Hatay’da Rehavetin Ağır Bedeli

Koronavirüs salgını, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de ölümcül etkisini artırarak sürdürüyor.

Her geçen gün ağır hasta sayısı artış gösteriyor, hastane yükü ve sağlık çalışanlarının omuzundaki yük artıyor.

Ülkemiz genelinde günlük pozitif vaka sayısı 25 bin rakamında dolanırken, kayıplarda 200’lü rakama ulaşıyor.

Çember daralıyor, virüs en ufak ihmalkarlığı bile affetmiyor.

Kabus gibi üzerimize çöken koronavirüsün yok olmasını beklerken, şimdi de Omicron varyantı korkusu yaşamaya başladık.

Geldiğimiz noktada maske, mesafe ve hijyenin yanı sıra aşının da önemi bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın son açıkladığı verilerde ilimiz Hatay, vaka sayısının ciddi oranda arttığı iller arasında maalesef yerini aldı.

Anlaşılıyor ki, yeni normallerde, eski normallerimizden bir türlü vazgeçemedik. Kontrollü sosyal hayata geçtik ama kontrolsüz yaşam tarzını maalesef hep ön planda tuttuk.

Yapılan tüm uyarılara rağmen belirli bir kitle maalesef rehavet içinde, anormal süreçte, normal yaşamını sürdürmekte ısrar ediyor.  

Maske, mesafe hijyen çağrıları sürekli dillendiriliyor, hatta haykırılıyor, ancak vatandaşların bir bölümü uyarıları ciddiye almamakta inat ediyor.

Tedbirleri önemsemeyen, vurdumduymazlık ve cehalet karışımındaki, “Bana Bir şey olmaz” edalı bu kesim, salgın sürecindeki en tehlikeli kitledir. Virüsün yayılmasının da baş aktörleridir.

Son süreçte Saray caddesine hiç uğradınız mı bilmiyorum ama salgın sürecinde tam bir facia konumunda olduğunu söyleyebilirim. Kontrolsüz kalabalık, yola taşan masalarda yemek yiyenlerin pandemi tedbirlerini rafa kaldıran halleri. Tam bir virüs yayma merkezi vasfında maalesef. Bence burası vaka sayımızın artmasına önemli katkı sağlıyor.

Kentimizde diğer riskli yerlerden biri de Özel Halk Otobüsleri. Tıklım tıklım bir şekilde otobüslerde seyahat edilirken, pandemi kuralları umursuzca rafa kaldırılıyor. Maske bile takmayanlar, maskesiz telefonla konuşmalar, sosyal mesafenin zaten olmaması bulaşa davetiye çıkaran etkenler arasında yer alıyor.

Pandemi sürecinde endişe ile takip ettiğimiz okullardaki yüz yüze eğitim riski artıran faktör olarak karşımıza çıktı. Neredeyse her gün bir öğrencinin öğretmenin testinin pozitif çıktığı, sınıfların tek tek karantina altına alındığı bir süreçten geçiyoruz.  

AVM’lerdeki durumun vahameti malumunuz …

Kurallar iyice gevşedi, anlaşılmaz bir rehavet içine girdik ve sonuçta bu ağır tablonun sahibi olduk.

Radikal tedbirler almadan, sıkı, ciddi denetimler yapmadan bu süreci atlatabilmemiz mümkün değil.

Toplu taşıma araçlarında kapasite sınırlaması tekrar hayata geçirilmeli.

Kalabalık alanlarda denetimler sıklaştırılmalı. Özellikle Saray Caddesi ve Uzun Çarşı’da pandemi tedbirlerine uygunluk sürekli kontrol edilmeli.

Okullarda derslik sayısı mutlaka arttırılmalı, kalabalık sınıflar azaltılmalı. Bir an önce öğretmen atamaları gerçekleştirilmeli. İş-Kur üzerinden değil de MEB kadrosuyla temizlik görevlisi istihdamı sağlanmalı.

Zorunlu alanlarda çalışanlar için dönüşümlü çalışma, koruyucu ekipmanların temini gibi gerekli sağlık tedbirleri alınmalı.

Başta yoksul halk kesimleri olmak üzere halka parasız ve nitelikli maske dağıtılmalı, su ve hijyen ürünleri ücretsiz sağlanmalıdır.

Korona kabusundan kurtulmanın yolu elbirliğinden geçer. İçinde bulunduğumuz süreçte rehavete yer yok, cehalete ise hiç hiç yer yok.

Aşıları kesinlikle aksatmamalı, maske, mesafe, hijyen kurallarını ihmal etmemeli.

Tedbirleri elden bırakmayın.

Sağlıcakla kalın.