Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Orman fazlaydı, maden lazımdı

Limak Holding’in Hassa’daki maden sahasını dört katına çıkaran ÇED onayı,

Limak Holding’in Hassa’daki maden sahasını dört katına çıkaran ÇED onayı, orman kesimi, su kaynakları ve halk sağlığı üzerindeki riskler nedeniyle kamuoyunda endişe yarattı.

Limak Holding’in Hatay’ın Hassa ilçesinde planladığı boksit ve bentonit madeni kapasite artışı projeleri, ormanları, tarım alanlarını ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Deprem bölgesinde verilen nihai ÇED onayı tepkileri büyüttü.


Hatay’ın Hassa ilçesine bağlı Akbez ve Tiyek mahallelerini kapsayan bölgede, Limak Çimento San. ve Tic. A.Ş. tarafından planlanan boksit ocağı kapasite artışı ve kırma-eleme tesisi projesi, doğa ve insan yaşamı açısından ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. 2025 yılı sonunda “son şekli verilen” Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna göre proje alanı 80 hektara yaklaşan bir yüzeyi kapsıyor.

Orman, tarım ve su havzaları risk altında

ÇED raporunda proje sahasının; orman alanları, tarım arazileri ile yerüstü ve yeraltı su sistemleriyle doğrudan etkileşim içinde olduğu açıkça belirtiliyor. Açık ocak madenciliği kapsamında yapılacak kazılar, pasa döküm alanları ve bitkisel toprağın sıyrılması; bölgenin doğal yapısında geri dönüşü zor tahribatlara yol açabilecek nitelikte.
Özellikle tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan mahalleler için toprak kaybı, yoğun toz emisyonu ve su kaynaklarının kirlenmesi en büyük riskler arasında gösteriliyor.

Patlatma, Gürültü Ve Sağlık Tehlikesi
Raporda yer alan patlatma planları, ağır iş makineleri ve kırma-eleme tesisinden kaynaklanacak sürekli gürültü ile yoğun toz emisyonu, yalnızca ekosistemi değil, bölgede yaşayan yurttaşların sağlığını da tehdit ediyor. Uzmanlara göre bu süreç; solunum yolu hastalıkları, işitme kayıpları ve yaşam kalitesinde ciddi düşüş anlamına geliyor.


Deprem Bölgesinde Madencilik Tepki Çekiyor

Hassa’nın aktif fay hatlarına yakınlığı ve Hatay’ın 6 Şubat depremlerinin yaralarını hâlâ sarmaya çalıştığı bir dönemde, büyük ölçekli madencilik faaliyetlerinin artırılması kamuoyunda büyük tepkiyle karşılanıyor. ÇED raporunda jeolojik ve hidrojeolojik risklere dair önlemler sıralansa da, uzmanlar afet riski yüksek bölgelerde bu tür projelerin yeni kırılganlıklar yarattığı uyarısında bulunuyor.

Bentonit Sahasına Nihai Çed Onayı

Tartışmalar sürerken, AKP döneminde aldığı kamu ihaleleriyle sık sık gündeme gelen Limak Holding’in Hatay’daki bentonit madeni projesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından nihai ÇED onayı verildi.

Kararla birlikte, ormanlık alanda yer alan maden sahasının genişletilmesinin önünde herhangi bir engel kalmadı.
Limak Çimento’ya ait mevcut 20,69 hektarlık bentonit ocağı, alınan onayla 81,76 hektara çıkarılacak. Yaklaşık 115 futbol sahası büyüklüğüne ulaşacak alanın Hassa’nın ormanlık bölgesinde yer aldığı belirtildi. Projenin toplam bedeli ise 30 milyon 850 bin TL olarak açıklandı.

Üretim İki Katına Çıkıyor, Ağaçlar Kesiliyor

Projeyle birlikte yıllık 200 bin ton olan bentonit üretiminin 440 bin tona çıkarılması planlanıyor. ÇED raporuna göre ek poligon alanında en az 4 bin 273 ağacın kesileceği hesaplandı. Ancak bu sayıya sekiz santimetre çapının altındaki ağaçların dahil edilmemesi, gerçek tahribatın çok daha büyük olabileceğini gösteriyor.
Halkın Katılımı Toplantısı Yapılamadı
ÇED sürecinin zorunlu aşamalarından biri olan halkın katılımı toplantısı, 30 Nisan 2024’te Akbez Mahallesi’nde yapılmak istendi. Ancak yurttaşlar projeyi istemediklerini belirterek toplantıya tepki gösterdi ve toplantı gerçekleştirilemeden sona erdi.

“Maden mi, yaşam mı?”

Şirket istihdam ve ekonomik katkı vurgusu yapsa da, çevre örgütleri ve bölge halkı ekonomik kazancın doğa ve sağlık pahasına olamayacağını savunuyor. ÇED raporunda yer alan rehabilitasyon ve ağaçlandırma vaatlerinin, açık ocak madenciliğinin bıraktığı tahribatı telafi edemeyeceği ifade ediliyor.

Hassa’da soru artık net:
“Maden mi, yaşam mı?”
Bölge halkı yetkililere tek bir çağrıda bulunuyor:
“Hatay’ın geleceği için bu proje yeniden, bağımsız ve bilimsel biçimde değerlendirilsin.”