Hallederim, Tamam…

Bugün-Yarın, Dert Etme!

Az ya da çok…
Hepimizde de bu var !

…ki aslında, birilerinin bir şekilde, bir konu üzerinden üzerimize geldiğini düşündüğümüzde, o an kaçacak yer de bulamadığımızda, 
yaptığımız şey, tam olarak bu !

O iş bende !
Tamam, dert etme !
Bugün-Yarın bitmiş bil !
İşlerin aksadığını gördün mi hiç !

Hallederim !

:)

Geçen gün, Vakıf İşhanı’ndan geriye kalan hikayemizin boş arsa haline bakıp da kahvemi yudumlarken, bu halimizi
izledim biraz…

Sadece birkaç gün önce, o boş alanın kavgasından geriye kalan kısmın etrafına çektiğimiz suntaları EN SONUNDA bir şekilde
renklendirmeye karar vermişiz, ki bunun için de bizlerin ortaya koyduğu bir iki fikir çok cazip gelmemiş olacak ki,
EN AZINDAN KENDİ REKLAMIM OLSUN projesinin EXPO brandaları ile gelenlerin, onları suntalara çivilerken ki halini izledim bir süre !

İzledim de…

İlk gün, caddenin bir tarafını tamamladık !

Ardından bir başka gün, birazını daha bitirdik !

Yine de açıkta kalan bir kısım bıraktık !

Ne tam yaptık, ne tam bitirdik !

Sahi,

…bir işi, hele ki bir günde bitebilecek bir işi NİYE bu kadar günde bile bitiremedik ?

…bir işi, hele ki bir günde bitebilecek bir işi NİYE bu kadar süründürdük ?

Haklısınız,

O iş bende !
Tamam, dert etme !
Bugün-Yarın bitmiş bil !
İşlerin aksadığını gördün mi hiç !

Hallederim !

Yok…
Halledemiyoruz…
Halletme konusunda da çok kötüyüz…

Düşünün, biraz !

Ben bir turistim, hem gastronomi için, hem EXPO için gelmişim ! Antakya’da inmişim ! Ana arterlerde yol yapım, bakım,
yenileme çalışmaları HALA bitirilememiş, ama her şekilde GEL diye ısrarla davet edildiğim bir şehirde yürüyorum… 
Botanik zenginliğinin 6 aylık uluslararası organizasyonunda, bir şeylerin beni karşılaması adına yürüyorum… Çiçeklerle, 
kendine has bitkilerle, ağaçlarla bezeli koca bir kent bekliyorum, beklerken de yürüyorum ama… Göremedim ! En çok görmek
istediğim yerdeyim, Asi Nehri’nde ama… Köprüleri bakımsız, yaya yollarının tahta zeminleri de… Şehirse, kirli ! Künefeciler 
Meydanı’ndayım, hep anlatılanda ! Zemin taşları kırık, dökük ! Yeşil peyzajı, ha var ha yok ! Uzun Çarşı’dayım, hep anlatılanda ! 
Ama o da modern bir AVM gibi dizayn edilmiş ! İçeriği yine zengin ama… Ona son eklenen yüzünden mi bu kadar mutsuz, anlamadım… 
Belki de onu anlamayanlardadır asıl sorun, kim bilir ! Sanırım, dünün fısıltıları içindeki çeşmeleri de unutmuşlar, yenilerken
çarşıyı ! Bakımsızlar, ama yine de güzeller ! Eski kentin sokakları ise süregelen çalışmalar yüzünden en sevdiğim kareler oldular !
“Demek ki, kendine sahip çıkıyor bu şehir” diyorum kendi kendime ! 

Ve… 

En fazla okuduğum yerdeyim, dünyanın ışıklandırılan ilk caddesinde… Tamam da, o hikaye nerede ? Eski Roma denen, nerede ? 
Bize anlatılan hikayesinin cümleleri nerede ? Bir de, 'dikkat bu yapı tehlike arz etmektedir' denilen evler gördüm, 
ha yıkılmış, ha yıkılacak ! YIKILMASA KEŞKE diyenlerin azlığı dikkatimi çekti ! “Uyarmak yerine, omuzlasalarmış keşke”
diyesim geldi !

Evet…

Ben bir turistim…

-
O iş bende !
Tamam, dert etme !
Bugün-Yarın bitmiş bil !
İşlerin aksadığını gördün mi hiç !
Hallederim !
-

…diyenlerin kentine HOŞ GELDİM !

Yürüyorum !

Bana eşlik etmek ister misiniz ?
Belki de konuşmak, cevap vermek istersiniz !