalmadığını dile getirerek, bölgedeki doğal varlıkların korunması için sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti. Çöğürlü Mahallesi’nde başlayan bu çevre mücadelesi, tüm Antakya ve çevresindeki doğal alanların korunması adına büyük bir önem taşıyor.