Türkiye demir ve çelik sektörünün 2025 performansını şekillendiren dinamikler nedir?
2025 yılı, Türkiye için demir ve demir dışı metaller ile çelik sektörlerinin ihracat performansında kayda değer bir yükselişi temsil eden kritik bir dönem olarak kaydedildi. Bu süreçte, küresel koşullara karşı koyan bir üretim ve ihracat stratejisi, yeşil dönüşüm adımları ve verimlilik odaklı yatırımlar sektörel dengeleri yeniden belirledi. Akdeniz Bölgesi’nin konumu ise sadece bölgesel ticareti güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki kilit rolünü pekiştirdi.
Demir ve demir dışı metaller ile çelik sektörlerinin toplam ihracat payı 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 12,6 oranında bir paya tekabül etti. Bu büyümeyi sürdürülebilir kılan unsurlar, yeşil dönüşüm, katma değerli üretim ve verimlilik odaklı yatırımlar üzerinden ilerleyen uzun vadeli stratejiler oldu. ADMİB’in (Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği) 2025 yılı performansı ise bu stratejinin fiili sonuçlarını net şekilde ortaya koyuyor. 3 milyar dolarlık ihracat hedefi ve elde edilen rakamlar, bölgesel dengelerin ve sektörel rekabetin yeniden şekillendiğini gösteriyor.
ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı’nın görüşleri, sektörün küresel koşullara karşı nasıl bir dayanıklılık sergilediğini özetliyor: “Demir Çelik sektörü zorlu küresel koşullara karşı güçlenerek yılı kapattı; 2026’da da küresel riskleri hesaba katarak temkinli bir başlangıç yaptık. Yeşil dönüşüm, katma değerli üretim ve verimlilik odaklı projelerle ihracat gücünü daha ileri taşımayı hedefliyoruz.” Bu açıklama, 2025’in yalnızca rakamlar üzerinden değil, stratejik vizyon üzerinden de değerlendirildiğini gösteriyor.
Türkiye genelinde aralık ayı verileri, sektörel dinamizmin mevsimsel dalgalanmalarla nasıl etkileştiğini ortaya koyuyor. Demir ve demir dışı metaller ihracatı yıllık bazda güçlü bir artışla devam ederken, çelik ihracatı ise kısmen daha temkinli bir seyir izledi. Bu durum, pazar çeşitliliğinin ve fiyat baskılarına karşı dayanıklılık ihtiyacını bir kez daha vurguluyor.
Akdeniz bölgesindeki ihracat dinamikleri: ADMİB’in rolü ve bölgesel etkiler
ADMİB’in aralık ayı performansı, bölgenin küresel tedarik zincirlerindeki kilit konumunu net şekilde gösterdi. Demir ve demir dışı metaller ihracatı aralıkta %12 artışla 81 milyon dolar seviyesine çıkarken, çelik ihracatı %19,8 düşüşle 190 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıl geneline bakıldığında ise demir ve demir dışı metallerde %7,9 artışla 818 milyon dolar, çelikte ise %9,6 düşüşle 2,2 milyar dolar ihracat kaydedildi. Bu rakamlar, Akdeniz Bölgesi’nin Türkiye’nin genel ihracat stratejisindeki kritik rolünü destekliyor ve bölgesel çeşitliliğin sektöre sağladığı istikrarlı büyümeyi işaret ediyor.
ADMİB’in 2025 ocak-aralık dönemi performansı da hedeflerin gerçekleştiğini teyit ediyor. Demir ve demir dışı metallerde %7,9 artışla 818 milyon dolar, çelikte ise %9,6 düşüşle 2,2 milyar dolar ihracat elde edildi. Bu dengeler, bölgesel avantajların nasıl değerlendirildiğini ve hangi pazarlara odaklanmanın daha verimli olduğunu gösteriyor. ADMİB, pazarlama ve lojistik stratejilerini çeşitlendirmek suretiyle bölgesel riskleri minimize ederken, yenilikçi üretim kapasitesi ve yeşil teknolojilere yatırım kapasitesini güçlendirmeyi sürdürüyor.
İhracatta en yüksek artışın kaynağı: Fas ve diğer ana pazarlar
Aralık ayında Türkiye genelinde demir-çelik ihracatında Romanya birinci sırada yer alırken, onu İtalya, Almanya, ABD ve Birleşik Krallık takip ediyor. ADMİB’in aralık ayı ihracatında ise ilk sırayı İtalya aldı. Fas, Mısır, ABD ve Irak bu dönemde öne çıkan diğer pazarlardı. 2025 yılı tamamında Türkiye geneli sektörde Almanya, İtalya, Romanya, Birleşik Krallık ve Bulgaristan önde gelen pazarlar olurken, ADMİB’in ilk sırası ise İtalya, Irak, Romanya, Almanya ve Mısır olarak kayıtlara geçti. En dikkat çekici artışlar ise ADMİB tarafında Fas’a yönelik %88’lik artış, ABD’ye %49’luk artış, Ukrayna’ya %27’lik artış ve Almanya’ya %23’lük artış olarak belirlendi. Bu tablo, pazar çeşitliliğinin ihracat performansını güçlendirdiğini ve hangi pazarlara yönelmenin daha büyük getiriler sağladığını net biçimde gösteriyor.
2025’in ana mesajı: Sürdürülebilir büyüme için stratejiler
ADMİB Başkanı Tosyalı’nın açıklamaları, 2025’in son çeyreğinde elde edilen sonuçların arkasında yatan ana unsurları özetliyor. Zorlu küresel koşullara rağmen ihracat hacminin yükselmesi, yenilikçi üretim ve yeşil dönüşüm odaklı yatırımlarla mümkün oldu. Ayrıca finansmana erişimin kolaylaşması, kademeli büyüme ve pazar çeşitliliği gibi unsurlar, 2026’da da istikrarın korunması için belirleyici olacak. Tosyalı ayrıca ulusal çıkarlarımıza uygun milli sanayi politika setinin önemi üzerinde durdu ve bunun, ihracatçıların rekabet gücünü korumak adına Bakanlıklar ve özel sektörle eşgüdüm içinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bu yaklaşım, süreklilik arz eden büyüme hedefleri için kritik bir çerçeve sunuyor.
Sonuç olarak, 2025 yılında Türkiye demir ve çelik sektörü, toplam ihracat payını güçlendiren bir performans sergiledi. Bölgesel dinamikler, Akdeniz eksenindeki güçlü import-export ilişkileri ve pazar çeşitliliği, sektöre yeni büyüme olanakları açtı. Bu strateji, 2026 yılında da küresel dalgalanmalara karşı dayanıklılığı artırmak ve yeşil dönüşüm hedeflerini hayata geçirmek için temel bir çerçeve sunuyor. Sektördeki aktörler, yerli üretimin rekabet gücünü artırmak ve uluslararası pazar payını genişletmek için yatırım ve inovasyonu sürdürmelidir. Böylece Türkiye, sadece bugün değil, gelecek birkaç yıl için de stratejik eksport kapasitesini güçlendiren bir konumda kalacaktır.
