Atom Bilimcileri Bülteni tarafından güncellenen Kıyamet Saati, nükleer silahlanma, iklim krizi, yapay zekâ ve dezenformasyonun oluşturduğu çoklu riskler nedeniyle şimdiye kadarki en kritik eşiğe çekildi. Uzmanlar, küresel iş birliği zayıfladıkça felaket olasılığının arttığı uyarısında bulunuyor.
Kıyamet saati neden yeniden ayarlandı?
İnsanlığın karşı karşıya olduğu varoluşsal riskleri sembolik bir dille anlatan Kıyamet Saati, gece yarısına 85 saniye kala gösterilecek şekilde güncellendi. Bu, saatin tarihinde kaydedilen en yakın konum. Bir önceki yıla göre 4 saniyelik ilerleme, küresel ölçekte artan tehditlerin ciddiyetini yansıtıyor.
Chicago merkezli kâr amacı gütmeyen Bulletin of the Atomic Scientists (Atom Bilimcileri Bülteni) tarafından yapılan açıklamada, kararın aralarında sekiz Nobel ödüllü ismin de bulunduğu bilim ve güvenlik kurullarının değerlendirmeleri sonucunda alındığı belirtildi. Kurul, büyük güçler arasında tırmanan rekabetin ve uluslararası normların aşınmasının riskleri büyüttüğüne dikkat çekti.
Nükleer gerilim ve silahlanma riski
Kurulun altını çizdiği başlıca başlıklardan biri, nükleer silahlanma yarışının yeniden hızlanma ihtimali. ABD ile Rusya arasında nükleer başlıkların sınırlandırılmasını öngören New START anlaşmasının sona erme sürecine girmesi, stratejik belirsizliği artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Buna ek olarak, uzayın askerileştirilmesine kapı aralayabileceği ifade edilen yeni füze savunma projelerinin de küresel dengeleri zorladığı vurgulanıyor.
Uzmanlar, bu gelişmelerin güven artırıcı mekanizmaları zayıflattığını ve yanlış hesaplama riskini büyüttüğünü belirtiyor.
İklim krizi: ertelenen kararların bedeli
Kıyamet Saati’nin ileri alınmasında iklim değişikliği de belirleyici faktörlerden biri. Kurul, dünya genelinde kuraklıkların, aşırı sıcakların ve sellerin daha sık ve yıkıcı hale geldiğini hatırlatıyor. Buna karşın ülkelerin, emisyonları düşürmeye ve uyum politikalarını güçlendirmeye yönelik bağlayıcı ve etkili anlaşmalar üretmekte yetersiz kaldığına işaret ediliyor.
Bilim insanlarına göre iklim krizi, tek başına değil; gıda güvenliği, göç, sağlık ve çatışma riskleriyle iç içe ilerleyerek küresel istikrarı tehdit ediyor.
Dezenformasyon ve yapay zekâ tehdidi
Kurulun dikkat çektiği bir diğer başlık ise dezenformasyonun hızlanması. Nobel Barış Ödüllü gazeteci Maria Ressa, gerçeklerden daha hızlı yayılan yalanların toplumsal bölünmeyi derinleştirdiğini ve teknolojik platformların bu süreçten kazanç sağladığını vurguladı. Ressa’ya göre bu tablo, “tüm krizlerin altında yatan bir bilgi krizine” işaret ediyor.
Açıklamada ayrıca yapay zekânın kötüye kullanımı ve biyoteknoloji alanındaki kontrolsüz ilerlemenin de yeni risk alanları yarattığı belirtildi.
Küresel güven neden çözülüyor?
Bilim ve Güvenlik Kurulu Başkanı Daniel Holz, dünyanın “biz ve onlar” ikiliğine sıkıştığı, sıfır toplamlı bir anlayışın yaygınlaştığı uyarısında bulundu. Holz’a göre bu yaklaşım, ortak kazanımların önünü kapatırken herkes için kayıp olasılığını artırıyor.
Kurul, Rusya, Çin, ABD ve diğer büyük aktörlerin daha saldırgan ve milliyetçi politikalar izlemesinin, zor kazanılmış küresel mutabakatları aşındırdığını belirtiyor.
Saat geri alınabilir mi?
Kıyamet Saati, bir kader ilanı değil; uyarı olarak tasarlandı. Atom Bilimcileri Bülteni, liderlerin ve ülkelerin nükleer riskleri azaltacak adımlar atması, iklim eylemini hızlandırması ve bilgi ekosistemini güçlendirmesi halinde saatin geri alınabileceğini vurguluyor.
1947’den bu yana kullanılan bu sembolik gösterge, 1991’de, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle 17 dakika ile en güvenli konumuna ulaşmıştı. Bugün ise saniyelerle ölçülen geri sayım, zamanın daraldığını hatırlatıyor.
