Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Mehmet Karasu

Antakya: Acının İçinden Yükselen Işık

 

 

Son beş yıl…

Takvim yapraklarına sığmayacak kadar ağır, insan yüreğine kazınacak kadar derin geçti.

Hepimiz anımsıyoruz.

Evlerimize kapanıp pencerelerden hayata baktığımız o günleri… Kovid’in sessiz korkusunu, sokakların ıssızlığını, birbirine dokunamayan insanların içten içe büyüyen özlemini… O günlerde yalnızca bir salgın yaşamadık; aynı zamanda içimize doğru uzun bir yolculuğa çıktık. Yorulduk, eksildik, değiştik.

Ama yaşadıklarımız bununla sınırlı kalmadı.

Ormanlarımız yandı.

Sular kentlerimizi yuttu.

Sonra… yer, bütün ağırlığıyla sarsıldı.

Ülkemizin dört bir yanı bu felaketlerle sınanırken, acının en derin yerinde Kadim Kent Antakya durdu. Sadece binalar yıkılmadı; bir şehrin hafızası, sesi, kokusu da yaralandı. Sokaklar sustu, evler dağıldı, anılar enkazın altında kaldı.

Oysa Antakya, yüzyıllardır dillerin, inançların ve kültürlerin yan yana yaşadığı bir insanlık mirasıydı. Aynı sofrada buluşmanın, aynı gökyüzüne bakmanın, farklılıklarla birlikte var olmanın kentiydi. İşte o kadim kent, şimdi acının içinden yeniden kendini arıyor.

Bazı acılar vardır, anlatılamaz.

Söz eksik kalır, tümceler yetersizleşir.

Antakya’nın yaşadığı tam da böyle bir acıdır.

Ama bütün bu karanlığın içinde sönmeyen bir şey var:

İnsanlık.

Bir elin başka bir ele uzandığı an…

Bir kapının tereddütsüz açıldığı an…

Bir lokmanın bölüşüldüğü, bir omuzun diğerine yaslandığı an…

İşte hayat tam orada yeniden başlıyor.

 

Biz bunu kaybetmedik.

Ne birbirimizden vazgeçtik ne Antakya’dan, ne de bu ülkenin yarınlarından.

Evet, bayramlar eskisi gibi olmadı.

Sofralar eksildi, sandalyeler boş kaldı. Ama yine de o sofralarda bir ışık vardı. Çünkü bayram sadece sevinç değildir; anımsamaktır, sahip çıkmaktır, umudu yeniden kurmaktır.

En önemlisi, “Biz buradayız” diyebilmektir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda açıkça görüyoruz:

Çok kaybettik.

Çok acılar çektik,

Çok ağladık.

Çok yorulduk.

Ama hâlâ buradayız.

İşte bu, her şeye rağmen en büyük umuttur.

Çünkü insan, acıyla yoğrulsa da sevgiden vazgeçmediği sürece ayakta kalır. Antakya’nın kalbi hâlâ atıyorsa, bu ülkenin yarınları hâlâ mümkün demektir.

Belki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Ama biz, o eskiyi yüreğimizde taşıyarak yeni bir hayat kuracağız.

Daha kırılgan…

Ama daha derin bir sevgiyle.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER