Çıkardıklarımız neydi?

Peki Ya Saklı Hikayeleri! 2017 senesi içinde başladı hikâyesi… Büyükşehir Belediyesi’nin nehir yatağında iş makineleri yardımıyla gerçekleştirdiği bir altyapı çalışması sırasında ortaya çıktı. Önce biri, sonra diğerleri! Ama ‘eski Roma’ olduklarının kabulü beklenenden uzun sürdü, ki çokça unutuldu, ama finalde beklenene imza atıldı, korumaya alındı! Ama finalin bekleneni yine olmadı ve ‘sustuk’ ya da susturulduk! […]

Peki Ya Saklı Hikayeleri!

2017 senesi içinde başladı hikâyesi… Büyükşehir Belediyesi’nin nehir yatağında iş makineleri yardımıyla gerçekleştirdiği bir altyapı çalışması sırasında ortaya çıktı. Önce biri, sonra diğerleri! Ama ‘eski Roma’ olduklarının kabulü beklenenden uzun sürdü, ki çokça unutuldu, ama finalde beklenene imza atıldı, korumaya alındı! Ama finalin bekleneni yine olmadı ve ‘sustuk’ ya da susturulduk! Hangisi?
Bu kent adına ayağa kalkanların ‘ayağa kalkma şekillerini’ tartışmaya açmak gerek önce, ardından da ayağa kalktıklarında ‘gündeme aldıkları konuları’ sorgulamak! Yanı başından geçip gittiğimiz şehrin hikâyelerinin çığlık çığlığa hallerini görmeden, duymadan ve de bilmeden nefes alıp veriyor oluşlarına mı? Belki de şapka çıkartmak gerek, ki bu da yetenek olmalı, bunu kabul etmek gerek! Olanı gören ama görmemezlikten gelen, yaşananlara şahitlik eden ama bilmemezlikten gelen, kulağına çarpan gerçeğin şahitliğinde sağır dolaşanlara madalya vermek lazım! Çünkü bu şehir, barındırdığı kalabalığa rağmen ölüyorsa, tablomuz bundan fazlası değil!
Haberimiz, bu kenti anlatıyor… Antakya’yı! Jiddu Krishnamurti’yi anmamak olmaz o zaman, ki o da demiş ki;
“Toplum; dikkatli, kıvrak zekalı, devrimci kişileri çoğu zaman istemez. Çünkü öyle kimseler, oluşturulmuş sosyal kalıba uymayacaklar, yapıyı bozabileceklerdir. İşte bu yüzden, toplum, sizin zihninizi o kalıplarda tutmaya, sözde eğitimleri ile gördüğünüzü kopyalamanıza, takip etmenize ve boyun eğmenize ön ayak olur.”
-SUSTUK!-
Yaşananlar buna mı dair bilinmez ama, geçtiğimiz günlerde, Asi Nehri’nin Antakya merkezdeki yatağında ortaya çıkan eski Roma mimarisinden kalan parçaları bir vinçle bulunduğu yerden çıkaran, bir kamyona yükleyen ve ardından da bir depoya istifleyenlerimiz yine sustu. Bu kent adına ara ara ayağa kalkanlar mı? Sormadı! Tek bir soru bile sormadı! Bulunanların ne olduklarını, hikâyelerini, tarihsel detaylarını sormadı! ‘Nefes Nefese’ adlı bir dizi için ardı ardına açıklama yapanlar ve bu kentin imajını kurtarmak (!) için savunma hattı kazanlar, bu kentin kültürel ve tarihi emanetleri üzerine çekilen perdeleri aralamak için tek bir soru dahi sormadı! Kurumlar mı? Onlar da sustu! Ne Hatay Arkeoloji Müzesi’nden bir açıklama geldi ne de kurumsal suskunluğunun geleneğinde konuşmamasına alıştığımız İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bir basın açıklamasına gerek duydu! Merakımız, bu ‘suskunluk’ bir Bakanlık emri mi, yoksa yerel bir tercih mi?
-Tamer Yazar-

Exit mobile version