Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 9,45 / Satış: 9,49
€ EURO → Alış: 10,97 / Satış: 11,02

Hatayspor Üzerine…

Cemil Yıldız
Cemil Yıldız
  • 09.03.2021
  • 4.268 kez okundu

Hatayspor, geride kalan 29 haftalık süreçte ligin sürpriz yapan ekiplerinden olduğunu, aldığı sonuçlarla gösterdi. Bordo-Beyazlılar, puan cetvelinin 5. sırasında, 4 büyüklerin ardından geliyor. Sezon başında beklentiler ve “Hatayspor, ilk yılında ligde kalsın, küme düşmesin yeter” diyenlerin oranı galiba % 90’ın altında değildi. Hepimiz bu düşüncedeydik.

Ancak Yönetim Kurulu öylesine güzel işler yaptı ki, uyanık menajerlerin arkasından koşmadan, dünyanın dört bir yanından, kimsenin göremediği ve bulamadığı yıldızları, hem de en ekonomik koşullarda, mükemmel bir teknik heyetin katkısı ve referansı ile takıma kazandırdı. Türkiye ve Dünya, Hatayspor’u ve yıldızlarını konuşmaya başladı.

Bu, ilimiz açısından gurur vericiydi. Milyon dolarları harcasanız, Hatay’ın reklamını ve tanıtımını daha iyi yapamazsınız. Bugüne kadar her şey iyi gitti.

Lige, tamamı yeni ve yabancı futbolcularla başlangıç yapan Bordo-Beyazlı ekip, üst üste aldığı başarılı sonuçlar ve farklı galibiyetlerle dikkatleri üzerine çekmişti. Beklenen, takımların buna göre hamle yapma ve önlemlerini almalarıydı. Nitekim öyle de oldu. Birçok maçta dersine iyi çalışan takımlar önünde, Hatayspor’un gol yolları neredeyse kilitlendi. Son Kayserispor yenilgisinin de, kara bulutların Hatayspor üzerinde dolaştığı maçların ve günlerin başlangıcı olmasından kaygılıyım.

Birçok maçta gördük ki; Defans, gedikler vermeye, orta saha etkisini yitirmeye başladı. Son Kayserispor maçındaki tablo da; kaleci Munir’de performans düşüklüğü olduğunu ve işi ciddiye almadığını, geride Yusuf Kone’nin maç eksiği ile uyum sorunu yaşadığını, pozisyon gereği de olsa oyundan atılarak takımını sıkıntıya soktuğunu, orta alanda R.Aabid’in birçok maçta Maestro gibi kendini gösterse de, tek başına kaldığında gol yollarını zorlayan paslar atmakta zorlandığını, R.Riveira’nın topla fazla oynayıp kendine, takıma zarar verdiğini, genç yetenek M.Mert’in gayretli olmadığını, kendini geliştirmediğini, mevcut durumunun yetmediğini gösterdi. İleride oynayan Diouf, son haftaların en iyi isimlerinden olurken, Akintola ile Boupendza ise orta sahada Traore’nin yokluğunda “Pas açlığı” yaşıyor.

Bordo-Beyazlı ekibin ileri üçlüsündeki Diouf, Boupendza ile Akintola’nın, oyunu ve rakip defansı zorlaması, büyük ölçüde TRAORE’nin verimli performansıyla ilgili. Olmadığı maçlardaki tabloyu da gördük zaten.

Sonradan oyuna alınan Kamara’dan hamle yapmasını, atak yapmasını, gollerini beklerken, bizi yanılttı. Oyuna isteksiz başlaması, topla fazla oynaması, top kaybı şaşırtıyor.

Burada, ligin en beyefendi, kibar, zarafeti ile dikkat çeken başarılı teknik direktörü Ömer Erdoğan ve ekibine büyük iş düşüyor.

Ligin en iyi kalecilerinden Munir, eğer hatalı goller yemeyi sürdürüyor, son Kayseri maçındaki ciddiyetsizliği dikkat çekiyorsa… Yusuf Kona, 2 aydır maç eksikliğini gideremiyor, oyun temposu akışına ayak uyduramıyorsa… Ortada M.Mert, kendini geliştirmiyor ve yetmiyorsa… Traore’nin yokluğunda, yerine alternatif olabilecek futbolcu alınamadıysa ve kendi bünyesinden bir oyuncu bu alan için üretilemiyorsa, bulunamıyorsa… Golcü Boupendza’yı çözen, önlem alan rakip takımların bu hamlesine karşı hamle geliştirilemiyorsa… Haftalardır sakat olan Yusuf Abdioğlu hazır hale gelmiyorsa… Hele hele son haftaların formda ismi, kendini her hafta biraz daha geliştiren Katranis gibi futbolcuyu kızağa çekerek, yerine Yusuf Kone’yi, keza Bilong gibi kritik dokunuşların, müdahalelerin, önsezisi güçlü oyuncusunu yine yedeğe çekerek, henüz hazır olmayan Yusuf tercih ediliyorsa, saygı duymakla birlikte, sorumluluğun Teknik Direktör Ömer Erdoğan’a ait olduğunu da söylemek gerekir.

