Jeoloji Uzmanı Osman Bektaş, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güncel sismik hareketliliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bektaş, geçmiş büyük depremlerle birlikte ana fay hattında enerji boşalımı yaşandığını ancak yer altındaki stresin tamamen ortadan kalkmadığını ifade etti.
1939–1943 depremleri sonrası kritik süreç
Uzman değerlendirmelerine göre 1939, 1942 ve 1943 yıllarında Orta Anadolu’da meydana gelen büyük depremler, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde önemli ölçüde enerji boşalmasına neden oldu. Ancak Osman Bektaş, bu sürecin ardından fay sisteminin “sessizliğe gömüldüğü” düşüncesinin eksik olduğunu vurguladı.
“Stres yok olmadı, yer değiştirdi”
Bektaş, yer altındaki gerilimin tamamen kaybolmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“1939, 1942 ve 1943’teki büyük depremlerle enerjisini boşaltan Kuzey Anadolu Ana Fayı, o günden beri derin bir sessizliğe gömüldü. Ancak yer altındaki stres yok olmadı, sadece yer değiştirdi.”
Yan faylara stres transferi
Uzmanlara göre ana fay üzerindeki gerilimin bir kısmı, “at kuyruğu” olarak tanımlanan tali fay hatlarına aktarıldı. Bu durum, Orta Anadolu’daki bazı bölgelerde sismik hareketliliğin artmasına neden oluyor.
Tokat, Çorum ve Amasya çevresindeki küçük ve orta ölçekli fay hatlarında son yıllarda meydana gelen depremler, bu sürecin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
“Orta Anadolu hareketli bir sürece girdi”
Osman Bektaş açıklamasında, bölgedeki sismik hareketliliğin zamana bağlı doğal bir süreç olduğunu belirtti. Buna göre büyük depremlerden yıllar sonra stres, derin katmanlardan yüzeye ve yan faylara doğru yayılabiliyor.
“Tedbirli ama sakin olunmalı”
Bektaş, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Özetle; ana gövde dinlenirken, onun yükünü sırtlayan yan kollar sarsılmaya devam ediyor. Tedbirli ama sakin kalmalı, bilimin sesine kulak vermeliyiz.”
