Gidelim mi? Yoksa kalsak mı?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ demiş ki…

“(Referandum tarihi) Sayın Cumhurbaşkanı yarın ilan ederse, imzalarsa, o zaman 9 Nisan’a denk geliyor. Daha sonraki bir tarihte onaylar ve gönderirse, 16 Nisan’a denk geliyor. (Anayasa değişikliği) Bu işin HALK’a gitmesini engellemek mümkün değil. Artık bu, HALK’ın malıdır. HALK, bunun ne olacağına karar verecektir, ne olmayacağına karar verecektir.”

Bir konuda haklı…

Kararı HALK verecek…
Ne olacağına ya da olmayacağına…
Bunun için de ya EVET ya HAYIR diyecek…

Peki, HALK dediğimiz kalabalık ÖZGÜR mü bu konuda ? İstediği kararı verebilir mi ? EVET ya da HAYIR derken baskılanabilir mi ? Siyaseten köşeye sıkıştırılabilir mi ? İradesi ipotek altına alınabilir mi ?

Tüm bunlar mümkün mü ?

Soruyorum, çünkü Bakan Bozdağ bir şey daha söylemiş… !
EVET’in dışında kalacaklar için, HAYIR’cılar için… !
Ki benzerlerini çok daha önce de duyduk… !

Bu defa ki mi ?

“Vatandaşımız şuna karar verecek… ‘AK Parti ile MHP’nin İSTEDİĞİ bir sistem var. O sisteme mi EVET diyeceğiz, yoksa CHP, HDP, PKK, FETÖ’nün istediği bir sistem var, buna mı EVET diyeceğiz.’ Esasında bu referandum, biraz da bunun kararını vermek olacaktır…”

Anlayacağınız…

EVET diyenler BİZDEN…
Onlar, istenene oy verenler…
Bu yüzden de kabul görenler…

Peki, ÖTEKİLER dediklerimiz ne kadar güvende ? Demokratik OY hakkını ‘onaylamıyorum’ deme noktasında kullanmak isteyenler ne kadar güvende ? HAYIR oyu verecekleri bu şekilde suçlayacak kadar ileri gidecek miyiz gerçekten de ? Masumiyete bu kadar kolay SUÇ bulaştırabilecek miyiz ? OLMAYAN bir suçu, HAYIR’ı CHP ya da HDP adına kullanacaklar için resmileştirecek miyiz ? Resmileştirmekle de kalmayıp, PKK’lı ve FETÖ’cü ilan edecek miyiz ? Bunu ciddi ciddi yapacak mıyız ?

Sahi, bu mudur eldeki Anasaya referandumuna bakışımız ?
Bu mudur, demokratik bir oylamaya doğru gidişimiz ?

Tamam da, bu gidiş GİDİŞ mi ?

Sizi bilmem ama, ŞAİR’in dediğindeyim…
Gitmekle kalmak arasında bir yerdeyim…
Ve dürüstçe, ara ara ben de diyorum…

Neyi mi ?

*

Gidelim buradan… Göğsünü sıkan, içini daraltan o laneti geride bırakıp gidelim. Burada yağmur bile güzel yağmıyor artık. Yağmuru güzel yağan bir yerlere gidelim.
Gidelim buradan… Burası bizim değil. Nasıl başederiz bu kadar saçmalıkla? Her şeye sıfırdan başlanabilecek bir yerlere gidelim.
Gidelim buradan… İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim.
Gidelim buradan… Bıktım tepemizde sallanan manasız sorulardan. Soru sorma artık bana. Soru sormayayım sana. Her türlü sorunun tedavülden kalktığı bir yerlere gidelim.
Gidelim buradan… Burada insanlar kötü. Hep bir şeyler anlatmamızı bekliyorlar, hep bir şeyler anlatmamızı isteyecekler, bitmeyecek bu, hiç bitmeyecek. Kimseye bir şey anlatmak zorunda kalmayacağımız bir yerlere gidelim.

*

Haklısınız !

‘EVET’ diyeceklerin özgürlüğünde yükselecek bir Ankara’ya, ‘HAYIR’ın demokrasiye olan saygısını göstermek gerek, ki o yüzden de o ‘HAYIR’ için sandık başında olmak gerek… Gitmek değil, KALMAK gerek…

Bırakalım Şair bu defalık yalnız gitsin !

(Visited 1 times, 1 visits today)