Bugün bayram. Her yıl olduğu gibi yine aynı cümleyi kuruyoruz ama her defasında başka bir anlam
yüklüyoruz ona. Çünkü bayram, yalnızca takvimde işaretlenmiş bir gün değil; biraz geçmiş, biraz
bugün ve en çok da gelecek demek.
Çocuklar için bayram, saf bir sevinçtir. Koşmak, gülmek, oyun oynamak… Yarın yine çocuk
olacaklar; yine gülecek, yine eğlenecekler.
Ama bugün, o neşeye biraz daha fazla anlam yüklemek gerekiyor. Çünkü bu bayram, diğerlerine
pek benzemiyor. İçinde eksikler var: emek eksik, çiçek eksik, kimi zaman kadınların sesi eksik.
Yine de bayram demekten vazgeçmiyoruz. Belki de tam bu yüzden, eksik olanı arıyoruz. Tıpkı bir
bulmaca gibi… Bu bayramda da farklı olanı değil, eksik olanı tamamlamaya çalışsak? Çiçeği
yeniden hatırlasak, emeği yeniden yüceltsek, sesi kısılmış olanı yeniden duysak…
Bayramlar aynı zamanda hatırlama günleridir. Mezarlıklar ziyaret edilir, çiçekler bırakılır, dualar
edilir. Bu, yalnızca bir gelenek değil; bir bağ kurma biçimidir. “Sizi unutmadık” demenin sessiz ama
derin bir yoludur. Çünkü bayram, yaşayanlarla ölülerin, geçmişle bugünün arasındaki ince
köprüdür.
Ama bayram sadece geçmişe bakmak değildir. Çocuklara bakmaktır biraz da. Onlara nasıl bir
dünya bırakacağımızı düşünmektir. Eğlenelim elbette; gülelim, oynayalım. Ama bir yandan da
geleceği şekilendirdiğimizi unutmayalım. Çünkü yarın, bugünün içinden doğar.
Bayramlar gelip geçecek. Haftalar, aylar, yıllar… Daha nice bayramlar göreceğiz. Belki bazıları
eksik olacak, bazıları daha coşkulu. Ama her biri bize aynı şeyi hatırlatacak: Bir arada olmanın,
hatırlamanın ve umut etmenin kıymetini.
Dünya durdukça bayramlar da olacak. Ve biz kutlamaya devam edeceğiz. Belki bir gün, çiçeklerle
daha çok bezenmiş, emeğin daha görünür olduğu, herkesin kendini içinde bulabildiği bayramlar
yaşayacağız. İşte o zaman, bayramın yalnızca bir gün değil, bir duygu olduğunu gerçekten
anlayacağız.
Bugün bayram.
Gelin, hem gülelim hem de eksikleri görelim.
Ve en önemlisi, yarınları çocuklara yakışır bir bayram gibi kuralım.
Nice bayramlara…

YORUMLAR