Bir deste para verip elimize yüz euro aldığımızda, ister istemez durup düşünmek gerekiyor. Çünkü
bir zamanlar bunun tam tersini yaşardık. Para biriktirilir, karşılığında daha fazlası alınırdı.
Bugün ise aynı çabanın karşılığı giderek küçülüyor. Aslında bu gidişatın sürdürülemeyeceği dünden
belliydi.
Basit bir örnekle bakalım. Et, süt, makarna ve yağ gibi 12 temel gıda ürününden oluşan bir
alışveriş sepeti düşünün. Bu sepetin Yunanistan’daki bedeli 46,79 euro. Bugünkü kurla yaklaşık
2.433 TL. Aynı sepet Türkiye’de ise ortalama 3.709 TL. Aradaki fark neredeyse yüzde 50.
Rakamlar yoruma fazla yer bırakmıyor.
Hal böyle olunca vatandaş çözümü kendi buluyor. İstanbul’dan, Tekirdağ’dan, sınır illerinden
insanlar Yunanistan’ın Dedeağaç bölgesine günübirlik alışveriş turlarına katılıyor. Tur şirketleri
haftada iki gün, gidiş-dönüş 30 euroya sefer düzenliyor. Aileler, özellikle kadınlar bu turlara yoğun
ilgi gösteriyor. Çünkü yapılan alışverişle, adeta turun parası çıkıyor; hatta çoğu zaman kar ediliyor.
Eskiden Bulgar ve Yunan vatandaşları alışveriş için İstanbul’a gelirdi. Şimdi ise yön tersine döndü.
Para akışı sınırın öte yanına geçiyor.
Bu durum yalnızca sokaktaki gözlemlerle sınırlı değil. Bankalararası Kart Merkezi verileri de bunu
doğruluyor. Türk vatandaşlarının yurt dışı harcamaları hızla artıyor.
2025’in ilk dokuz ayında yalnızca giyecek için yurt dışında yapılan harcama 32,3 milyar TL’ye
ulaşarak 2024 yılının tamamını geçti. Toplam yurt dışı kart harcaması ise 699,7 milyar TL gibi
çarpıcı bir seviyeye çıktı.
Burada mesele “kim nereden alışveriş yapıyor” meselesi değil. Asıl mesele, aynı parayla neden
daha az alabildiğimiz sorusu. Vatandaş matematik yapıyor, hesabını yapıyor ve ona göre hareket
ediyor. Çünkü hayat pahalı, gelir sınırlı.
Bir an durup dünü görmek, bugünü doğru okumak gerekiyor. Değer kavramı tersine döndüyse,
bunu görmezden gelerek ilerleyemeyiz.
Geleceğin daha aydınlık olması için, önce bugünün gerçekleriyle yüzleşmek şart. Ancak o zaman
önümüzü daha net görebilir, daha sağlam adımlar atabiliriz. Aksi halde bir deste para verip,
elimizde yüz euro kalmasına şaşırmaya devam ederiz.
Bir Deste Para, Yüz Euro… Bir Durup Bakmak Gerekmiyor mu?
