Bu ülkede rakamlar konuşuyor ama ne yazık ki adaleti fısıldamıyor. Aynı cümle içinde yan yana
geldiğinde bile insanın içini acıtan rakamlar bunlar.
Bir yanda Bakan Mehmet 72.345 TL zam, diğer yanda emekli Mehmet 2.058 TL.
Bu iki “Mehmet” arasındaki uçurum yalnızca bir gelir farkı değil; bu, açık bir adalet sorunudur.
Bugün en düşük memur emeklisi 22.671 TL alırken, en düşük Bağ-Kur emeklisi 16.881 TL’ye, en
düşük SSK emeklisi ise 18.418 TL’ye mahkum ediliyor. Yapılan zamlarla Bağ-Kur emeklisi 18.939
TL’ye, SSK emeklisi ise 20.658 TL’ye çıkabiliyor. Rakamlar artıyor gibi görünüyor ama hayat
pahalılığı karşısında bu artışlar eriyip gidiyor.
Öte yandan milletvekili maaşı 273.196 TL. Cumhurbaşkanı emekli olduğunda ise 489.576 TL
alacak.
Bu rakamlar adeta başka bir ülkeden, başka bir hayattan kopup gelmiş gibi. Çünkü aynı ülkede
yaşlılık, engelli, dul ve yetim aylıkları dipte sürünüyor. Onlar ne zam tablosunda görünür ne de
gündem başlıklarında yer bulur. Sessizce üzülür, sessizce geçinmeye çalışırlar.
Elbette böyle olmak zorunda değil. Ama ne zaman “doğru” olanı yaptık ki?
Oysa doğruyu yapabilsek, düze çıkabiliriz.
Düzlüğe çıkarsak önümüzü görürüz. Önümüzü görürsek yolumuz aydınlanır. Yolumuz aydınlanırsa,
sonu da ışıkla biter.
Bunun için çalışmak gerekiyor. Ama yalnızca çalışmak değil; doğruyu aramak, adaleti gözetmek ve
insanı merkeze almak gerekiyor.
Çaba gösterirsek gelecek günler umut dolu olabilir.
Umudu bilerek çalışırsak, bilinçle adım atarsak bu ülkenin yarınları gerçekten aydınlık olabilir.
Adım atalım.
Adalet için, emek için, insan onuru için.
Çünkü aydınlık bir gelecek, tesadüfen değil; doğru tercihlerle kurulur.

YORUMLAR