Sivasspor maçında yenilen gol ile Kayserispor maçındaki ilk gol, tamamen, topu gereksiz ayakta tutan futbolcuların top kaybından kaynaklı. Kayseri maçındaki diğer goller de, duran toplardaki paylaşım hatasından geldi. Bunlara yeterince çalışılmadığı ya da sahada uygulanmadığını görmekteyiz.

Ömer Erdoğan’ın kadro tercihine saygımız var. Zira takımı, futbolcularını, idman performanslarını en iyi o bilir. Ancak, futbolcuyu maça hazırlamak da ERDOĞAN’ın işi! Aksi durumda, hazır olmayan futbolcuyu oynattığınızda, fatura size kesilir. Kulübedeki her futbolcu, “Hoca beni nasıl olsa oynatmaz” yerine “Ya oynatırsa” sorusunu kendine sorabilmeli.

Bundan 3 ay önce söylediğim bir söz var, aynen tekrarlıyorum…

“Hatayspor; ligin en iyi 11’ine sahip. Ancak kulübede 12.futbolcusu yok!”

Mirkan, Gökhan, Barbosa serbest bırakıldı, Selim sakatlandı, öncesinde Yusuf haftalardır sakat kaldı.

Ligin uzun maraton olduğunu, sakatlıklar, cezalar, formsuzlar olabileceğini öngörerek, ara transferde, özellikle orta sahaya takviye yapılmalıydı. Şu veya bu nedenle yapılamadı. Yönetim Kurulu, kadro derinliğini bilemez. Teknik Direktör Ömer Erdoğan’ın, yönetimi, en az 2 oynayabilecek düzeyde isimle orta sahayı takviye için zorlaması gerekirdi. Belki de yapmıştır, bilemiyoruz. Bunu tartışmanın anlamı yok. Artık gelinen noktada, ara transfer sezonu geride kaldığına göre, yapılacak tek şey, mevcutlar içinden orta sahaya monte edilebilecek futbolcu bulabilmek, kazandırmak olmalı.

Her şeye rağmen, takımın ligde 5. sırada olması, ligin konuşulan takımının Hatayspor olmasının mucidi, yaratıcısı, bu teknik heyet ve kadrodur. Eleştirsek de, Alman ekolünde büyüyen, kendini geliştiren Ömer Erdoğan, ekibi ile futbolcu kadrosuna, yöneticilere teşekkür ederiz.

Ancak, ligde her geçen hafta maçların zorluk derecesi artıyor. Aşağıda, ligde kalma ve tepede zirve yarışı kızıştı. İlk yarıda kolay alınan puanları bundan sonra alabilmek çok güç. Her takım, rakibini yenmek için sahaya çıkacak. Bu anlamda, kadro derinliği olmayan Bordo-Beyazlı ekibin işi diğer takımlardan çok daha zor.

Gelelim, Kayserispor yenilgisi sonrası sosyal medyadaki bazı yorumlara…

Hayatında futbol maçı izlememiş, tabiri caizse “Karpuzu Futbol Topu” zannedenler kadar futbol cahillerinin yorumları yakışmıyor, kulübe zarar veriyor. Hele hele hayasızca, vicdansızca, utanmadan, sıkılmadan, bazı yöneticileri, futbolcuları hedef alan yalan-yanlış suçlama, itham ve karalamalar hiç ama hiç yakışmıyor.

Futbol cahilleri şunu iyi bilmeli…

Hatayspor’da kadro tercihi, oyuncu çıkarıp-oyuna sokma kararı tamamen Ömer Erdoğan’a aittir. Hiçbir yönetici, maçtan önce, devre arası ya da maç sonrası soyunma odasına girmez, giremez. Yöneticilere yakışıksız suçlama, hele ki tehditvari söylemler, sadece bu insanların çalışma şevklerini kırar, soğutur.

Futbolcularla ilgili söylemlere gelince…

Bu kişiler şunu biliyor mu?

Hatayspor futbolcuları, Pazar günkü Kayserispor maçını kazansaydı, her futbolcu 70’er bin lira prim kazanacaktı. Toplamda 2,5 milyon TL prim alacaklardı. Ancak yenilgi olunca, prim kişi başı 70 bin TL yerine 15 bin lira ile sınırlı kaldı.

Şimdi sormak gerekir; 70 bin liralık primi kim almak istemez?

Bu takımı bugünkü duruma taşıyan, Türkiye’de konuşulur kılan, onlar. Yarın, kimileri için hayal gibi görünen, belki de UEFA’ya katılıma taşıyacak kişiler de bu futbolcular, teknik heyet ve yönetim çalışma grubu.

Lütfen biraz daha insaflı, vicdanlı olalım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