Erdoğan çok haklı !

Memur ağlıyor, gençler işsiz !

Güne DÜN’le başlayalım mı ?

O zaman, 20 sene öncesi gelsin…
Ne haldeymişiz, anlatsın…

“Hazineden çıkan paralar !

Bunlar; fakir fukaranın, garip gurebanın, yoksulun ! Bunların imkanlarıdır, bunların haklarıdır ! Bu haklar harcanmıştır, bu haklar yok edilmiştir !

Ben,

…şu ana kadar 80 vilayet dolaştım ! İlçeleri saymıyorum ! Dolaştığım vilayetlerde, ben, vatandaşımın halini gördüm ! Köylümün halini gördüm ! çiftçimin halini gördüm !

Memur AĞLIYOR !
Üniversiteyi bitirmiş gençler AĞLIYOR !

İŞ BULAMIYORUM diyor !

Tüm bu GERÇEKLER ülkenin önünde dururken, öbür tarafta 3-5 kişinin SALTANATI için biz buna göz yumamayız ! Onun için de üzerine üzerine… Yasal düzenlemeler neyi gerektiriyorsa bunları da yapacak, onların mal varlıklarına varıncaya kadar üzerine gideceğiz…

Kesinlikle,

…şeffaflaşmaktan yanayız !

Tüm ihaleler, bunlar, şeffaf hale getirilecektir ! Bakın, biz, partimizin hesaplarına varıncaya kadar bu şeffaflığa dikkat ediyoruz ! Üç ayda bir, bizim sayfamızda, partimizin sayfasında bunlar açıklanır… Gelir tablosu, gider tablosu, hepsi oradadır… Teferruatına varıncaya kadar !..”

Bu sözler, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi, 2001 krizinin vurduğu, dar boğaza kadar giden / derin bir finansal krizin eşiğine gelen Türkiye’de, AKP ile büyük bir seçim zaferine imza atmaya hazırlanan Erdoğan’ın sözleri ! Krizin en can alıcı anını unutmadık tabi ! Hani, Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sırasında, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile dönemin Başbakanı Bülent Ecevit arasındaki tartışma sonucu oluşan o ünlü anayasa kitapçığı krizini !

99 depreminin acıları, 2001 krizi derken, mevcut olumsuz tabloyu seçim öncesi katıldığı bir televizyon programında muhteşem bir şekilde açıklayan Erdoğan, merak ediyorum, bugün için nasıl oluyor da farklı bir Türkiye tablosu çiziyor ?

Daha geçenlerde, benzer bir depremi en ağır şekilde yaşamış Hatay’a geldi, Erdoğan ! Kısa sürede bitirilmesi nedeniyle gururla (!) açılış kurdelesini kestiği Defne Devlet Hastanesi’ni hizmete açtı ! Az biraz günah çıkardı, çokça da söz verdi !

Ama şunu unuttu, aynı Erdoğan…

6 Şubat’ta yaşanan deprem öncesinde, bu tür bir felakete dayanamayacakları açık açık ifade edilmiş, hatta bu konuda raporların olduğunun altı çizilmiş hastanelerin yıkılması / kullanılamaz hale gelmesiyle oluşan ölümleri hiç konuşmadı, Erdoğan ! Hatta onca hastanenin sorumluluğunda duran bu kentin İl Sağlık Müdürü’nü kendi partisinden, 14 Mayıs öncesinde ADAY ADAYI dahi yaptı, ki o da olmayınca, ilgili bakanlığa Müfettiş diye atadı !

Müfettiş !

Merak ediyorum…

Kendi kentinde, deprem öncesi dile getirilen / raporlanan konularda HİÇBİR TEDBİRİ ALMAYAN ve bir çok ölümün yaşandığı hastanelerin sorumluluğunda duran biri, MÜFETTİŞ olarak, Ankara’da, Sağlık Bakanlığı adına NEYİ ve KİMİ denetleyecek ? Depremin ardından, mesleki etik noktasında sağlık teşkilatının başında olması gerekirken, siyasi sevdası uğruna kentin Valisi gibi Ankara yollarına düşen biri, nasıl bir vicdan muhasebesiyle böylesi bir görevi yerine getirecek ?

Ben, Hatay’ın Antakya’sından çıkan biri olarak soruyorum !

Soruyorum, çünkü öfkeliyim bizlere yaşatılanlara !

Sözün özü şu ki…

Erdoğan’ın 2002 Kasım seçimlerinde çizdiği Türkiye fotoğrafının çok daha beterinde dururken, bu ülkenin insanları ay sonunu getiremiyorken, gençler İŞSİZİM diye haykırıyorken, emekliler GEÇİNEMİYORUZ derken, mülakat odalarında bu ülkenin aydınlık gençleri tek tek elenirken, Kızılay gibi bir kurum afetzede çadırlarını ticarete konu ediyorken, toprağında üreten insanlar artık ürettiğinden para kazanamıyor duruma getirilmişken, siyasetin +18 dili artık mide bulandırır hale gelmişken, bu ülkenin özgür basını siyasetin ve iktidarın borazanlığında ortak manşetler atacak kadar kendini kaybetmişken, cebimizdeki maaşlar piyasanın fahiş fiyatları karşısında havlu atmışken,

…sahi, bizler neyi konuşup, neyi tartışıyoruz ?
Ne farkımız var 2002 Türkiye’sinin yorgun halinden ?

O yüzden, haklısınız Sayın Erdoğan !

“Tüm bu GERÇEKLER ülkenin önünde dururken, öbür tarafta 3-5 kişinin SALTANATI için biz buna göz yumamayız !..”

28 Mayıs’a selam olsun !