Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen program, yeniden inşa edilen Meclis Kültür Sanat Meclisi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Programa Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve eşi Esra Masatlı, Hatay Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayrettin Güngör, Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, Hatay İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Mustafa Örgüt, Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Dinç, gastronomi bölümü öğrencileri, sektör temsilcileri, ulusal ve uluslararası basın mensupları ile öğrenciler katıldı.

Duruel: “Hatay’ın Kültürel Hafızası Gastronomiyle Yaşıyor”
Programın açılışında konuşan Mehmet Duruel, Hatay mutfağının yalnızca yemeklerden oluşmadığını, geçmişten günümüze taşınan kültürel hafızanın en güçlü taşıyıcılarından biri olduğunu vurguladı.
Duruel, her yemeğin ve her lezzetin geçmişten bugüne ulaşan bilgi birikimini, toplumsal hafızayı ve kültürel sürekliliği temsil ettiğini belirterek, gastronominin bilimsel araştırmalar ve akademik çalışmalarla desteklenmesinin önemine dikkat çekti.

Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde kültürel değerlerin korunmasının da büyük önem taşıdığını ifade eden Duruel, gerçekleştirilen panel ve çalıştayların Hatay’ın gastronomik mirasının kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli çıktılar ortaya koyacağını söyledi.
Güngör: “Hatay Sofrası Birlikte Yaşamanın Simgesidir”
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı adına konuşan Genel Sekreter Hayrettin Güngör, Hatay’ın tarih boyunca farklı inanç ve kültürlerin aynı sofrada buluştuğu bir şehir olduğunu belirtti.
Hatay’ın yalnızca yemek üreten bir şehir olmadığını vurgulayan Güngör, “Bu şehirde sofra, barışın ve kardeşliğin sembolüdür. Farklı inançlardan ve kültürlerden insanlar aynı ekmeği paylaşmış, aynı sofrada buluşmuş ve birçok mesele bir fincan kahve eşliğinde çözüme kavuşmuştur” dedi.

Hatay mutfağının Roma’dan Bizans’a, Arap kültüründen Osmanlı’ya kadar uzanan çok katmanlı bir medeniyet birikiminin ürünü olduğunu ifade eden Güngör, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer almanın da bu zenginliğin uluslararası düzeyde tescili olduğunu kaydetti.
Hatay’ın coğrafi işaretli ürün sayısının her geçen gün arttığını belirten Güngör, bu çalışmaların yalnızca bir tescil süreci değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması anlamına geldiğini söyledi.
Masatlı: “Hatay Mutfağı Bir Medeniyet Anlatısıdır”
Panel kapsamında gazetecilere açıklamalarda bulunan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde fiziki çalışmalar kadar kültürel mirasın korunmasına da önem verdiklerini söyledi.
Masatlı, gastronominin Hatay kültüründe zaten var olan bir gerçeklik olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir kepçe tünefinin etrafında, bir kase aşın başında, bir tandır ekmeğinin sıcaklığında bu şehrin tarihini, sabrını ve zarafetini görmek mümkündür. Hatay mutfağı yalnızca damaklara hitap eden bir değer değil; kültürel diplomasi, tanıtım gücü ve medeniyet anlatısı açısından da çok özel bir yere sahiptir.”

Hatay Valiliği olarak gastronomi mirasını günübirlik etkinliklerle değil, uzun vadeli kalkınma vizyonunun önemli bir parçası olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Masatlı; Antakya Gastronomi Çarşısı, Hatay Kültür ve Sanat Çarşısı, coğrafi işaret çalışmaları, kadın kooperatifleri ve “Hayat Hatay” markası gibi projelerin bu anlayışın ürünü olduğunu söyledi.
Masatlı ayrıca Belen’de restore edilen tarihi Kervansaray’ın “Hayat Hatay Kadın Emeği Yöresel Ürünler Pazarı” olarak hizmete açıldığını belirterek kadın girişimcilerin desteklenmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ifade etti.

