Belediyecilik ve biz…

Antakya ve hikayemiz…

Antakya’dayız…
İki belediyeli kentte !

Lafta, medeniyetler kentinde !

Burası, Şehit Polis Metin Sürer Parkı ! Hani hakkında sık sık haber yaptığım, çokça kirli, çokça bakımsız, çokça da unutulmuş olan ! 
İsim tabelasında ŞEHİT ismi yazınca, biraz daha ÖZENLİ olurlar BELKİ diye bekliyorsunuz ama… Bu konuda da bir İSTİSNA yaratamıyoruz
anlaşılan ! Her yerde neysek, burada da ötesine geçemiyoruz !

Cumartesi günü parkın içinden geçenler, neredeyse tüm çöp bidonlarının yere dökülen haliyle karşılaştı… Etrafa saçılan çöpler, tüm gün
 boyunca orada kaldı ! Kimse gelmedi ! Zaten o gün de park, belediyenin gündemine hiç giremedi, ki konu sadece çöpler de değildi !

Parkın içindeki bir kamelya da çökmüştü !

Aslında birileri tarafından zarar verildiği aşikar hali gözlerden kaçmadı ! Kamelyaya ait oturma grubunun bir parçasının kendinden 
uzak bir yere savrulmuş hali de buna dair ! Eldekinin bu kirli, zarar görmüş, çöp içindeki fotoğrafı tüm Cumartesi sürdü ! Pazar sabahı 
ekmek almak için evlerinden çıkıp parkın içinden geçenleri bu görüntü karşıladı yine !

Pazartesi mi ?

Yok !

Hiç bir şey değişmemişti !
Kimseler gelmemişti !
Çöpler her yerdeydi !
Kamelya da öyle…

Anlatacağınız, koca hafta sonu, halka açık bir parkın durumu buydu !

Ciddi ciddi soralım mı, bu kenti yöneten iki belediyeye !?

İsmine ŞEHİT hassasiyeti eklediğiniz park adına, NİYE işinizi daha temiz yapmıyorsunuz ? Konu, “SORUMLU HANGİ BELEDİYE” durumu
değil ! Çünkü bu şehirdeki kontrolsüz hizmet algısı, kentin yaşam kalitesini ciddi ciddi tehdit ediyor artık ! Kenti yöneten 
iki belediye arasındaki gereksiz rekabet, ortaya karışık bir durum yaratmaktan öteye geçemiyor ! Bir dünya kentini yönettiğini 
unutanların elinde ha bire çekiştirilen bu şehir, sermayeden yemeye devam edenlerin elinde tükeniyor !

Sadece bu park da değil, halimizin son fotoğrafı !

Vakıf İşhanı arazisi, bahse konu rekabetin (!) son imzası !

Peki, bitirir miyiz BEN kavgasını bir gün ! Sahne kavgamızın MİKROFON EN SON KİMDE KALACAK halini bir kenara koyup, BİZ olur muyuz ? 
Herkesin kendi restorasyon projesiyle KURTARILMIŞ BÖLGELER yarattığı binlerce yıllık bir dün hikayesini, içine atıldığı karmaşadan
çıkartır mıyız ?

İsterdim ki,

…ben gibi çok ülke gezmiş bu kenti yönetenler, gittikleri ülkelerin YAŞANABİLİR ve ULAŞILABİLİR kent kalitesini de incelesinler ! 
Görsünler, yapılan işi ! Yapılma şeklini en çok da ! Peyzaj denenin NE olduğunu hele ki !

Biraz da heykel çalışsalar mı !?

Polonyalı heykeltıraş Malgorzata Chodakowska'nın "Fontaines" (Çeşmeler) ismini taşıyan, kil ve bronz malzemeyle hazırladığı süs 
havuzu heykelleri vardır, bilir misiniz ? Su, heykellere can vermiştir orada… 

Su ve heykeli bir araya getiren bu tasarımları bu kentin parklarında hayal ettim de bir an…

Haklısınız !

Hikayemiz, 40 FIRIN EKMEK hikayesi !

Değişmiyoruz !

Mesela…

Antakya’nın Fatih Caddesi boyunca var olan tüm ağaçları YAŞLI / HASTA diyerek kaldırdık aylar önce, ama yerlerine 1 tane bile fidan
 dikmedik ! Tüm caddeyi, yenilediğimiz kaldırım ve yolla beraber bitirdik, buna da HİZMET dedik !

Aslında,

…korkutucu olan, AĞAÇSIZ bir kent formu yaratanlar değil, ama bunu yapanlara karşı kimsenin ayağa kalkıp da NE YAPIYORSUN diye 
sormaması, olana bitene TEPKİ göstermemesi, sökülen / kesilen ağaçları SORGULAMAMASI, finali yapıp da gidenleri AĞACIMI GERİ İSTİYORUM diye çağırmaması !

Oysa ki bu ülke, İstanbul / Taksim / Gezi Parkı’nda tek bir ağaç kesilmesin diye BİZ olmamış mıydı !

Buradaki BİZ nerede sahi ?
O da mı söküldü köklerinden ?

Düşünün !

Halimizin son fotoğraf karesinde NE var, biraz düşünün !