Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Yusuf Cemil Karaçay
Yusuf Cemil Karaçay

Eşya Yardımı Vaadi ve Cevabını Bekleyen Bir Soru

Bugün 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl 5 ay 4 gün, yani tam 1250 gün geçti.

Bir takvim yaprağında yalnızca bir sayı gibi görünen bu süre, milyonlarca insan için tarifsiz acıların, yarım kalan hayatların ve hâlâ cevap bekleyen soruların toplamı aslında.

6 Şubat, Türkiye’nin yakın tarihine yalnızca büyük bir doğal afet olarak değil, aynı zamanda devletin, kurumların ve toplumun en ağır sınavlarından biri olarak geçti.

Aradan geçen yıllarda binlerce konut yapıldı, şehirler yeniden ayağa kaldırılmaya çalışıldı, birçok yara sarıldı. Ancak bazı sorular var ki zaman geçtikçe unutulmuyor; aksine daha da belirginleşiyor.

Bu yazı da o sorulardan yalnızca biri üzerine…

O gün verilen söz

Tarih 21 Şubat 2023.

Depremin üzerinden henüz 15 gün geçmişti.

Hatay AFAD Koordinasyon Merkezi’nde dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kamuoyuna önemli açıklamalarda bulundu. Basın toplantısında kendisine dönemin AK Parti Hatay milletvekilleri Hüseyin Yayman ile Adem Yeşildal da eşlik ediyordu.

Artçı depremlerin devam ettiği, ağır hasarlı ve acil yıkılacak binalara girmenin hayati risk taşıdığı ifade edildi. Bu nedenle vatandaşların evlerine girerek eşya almalarının yasaklandığı açıklandı.

Bu karar, can güvenliği açısından kuşkusuz önemliydi.

Ancak aynı toplantıda depremzedelerin hafızasına kazınan başka bir cümle daha kuruldu.

AFAD ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın eşya yardımı konusunda çalışma yürüttüğü, birkaç gün içinde yardım miktarının açıklanacağı ifade edildi.

O gün bu açıklamayı duyan binlerce depremzede için bu söz, sadece bir yardım vaadi değildi.

Evine giremeyen, çocuklarının kıyafetini, aile albümünü, yılların emeğini enkaz altında bırakmak zorunda kalan insanlar için yeni bir umut anlamına geliyordu.

Bekleyiş başladı

Açıklamanın ardından vatandaşlar ilgili kurumlara yönlendirildi.

Dilekçeler verildi.

Formlar dolduruldu.

İstenen belgeler teslim edildi.

Herkes birkaç gün içinde açıklanacağı söylenen yardımın hayata geçirilmesini bekledi.

Ancak beklenen açıklama gelmedi.

Günler haftalara…

Haftalar aylara…

Aylar ise yıllara dönüştü.

Bugün o sözün üzerinden tam 1236 gün geçti.

Sorulan soru ise ilk günkü kadar canlı:

Eşya yardımı ne oldu?

Tartışmanın yönü değişti

Mustafa Masatlı, söz konusu açıklamanın yapıldığı tarihte Hatay’da görev yapan koordinatör valilerden yalnızca biriydi. Eşya yardımı konusunda kamuoyuna herhangi bir vaat veren kişi değildi. Daha sonra 26 Haziran 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hatay Valiliği görevine atandı ve ilin en üst mülki idare amiri olarak görev yapmaya başladı.

Göreve başlamasının ardından deprem sürecine ilişkin birçok soru doğal olarak kendisine yöneltildi. Bunlardan biri de eşya yardımı konusuydu.

24 Temmuz 2023’te gazetecilerle bir araya gelen Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 7269 sayılı Kanun’da deprem sonrası eşya yardımı yapılmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını ifade ederek bu konudaki belirsizliği hukuki çerçevede açıklamaya çalıştı.

Kanaatimce bu noktada Mustafa Masatlı’nın haksız eleştirilerin odağı hâline geldiği söylenebilir. Çünkü kamuoyunda oluşan beklentinin kaynağı onun açıklamaları değildi. Aksine, kendisi yürürlükteki mevzuatı esas alarak böyle bir uygulamanın kanunda yer almadığını ifade etti. Bu açıklama, depremzedelerin beklentisini sona erdirmediği gibi, eleştirilerin de büyük ölçüde kendisine yönelmesine neden oldu.

Oysa asıl üzerinde durulması gereken konu, depremzedelere verilen eşya yardımı vaadinin akıbetidir.

Asıl cevap bekleyen konu

Bugün mesele suçlu aramak değil.

Mesele, kamu adına sorulması gereken soruları sormaktır.

21 Şubat 2023’te kamuoyuna duyurulan eşya yardımı çalışması neden sonuçlandırılamadı?

Bu yardım için gerçekten bir hazırlık yapıldı mı?

Yapıldıysa neden uygulanmadı?

Eğer mevzuatta böyle bir imkân yoktuysa, vatandaşlarda neden bu yönde bir beklenti oluştu?

Bu soruların cevabı yalnızca depremzedeleri değil, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesini önemseyen herkesi ilgilendiriyor.

Hafızanın yükü

Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 3 Haziran 2023’te açıklanan yeni kabinede yer almadı ve bakanlık görevi sona erdi.

Ancak süreç yalnızca kişilerden ibaret değil.

21 Şubat 2023 tarihinde yapılan açıklamaya dönemin AK Parti Hatay milletvekilleri Hüseyin Yayman ve Adem Yeşildal da kamuoyu önünde eşlik ediyordu. Bugün her iki ismin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliği görevleri devam ediyor.

Bu nedenle, o gün kamuoyuna duyurulan eşya yardımı sürecinin nasıl ilerlediğine ilişkin kendilerinin de kamuoyunu bilgilendirmesi, uzun süredir devam eden soru işaretlerinin giderilmesine katkı sağlayacaktır.

Kamu adına yapılan açıklamalar, görev süreleriyle birlikte ortadan kalkmaz.

Devletin hafızası olduğu gibi toplumun da hafızası vardır.

Çünkü depremzede vatandaşların beklediği şey polemik değil; net, açık ve şeffaf bir cevaptır.

Son söz

1250 gün…

Bu kadar uzun bir zamanın ardından insanlar artık yeni bir vaat duymak istemiyor.

Ne yaşandığını biliyorlar.

Eksik kalan ne varsa, onun neden eksik kaldığını öğrenmek istiyorlar.

Çünkü deprem sadece binaları yıkmadı.

Güveni de sarstı.

Güven ise ancak açık iletişimle, şeffaflıkla ve verilen sözlerin arkasında durmakla yeniden inşa edilebilir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda elimizde hâlâ cevabını bekleyen tek bir soru duruyor:

21 Şubat 2023’te kamuoyuna duyurulan eşya yardımı neden hayata geçirilmedi?

Aradan geçen 1236 güne rağmen bu soru güncelliğini koruyor.

Ve hâlâ cevabını bekliyor.

SON HABERLER