Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Neval Oğan Balkız
Neval Oğan Balkız

İoanna Kuçuradi’ nin Ardından

Çok üzgün ve  acılıyım.

Yaşamı, insan ve dünya problemlerini felsefi bilgi ile kavrama yeteneğini bana kazandıran,  akademik alanda çalışmayı  sevdiren, bilge insan  Sevgili Hocam Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi kaybettik.

Eksikliğini hep duyacağım.

Ondan öğrendim; felsefeyi, felsefi düşünsel etkinliği,  bu duşünsel etkinliğin aydınlattığı aklın bilgisini ve  kullanımını  ve bu bilgiyle gerçeği kavramayı; ‘yaşamı , ‘varlığı’, ‘bilgiyi’,  ‘değer’i’  anlama, anlamlandırma, bu anlam bilgisi ile koşulları  değiştirme  “etik” bilinçle değerlendirme yapma   gücünü…

Insan haklarının düşünsel temellerini, insan onuru ile bağlantısını, bu baglantı ile güncel ihlalleri kavramayı ve insan haklarının korunmasının gereklerini, bunun icin nasıl mücadele etmek gerektiğini ondan öğrendim.

Sonsuz teşekkürlerimi, saygıyla sunuyorum.

En büyük şansım, akademik yaşamıma Hacettepe Üniversitesi’nde, onun asistanı,  kurduğu  ve alanında ilk olan “İnsan Hakları ve Felsefesi Araştırma ve Uygulama Merkezi’ inde  kürsü çalışma arkadaşı, bir anlamıyla da  öğrencisi olma ve beş yılı birlikte geçirme şansı yakalayarak, başlamak oldu.

Çok Yönlü Bir Bilge

Kararlı, azimli, çalışmayı çok seven, son derece disiplinli, yılmak bilmez,  baskın özellikleri olan bir kişilik ve  haylaz, kışkırtıcı sorularla kişiyi sistematik düşünmeye zorlayan bir mantık, yaratıcı  bir kavrama gücü, altı dili çok ustalıkla, eksiksiz bir mükemmelik ile  kullanan bir  yetenek,  ince zevkleri olan bir ruh ve  mavi gözlü, çok güzel bir kadın…

Yirmibirinci Dünya Felsefe Kongresinin,  “Dünya Problemleri Karşısında Felsefe” konu   başlığıyla, Türkiye’ de  düzenlenmesini sağlamıştı.Unesco Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü ile Dünya Felsefe Kongresi   Başkanlığını yürüttüğü  dönemde,   2003 yılında İstanbul Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirdiğimiz kongrede,  tüm dünya ülkelerinden  en önemli felsefecileri  ve bilim insanlarını bir araya getirmişti.  Kongrenin hazırlık aşamasını, onun önderliğinde Ana Bilim Dalında görevli    tüm arkadaşlarımızla birlikte yürütmüş, onun önerisi ile belirlenen benim de aralarında olduğum akademisyenler, Kongrede   bimsel sunumlar gerçekleştirmiş ve çok şey öğrenmiştik.

Kongre sonrasında,  ( benim sunmuş olduğum bildirinin de  yer aldığı)  metinleri içeren   kitabı,  titiz bir çalışmayla (ingilizce ve türkçe olarak) hazırlamış,   ulusal ve uluslararası  akademik alana kazandırmıştı.

Ioanna Kuçuradi, örgütlenmeye ve örgütlü olmaya  hep inandı,  Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun onursal başkanı olarak, durmadan  üretti,   insan hakları kuruluşlarında kurucu olarak  yer aldı,  calışmalara katıldı,  ders verdi.

Yaşamı boyunca feksefe alanında  binlerce ögrenci yetiştirdi, çok önemli kitaplar kaleme aldı.

Türkiye ‘ de insan hakları eğitimi için bir ilk oluşturan  temel ilkeler ve öncülleri  yazdı ve yürüttüğü insan hakları egitimi  programlarında uyguladı, cok sayıda insanı, ozellikle sosyal hizmet uzmanları,   doktorlar, hukukcular, kolluk kuvvetleri mensubu gibi grupları  eğitti.

