Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Deniz Büstani
Deniz Büstani

Anlaşma Çıkmazsa Sıradaki Cephe Suriye Mi?

 

ABD ile İran arasında yürütülen görüşmelerde yıllardır benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. “Anlaşma çok yakın” açıklamaları geliyor, beklentiler yükseliyor, ancak kritik aşamada süreç yeniden tıkanıyor. Gerilim düşüyor gibi görünse de sahadaki hazırlıklar tam tersini söylüyor.

Özellikle Körfez ülkelerinin son dönemde attığı adımlar dikkat çekici. Savunma harcamaları artıyor, yeni mühimmat alımları yapılıyor, ekonomik güç diplomatik nüfuza dönüştürülmeye çalışılıyor. Körfez sermayesinin farklı ülkelere yönelik yatırım hamleleri yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik politikası olarak da okunmalı.

Bunun temel nedeni, ABD-İran görüşmelerinden kalıcı bir anlaşma çıkmayacağına dair bölgesel aktörlerde oluşan güçlü kanaat. Daha da önemlisi, birçok Körfez ülkesi olası bir başarısızlık durumunda yeni bir saldırı ve istikrarsızlık dalgasının doğrudan kendi güvenlik alanlarına yansıyabileceğini düşünüyor.

Washington cephesinde ise mesele yalnızca İran’la sınırlı görünmüyor. ABD’nin hedefinin, İran’ın bölgedeki nüfuz ağını Levant coğrafyasında da geriletmek olduğu değerlendiriliyor. Irak’taki Haşd eş-Şaabi ve Lübnan’daki Hizbullah gibi aktif yapıların etkisinin azaltılması bu yaklaşımın görünen kısmı.

Asıl dikkat çekici olan ise ABD’nin “uyuyan hücreler” olarak tanımladığı yapılar konusundaki yaklaşımı. Washington’da birçok çevre, İran’ın yıllar içerisinde oluşturduğu ilişkiler ağının yalnızca silahlı gruplardan ibaret olmadığına inanıyor. Özellikle Suriye’de değişen yönetim yapısı içerisinde, İran’a yakın unsurların farklı seviyelerde varlığını sürdürdüğüne yönelik değerlendirmeler yapılıyor.

Bu nedenle ABD’nin yeni Suriye yönetimine karşı zaman zaman mesafeli davrandığı, özellikle gelişmiş askeri teknoloji transferlerinde çekinceler taşıdığı görülüyor. Temel kaygı, sağlanacak askeri kapasitenin dolaylı yollarla İran bağlantılı yapılara ulaşabilmesi ihtimali.

Bu tablo bizi önemli bir soruya götürüyor:

ABD, Suriye yönetimini Hizbullah’a karşı daha aktif bir pozisyona zorlar mı?

Kesin konuşmak mümkün değil. Ancak mevcut gelişmeler, Şam yönetiminin önümüzdeki dönemde Hizbullah ve İran bağlantılı yapılara karşı daha net tercihler yapmak zorunda kalabileceğini gösteriyor.

Sorun şu ki, Suriye henüz iç dengelerini tam anlamıyla tesis etmiş değil. Etnik, mezhepsel ve sosyal fay hatlarının hâlâ canlı olduğu bir dönemde yeni bir cepheleşmenin ortaya çıkması, ülkeyi yeniden ciddi kırılmalarla karşı karşıya bırakabilir. En kötü senaryoda yeni bölünmeler, en iyimser senaryoda ise daha gevşek ve federatif eğilimlerin güçlenmesi gündeme gelebilir.

Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ve ekibinin bu risklerin farkında olduğu değerlendiriliyor. Bu nedenle Şam yönetimi, Hizbullah ile doğrudan bir çatışma hattına sürüklenmek istemiyor. Ancak bölgesel ve uluslararası baskıların artması halinde manevra alanının ne kadar korunabileceği belirsizliğini koruyor.

Peki Türkiye bu tablonun neresinde?

Türkiye açısından Suriye yalnızca bir dış politika meselesi değil, doğrudan milli güvenlik konusudur. Son iki yılda sahada önemli faaliyetler yürütülse de, ortaya çıkan sonuçlar ile verilen görüntü arasında zaman zaman ciddi farklar oluştuğu görülüyor.

Sahada çalışan görevlilerden sivil yardım kuruluşlarına kadar birçok aktör yoğun çaba gösteriyor. Ancak yüksek sesle anlatılan faaliyetlerin tamamı aynı ölçüde etki üretmiyor. Bu noktada Türkiye’nin en büyük güvencesi, sahada görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik kurumlarının oluşturduğu caydırıcılık olmaya devam ediyor.

Ne var ki bu güven duygusu, diğer kurumlarda rehavete dönüşmemeli. Suriye’de yaşanan dönüşüm henüz tamamlanmış değil. Bölgenin geleceğini şekillendirecek süreç devam ederken, günü kurtaran yaklaşımlar yerine uzun vadeli ve gerçekçi stratejilere ihtiyaç var.

Çünkü bugün atılmayan her adımın maliyeti, yarın çok daha ağır olabilir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER