Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Hatay’da deprem bitmedi: Enkaz kalktı, kriz sürüyor

Üç yıl geçti, enkaz kalktı ama Hatay’da barınma, geçim ve güven duygusu hâlâ yerinde değil; resmî söylemle sahadaki gerçekler arasındaki uçurum kapanmadı.

Üç yıl geçti, enkaz kalktı ama Hatay’da barınma, geçim ve

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkiledi. Resmî raporlara göre en ağır yıkımın yaşandığı il Hatay oldu. Aradan geçen üç yıla rağmen kent, hâlâ “afet sonrası” koşullardan çıkabilmiş değil. Ulusal ve yerel medyaya yansıyan haberler, depremin Hatay’da yalnızca bir doğa olayı olarak değil, kalıcı bir yönetişim, barınma ve yaşam krizine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Depremin ilk günlerinde Hatay’da iletişim altyapısı çöktü, ulaşım aksadı, yardım organizasyonu gecikti. Arama-kurtarma çalışmalarının bazı ilçelere geç ulaştığı, bu durumun can kayıplarını artırdığı yönündeki eleştiriler kamuoyuna yansıdı. Antakya, Defne ve Samandağ’da “yardım gelmedi”, “sesimizi duyan olmadı” başlıklı haberler günlerce manşetlerde yer aldı.
Yetkililer, afetin büyüklüğü ve hava koşulları nedeniyle müdahalede aksaklıklar yaşandığını kabul ederken, koordinasyonun kısa sürede sağlandığını savundu. Ancak sahadan gelen tanıklıklar ve bağımsız raporlar, ilk 48 saatin Hatay açısından kritik biçimde kaybedildiğine işaret etti.

“Konut var” denildi, konteyner gerçeği sürdü

Deprem sonrası en çok tartışılan başlıkların başında barınma geldi. Hükümet yetkilileri, farklı tarihlerde yaptıkları açıklamalarda Hatay’da on binlerce kalıcı konutun inşa edildiğini ve teslimlerin sürdüğünü duyurdu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, “hak sahiplerinin tamamı için konut üretiminin devam ettiğini” açıkladı.
Buna karşın üç yıl sonra Hatay’da on binlerce kişinin hâlâ konteyner kentlerde yaşadığı, sahadan aktarılan verilerle ve medya haberleriyle ortaya kondu. Teslim edilen konut sayısının ihtiyacın gerisinde kaldığı, bazı yerleşimlerde altyapı eksikleri nedeniyle konutların fiilen kullanılamadığı belirtildi.
Konteyner kentlerde yaşam koşulları da sık sık gündeme geldi. Su kesintileri, elektrik sorunları, hijyen eksiklikleri, güvenlik kaygıları ve eğitim çağındaki çocukların okula erişimde yaşadığı sorunlar, “geçici” olarak tanımlanan alanların kalıcı bir yaşam alanına dönüştüğünü gösterdi.

 

Tarihi kent merkezi: Yeniden inşa mı, yeniden kayıp mı?

Antakya’nın tarihi kent merkezine ilişkin yeniden inşa süreci, kamuoyundaki en tartışmalı başlıklardan biri oldu. Resmî açıklamalarda, “afetlere dayanıklı ve modern bir kent” hedefi vurgulanırken; medyada yer alan haberlerde, kültürel mirasın korunmadığı, planlama süreçlerinin şeffaf yürütülmediği ve hak sahiplerinin yeterince bilgilendirilmediği yönünde eleştiriler yer aldı.
Acele kamulaştırma kararları, mülkiyet belirsizlikleri ve proje detaylarının kamuoyuyla sınırlı paylaşılması, depremzedeler ile kamu idaresi arasında yeni bir gerilim alanı oluşturdu. Uzman görüşlerine dayanan değerlendirmelerde, Hatay’ın tarihsel dokusunun geri dönülmez biçimde zarar görebileceği uyarıları yapıldı.

 

Ekonomik hayat: Yeniden başlayamayan şehir

Deprem sonrası yaşanan yoğun göç, Hatay’ın ekonomik yapısını derinden etkiledi. Resmî açıklamalarda esnaf ve üreticiye destek paketleri açıklandı, kredi ve hibe programları duyuruldu. Ancak sahadan aktarılan bilgiler, küçük esnafın önemli bir bölümünün işyerini yeniden açamadığını ortaya koydu.
Tarım, ticaret ve sanayi üretiminde ciddi düşüş yaşandığı; işsizlik ve geçim sorunlarının yaygınlaştığı, medya haberlerinde sıkça yer aldı. Depremzedeler, “sadece ev değil, yaşam kurma desteği” talebini dile getirmeyi sürdürüyor.

 

Üç yıl sonra soru değişmedi

Resmî açıklamalarda Hatay için “yeniden inşa ve ihya süreci” vurgusu yapılmaya devam ediliyor. Ancak sahadan yansıyan tablo, bu sürecin depremzedeler açısından henüz tamamlanmadığını gösteriyor. Sorun artık yalnızca yıkılan binalar değil; belirsizlik, güvensizlik ve geleceğe dair netlik eksikliği.
Üç yıl sonra Hatay’da deprem, geçmişte kalmış bir felaket olarak değil; etkileri devam eden, yönetilme biçimi tartışılan bir kriz olarak yaşanıyor. Medyaya yansıyan haberler şu soruyu hâlâ gündemde tutuyor:
Hatay gerçekten yeniden mi kuruluyor, yoksa sorunlar enkazın altında mı bırakılıyor?