Cağından Sorumlu Bir Felsefeci

Türkiye’ de ve dünyada yaşanan probemlere   felsefi bir  temellendirme ile yeni bir bakış ve kavramlaştırma  getirdi. “Insan hakları” ve “etik” ile birlikte,  bir kavram ve bir durum olarak “barış”,   tarihsel ve güncel bağlamlarıyla “adalet”,  türetilme biçimi ve norm özelliği  olarak bir erk alanı  olan “hukuk”,   “kalkınma ve büyüme”  öncelikli ekonomik düzenin insan haklarına aykırılık özelliği ve  elbette,  “hukuksal bir insan örgütlenmesi” olarak devletin   “kendi başına varlık” olarak   algılanmasının yol açtığı sorunlar ve  “demokrasiyi”  bu yüzyılda bekleyen tehlikeler, postmodernizmin aşılması için yapılması gerekenler ile  “özgürlük”, “özgür insan kimdir”  sorusu,   onun düşün dünyasında üzerinde en çok durduğu konu ve durumlar oldu.

Seyyid Nesimi’nin ‘melamet bilincini’  anlatan “Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi, kâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni” dizeleri  ile başlayan şiirini  ve uyarlanan türküyü çok severdi.

2003 yılı yılbaşı öncesi son ders gününde,  Felsefe Anabilim  Dalı  kadrosu olarak bizi topladığı o neşeli günde, bu türküyü sevgiyle söylediğini hep hatırlayacağım. Hindistan ziyareti  dönüşünde  bana getirmiş olduğu bilgelik  tanrıçası Minerva’nın (Athena) sembolü  baykuş figürünü  yaşamım boyunca saklayacağım.

Her ay olduğu üzere, Ağustos ayında da konuşmuştuk, son olacağını bilmeden… Ayağının  kırılması onu yormuştu, iyileşince,  Antakya’ ya gelecekti, sozü vardı. Bizlere  antik dönem düşünce dünyasını, o dönemlerde Antakya’ da kurulan Felsefe Okulunu  ve günümüz sorunlarına, özellikle deprem sonrası koşulların ağırlığı altında,   felsefe ile bakabilmeyi anlatacaktı…

O şimdi “Gökyüzüne  çıktı ve  seyretmekte âlemi!” Sözü ve anısı  yeryüzünde bizimle  yaşayacak…

Insanlığa Uyarısı

Felsefe Günu dolayısıyla yayınladığı  son mesajda, insanlığın değerlerine ilişkin bilgisizliğin geleceğe ilişkin en yaşamsal sorun olduğunu vurguluyor, iktidarlara ve insanlığa çok önemli bir uyarıda bulunuyordu:

“Öyle görünüyor ki, insanlık olarak kendimizi silkelemediğimiz ve bazı umut verici gelişmeleri daha çok teşvik etmediğimiz takdirde, 21.yy makineleriyle donatılmış bir karanlık çağın dünyayı kaplaması olasılığı gitgide artıyor…

Değer bilgisinden oluşan ‘etik ‘ile kültürel değer yargılarından normlardan oluşan ahlakların farkını görmeyenlerin, bu bilgisizliği gitgide yaygınlaşan insanları ‘robot’laştırma, robotları ‘insan’laştırma çabalarına da yansıyor…

Dünyanın dört bucağından olan bitenlere baktığımızda postmodernizmin en uç sonuçlarının yaşandığını görüyoruz… Sınırlarına dayanmış olan postmodernizmin aşılmasının felsefi değer bilgileriyle olabileceği umuduyla,  günün olan bitenlere değer bilgileriyle bir hesaplaşma günü olmasını dilerim. ”

Bu uyarıyı hepimiz çok ciddiye almalıyız.  Geleceğe dair iyiyi umut edebilmek için!…

Felsefe’ye, Felsefi düşünsel etkinliğe,  onun aydınlattığı aklın bilgisine ve bu bilginin kullanımınının insanı  özgürleştirmesine  sahip çıkmak, size  sözümüz olsun!

Güle güle  Sevgili Hocam…

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER