Hatay’ın İktidar Milletvekilleri ile Büyükşehir Belediye Başkanına…

DÜELLOYU BIRAKIN, AŞI’YA BAKIN!

Hatay’da koronavirüs ölümleri durmuyor. Vakalar, ölümler azalsa da, Hatay’da hastanelerdeki yoğun bakım ünitelerindeki doluluk hala yüksek. Hatay’da, 9 ayda yaklaşık 1900 kişi hayatını kaybetti.

Hatay insanı, sapır sapır dökülüyor. Birkaç gün öncesine kadar, hastane koridorları onlarca, yüzlerce hastayla doluyken, KOVİD hastaları hastane kapılarından geri çevrilirken, hastane bahçelerinde hasta yakınları geceli-gündüzlü banklarda, yerlerde uyumak zorunda kalırken, Hatay AKP Milletvekilleri ile Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı arasında söz düellosu yaşanıyor.

Hatay BŞB Başkanı Lütfü Savaş, İktidar Milletvekillerini, gittikleri yerleşim birimlerinde, halka “su borcunu yatırmamaları, zaten af çıkartacaklarını” söylemekle suçlarken, İktidar Milletvekillerinden Hüseyin Şanverdi, “Bu sözleri ispatlamasını, aksi halde müfteri ilan edeceğini” söylerken, Hüseyin Yayman ise “CHP zihniyetinin hayatı yalan” twitleri atıyor. Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik de CHP’yi kastederek, “Yalanla siyaset yapan, gerçeklere çarparak durur” sözüyle twit yarışına katılırken, Milletvekili Abdulkadir Özel, BŞB Başkanı Savaş’ın TV programındaki suçlamalarına cevap veriyor… Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu da, CHP’li Sevgi Hanım’ın başörtüsü ile ilgili sözlerini eleştirerek, olaya farklı bir boyuttan bakıyor.

Bunlar, Hatay halkının gündemi değil…

Hatay AKP Milletvekilleri ile Lütfü Savaş kapışmasına, Hatay halkı sempatiyle bakmıyor. Hatay, halkı, İktidar Milletvekillerinden, koronavirüs vakaları ve ölümlerine karşı ihtiyaç hissedilen solunum cihazlarının temini, yeni yoğun bakım ünitelerinin oluşturulması, doktor ve yardımcı sağlık personeli takviyesi, hayatlarını kaybeden sağlık kahramanlarının meslek şehidi sayılması için yasa çıkartılması ve en önemlisi de, KORONAVİRÜS AŞI’sının herkese yetecek derecede ve zamanında Türkiye’ye getirtilmesini, hatta kritik il Hatay’a bu konuda pozitif ayrımcılık yapılmasının sağlanmasını istiyor.

O zaman, soralım…

Dünyanın gelişmiş ülkeleri, tedarik ettiği aşıyı halkına uygulatmayı başlatırken, biz neredeyiz? Ne kadar aşı geldi? Kimlere yeter? Yolun neresindeyiz? Bilen, soran, soruşturan, irdeleyen var mı? Hatay’da özel 2 hastane, aylardır kapalı. Ayrıca Antakya-Şirince’deki Eski Devlet-Araştırma Hastanesi yeri, basit restorasyon ve düzenleme yanı sıra malzeme ve personel temini ile aktif hale dönüştürülemez miydi? Düne kadar PCR testi yapılabilen yer sayısı çok önceden arttırılarak, binlerce insanın test kuyruğunda saatlerce beklemesinin ve birbirlerine bulaştırmasının önüne geçilemez miydi?

Bunlar yapılabilseydi, şimdiye kadar yakınımızdaki, çevremizdeki, içimizden, bağrımızdan çıkan, yitirdiğimiz 1900’e yakın kişi yerine, devam etmekte olan Pandemi sürecini daha az ölümle atlatamaz mıydık? Hatay’da 8 ayda günlük ortalama 8-10 kişiyi koronavirüsten kaybettik, Rahat mısınız?

Hatay büyükşehir Belediye Başkanımız ve İktidar Milletvekillerimiz, bu konuda elbirliği-işbirliği içinde olsa, Valilikle eşgüdüm içinde Sağlık Bakanlığı nezdinde girişimde bulunsalar, beklenen düzenlemeleri ve önlemleri aldırmak suretiyle acılar hafifletilemez miydi?

Elbette mümkündü…

Peki, İktidar Milletvekilleri ile Büyükşehir Belediye Başkanı ne yapıyor?

Karşılıklı suçlama yarışındalar…

Hatay halkı, İktidar Milletvekilleri ile Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı arasındaki kapışmaya sempatiyle bakmıyor, yararlı da bulmuyor. Hatay halkı, siyasetin bu en tepe yöneticilerinden, enerjilerini, birbirleriyle kapışmak yerine, ilk etapta koronavirüs belasının Hatay insanına; olabiliyorsa hiç ya da en az zarar vermesinin sağlanmasını, AŞI’nın acilen teminini, uygulanması üzerine odaklanmalarını istiyor, bekliyor.