Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

Barış Süreçleri Doğayı Kurtarabilir Mi? Yeni Bulgular Ortaya Çıktı

Türkiye’de çok sayıda çevre ve sivil toplum kuruluşunun imzasını taşıyan “Doğayla da Barış” raporu yayımlandı. Raporda, çatışmalı süreçlerin doğa ve toplum üzerindeki etkileri ele alınırken, kalıcı barışın ekolojik boyut dikkate alınmadan sağlanamayacağı vurgulandı.

Türkiye’de çok sayıda çevre ve sivil toplum kuruluşunun imzasını taşıyan

Çatışma süreçlerinin doğaya etkisi

Türkiye’de uzun yıllardır süren çatışmalı süreçlerin, yalnızca toplumsal yaşamı değil, doğayı da ciddi şekilde etkilediği “Doğayla da Barış” raporunda ortaya kondu. Raporda, köy boşaltmaları, güvenlik gerekçesiyle yapılan orman tahribatı, askeri yasak bölgeler ve altyapı projelerinin ekosistem üzerinde kalıcı hasarlar yarattığı ifade edildi. Bu etkilerin tarım, hayvancılık ve yerel yaşam biçimleri üzerinde doğrudan sonuçlar doğurduğu kaydedildi.

Ekolojik boyutun barış süreçlerinde göz ardı edilmesi

Rapor, bugüne kadar yürütülen barış süreçlerinde doğaya verilen zararların çoğunlukla ikincil bir konu olarak ele alındığını belirtiyor. Oysa ekolojik yıkım, toplulukların geçim kaynaklarını ve yaşam hakkını tehdit ediyor. Raporda, bu nedenle barış süreçlerinde doğanın da dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Su, tarım ve ormanlar üzerindeki baskı

Çatışma dönemlerinde su kaynaklarının kontrolü, tarım alanlarının kullanılamaz hale gelmesi ve ormanların tahrip edilmesi raporda öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Ayrıca madencilik faaliyetleri ve çevresel denetim eksikliklerinin su, hava ve toprak kirliliğini artırdığı ifade edildi. Raporda, savaş ve çatışmalar sırasında kullanılan mühimmat kalıntılarının ise uzun yıllar boyunca hem doğa hem de insan sağlığı açısından risk oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

Ekolojik adalet ve hukuki düzenleme çağrısı

Rapor, ekolojik adalet mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Doğaya yönelik ağır tahribatların “ekokırım” kapsamında değerlendirilmesi ve iç hukukta suç olarak tanımlanması önerildi. Ayrıca, ekolojik hakikat komisyonlarının kurulması ve zarar gören alanlar için tazminat mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi.

Yerel katılım ve şeffaflık

Barış sürecinin demokratik ve katılımcı bir şekilde yürütülmesinin önemine değinilen raporda, yerel halkın karar alma süreçlerine dahil edilmesi ve şeffaf veri paylaşımının sağlanmasının, hem toplumsal hem de ekolojik adalet açısından belirleyici olduğu ifade edildi.

Uluslararası örnekler ve öneriler

Raporda, farklı ülkelerdeki barış süreçlerinden örnekler verilerek ekolojik iyileştirme ve tazmin mekanizmalarının barışın kalıcılığına katkı sunduğu aktarıldı. Sınır ötesi iş birlikleri ve “barış parkları” gibi uygulamaların geliştirilmesi, kalıcı barışın sağlanmasında önerilen yöntemler arasında yer aldı.

Sonuç: ekolojik boyut olmadan kalıcı barış mümkün değil

Rapor, doğa ile uyumlu bir yaklaşım benimsenmeden kalıcı ve adil bir barışın sağlanmasının zor olduğunu ortaya koyuyor. Ekolojik yıkımın giderilmesi ve doğanın korunmasının, barış süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olması gerektiği bir kez daha vurgulandı.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz:

Dogayla da Baris Raporu_Eylul 2025_s