Duran’dan Mesaj: “Hatay Güçlü Bir Gastronomi Markasıdır”
Programa gönderdiği mesajda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin gastrodiplomasi modelinin oluşturulmasına yönelik çalıştay serisinin gastronomi alanında öne çıkan şehirlerde sürdürüldüğünü belirtti.
Duran, ilk programın Gaziantep’te gerçekleştirildiğini hatırlatarak, medeniyetler şehri Hatay’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Hatay’ın binlerce yıllık tarihi boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Duran, bu kültürel çeşitliliğin mutfak kültürüne de yansıdığını söyledi.
Deprem sonrası yürütülen yeniden ihya çalışmalarına dikkat çeken Duran, Hatay’ın künefeden zeytinyağına, nar ekşisinden geleneksel ürünlerine kadar uluslararası ölçekte güçlü bir gastronomi markası potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
Emine Erdoğan’dan Video Mesaj
Program öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan tarafından gönderilen video mesaj katılımcılarla paylaşıldı.
Türk Mutfağı Haftası’nın bu yıl “Bir Sofrada Miras” temasıyla kutlandığını belirten Erdoğan, Türk mutfağının yalnızca yemek kültürü değil, aynı zamanda medeniyet hafızasını taşıyan önemli bir miras olduğunu ifade etti.

Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan bu zengin mirasın farklı kültürlerin katkısıyla eşsiz bir gastronomi değerine dönüştüğünü vurgulayan Erdoğan, sofraların tarih boyunca sevgi, saygı, paylaşım ve kardeşliğin buluşma noktası olduğunu söyledi.
Türk mutfağını “bir medeniyet okulu” olarak nitelendiren Erdoğan, bu kültürel mirasın yeni nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.
Gastronomi Eğitiminin Önemi Vurgulandı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Marka Ofisi Koordinatörü Ayben Ünel Kuşculuoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ayrıca Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdullah Dinç, Hatay Anadolu Şef Aşçılar Derneği temsilcisi Ahmet Uçman ve Restoran Şefi Eren Demirci de görüşlerini paylaştı.
Panelin dikkat çeken konuşmalarından birini yapan Sait Doğan, gastronomi eğitiminin yalnızca yemek yapmayı öğretmekten ibaret olmadığını söyledi.

Doğan, gastronominin kültürel mirasın korunması, belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması açısından stratejik bir alan olduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“İyi yemek yapmak tek başına yeterli değildir. O yemeğin hikâyesini, kültürünü ve değerini de bilmek gerekir. Gastronomi eğitimi alan bireylerin paylaşma kültürü, sürdürülebilirlik, yerel üreticiye duyarlılık ve meslek ahlakı gibi değerlerle yetişmesi gerekir.”
Hatay’ın misafirperverlik, dayanışma ve birlikte yaşama kültürünün gastronomi eğitiminde önemli bir model oluşturduğunu belirten Doğan, yetiştirilecek öğrencilerin aynı zamanda birer kültür elçisi olması gerektiğini vurguladı.
Yerel İşletmelerin Korunması ve Markalaşma Çağrısı
Panelde söz alan pastane işletmecisi Fevzi Kit ise yerel işletmelerin korunmasının önemine dikkat çekti.
Hatay’ın en büyük gücünün asırlık gastronomi geleneği olduğunu belirten Kit, geleneksel ürünlerin özünü koruyarak modern pazarlama teknikleriyle dünya pazarlarına sunulması gerektiğini ifade etti.

Dijital tanıtım araçlarının ve teknolojinin etkin kullanılmasının önemine değinen Kit, coğrafi işaretli ürünlerin küresel ölçekte marka değerine dönüştürülmesinin Hatay ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
Panel ve Çalıştaylar Devam Edecek
İki gün sürecek panel ve çalıştaylarda elde edilecek sonuçların, Türkiye’nin gastrodiplomasi modelinin oluşturulmasına katkı sunması ve Hatay’ın gastronomi mirasının uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılması hedefleniyor.
