Eski Antakya’nın güzelliğine, asaletine ve zarafetine şahit olmuş biriyim ben.
Bu yüzden bugün sana sitem etmeye de hakkım var Antakya…
Sen nasıl bir şehirdin, hatırlıyor musun?
Dünyada eşin benzerin yoktu.
Medeniyetlerin başkentiydin.
İlklerin, inancın, hoşgörünün şehriydin.
Aynı cadde üzerinde Cami, Kilise ve Havra’nın gölgesinde insanlar yan yana yürürdü.
Aynı çarşıda Müslüman, Hristiyan, Yahudi komşular birbirine selam verirdi.
Kurtuluş Caddesi’nde dünyanın ilk ışıkları yanarken, insanlığın ortak umudu da aydınlanırdı sanki.
St. Pierre’de dualar göğe yükselirdi.
Habib-i Neccar’da ezan yankılanırdı.
Vakıflı’da bir köy, bir kültür, bir hafıza dimdik ayakta dururdu.
Sen sadece bir şehir değildin Antakya…
Sen birlikte yaşamanın adının konulmuş halindin.
Sonra 6 Şubat geldi…
Bir gecede değil, bir anda çöktü asırlık hafızan.
Taş üstünde taş kalmadı derler ya…
Sende gerçekten kalmadı.
Sokakların sustu.
Martıların beyazlığı küle bulandı.
Yıldızların bile daha sönük görünür oldu gözüme.
Seni altınla donatsalar ne olur?
Saraylar yapsalar, köşkler dikseler ne değişir?
Ben eski komşumu göremedikten sonra…
Çocukluğumun sokağında aynı kahkahayı duyamadıktan sonra…
Hatıralarımın izini o taş duvarlarda bulamadıktan sonra…
Mutlu olabilir miyim?
Sen bana sevgiyi öğrettin Antakya.
Kardeşliği, hoşgörüyü, sabrı öğrettin.
Zeytinle ekmeği paylaşmanın onurunu öğrettin.
En yoksul günlerinde bile insanı zengin hissettiren bir kalbin vardı senin.
Akasyalar açarken sarmaşık güllerine yaslanan,
Akşamları dost ıslıklarıyla yankılanan bir kalp…
Şimdi seni her gördüğümde içim burkuluyor.
Sanki giysilerini kaybetmiş, yaralarını saklayamayan bir şehir gibisin.
Ama biliyorum…
Külün altından filiz veren bir toprağın var senin.
Yeter ki demografin bozulmasın.
Yeter ki kültürel bağların kopmasın.
Yeter ki o birlikte yaşama ruhu yeniden nefes alsın.
Çünkü Antakya’yı Antakya yapan taşları değil;
insanlarıydı.
Bizdik.
Ve eğer biz o ruhu yeniden ayağa kaldırabilirsek,
işte o zaman gerçekten yeniden doğarsın.
Sümbül gözlüm Antakya…
Seni eski zarafetinle yeniden görmek istiyorum.
Yoksa gözüm açık giderim
