Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Av. Nabi İNAL
Av. Nabi İNAL

Asırlık Çınar

Mutlak butlan kararıyla birlikte siyaset yeniden sert bir kavşağa girdi. “Benim başkanım Özel’dir”
sözleriyle sanatçı Saadet Akkiraz üzerinden başlayan destek dalgası, duygusal bir sahiplenmenin
ötesine geçti. Çünkü mesele artık bir kişinin koltuğu değil; partinin hangi siyasal çizgide
ilerleyeceği meselesi haline geldi.
Bugün sokakta yükselen “Gücümüzü saraydan değil halktan alıyoruz” söylemi de tam olarak bu
nedenle karşılık buluyor. Baroların, meslek örgütlerinin ve sendikaların art arda yaptıkları
açıklamalar sıradan bir refleks değil; demokratik siyasetin alanını koruma çabası olarak okunmalı.
KESK, TMMOB, Eğitim-İş, Eğitim Sen ve Hak-İş gibi yapıların temasları, yaşanan sürecin yalnızca
parti içi bir mesele olarak görülmediğini gösteriyor.
Uluslararası basının ilgisi de dikkat çekici. The New York Times, Reuters, Bloomberg, The
Guardian, Financial Times ve Die Zeit gibi yayın kuruluşlarının gelişmeleri yakından izlemesi
boşuna değil. Dünya kamuoyu, CHP’de yaşananları sıradan bir koltuk mücadelesi olarak değil;
Türkiye’de demokratik siyasetin geleceğini etkileyecek kritik bir kırılma olarak değerlendiriyor. Parti
meclisi ve yüksek disiplin kurulu üyelerinin isimlerinin dahi uluslararası haberlerde tek tek yer
alması, sürecin ne kadar yakından takip edildiğinin göstergesi.
Bugün herkes kendi bulunduğu yerden konuşuyor. Kimi hukuku işaret ediyor, kimi parti geleneğini,
kimi ise siyasi dengeleri… Ancak bütün bu tartışmaların üzerinde duran daha büyük bir gerçek var:
CHP yalnızca bir siyasi parti değildir. CHP, Cumhuriyet’in hafızasıdır.
Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti,
diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” sözü bugün yeniden ve daha güçlü biçimde anlam kazanıyor.
Çünkü yaşanan tartışmaların merkezinde yalnızca kişiler değil, aynı zamanda bir tarih, bir gelenek
ve bir siyasal miras bulunuyor.
Toplumun geniş bir kesimi artık kişisel hesaplaşmalardan çok, partinin bütünlüğünü koruyacak;
hukuku, meşruiyeti ve demokratik siyaseti önceleyecek bir dil görmek istiyor. Siyasetin ihtiyacı
olan şey yeni kamplaşmalar değil, güven verecek bir olgunluk.
“Gölge etme, başka ihsan istemez” sözü belki de bugün yaşananları en iyi anlatan cümlelerden
biri. Şimdi geriye yalnızca beklemek kalıyor. Kim haklı çıkacak, hangi kararlar tarihe nasıl geçecek,
bunu zaman gösterecek.
Ancak görünen bir gerçek var: Türkiye siyaseti önümüzdeki dönemde yalnızca yeni sonuçlara
değil, aynı zamanda yeni hesaplaşmalara da sahne olacak. Ve bu süreçte en önemli mesele, asırlık
çınarın köklerini koruyabilmek olacak.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER