İran, rejim, kadınlar…

Ve Mahsa Amini…

Örtünmek, yetmiyor !
Kurallara göre örtünmek de gerekiyor !

Ve bunun için bir Ahlak Polisi var, hayatın her aşamasında sizi izleyen polisler var !

Evet…

Bugün,

…İran'ın başkenti Tahran’dayız !

Başörtüsü ve kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınan Mahsa Amini’de !

Gözaltında yaşadığı darp nedeniyle hayatını kaybetmesinde !

İran’dan Türkiye’ye sıçrayan protestolarda !

Eylem sırasında Farsa, Türkçe ve Kürtçe atılan sloganlarda !

“Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” diyenlerde ! 

“Benim bedenim, benim kararım” diye ekleyenlerde !

“Mahsa’yı; saçları, bir küçük perçemi gözüküyor diye öldürdüler” çığlığında !

Destek için kendi saçlarını tereddüt etmeden kesenlerde !

Önce,

…bilmeyenler için bir tarifi tamamlayalım !

Farsça “Geşti İrşad”, yani İrşad Devriyesi olarak bilinen AHLAK POLİSLİĞİ, 2005 yılında Mahmud Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı 
döneminde kurulan, hayatın her aşamasında sizi izleyen bir ekip ! Yaptığı mı ? Kılık kıyafet kurallarına aykırı giyinenleri alıkoymak,
karakola götürmek, sorgulamak ve…

Haklısınız !

Bitmedi !

Karakola götürülen kadınlara, ailelerinden bir erkek gelip onları teslim alıncaya kadar, NASIL giyinmeleri ve NASIL örtünmeleri 
gerektiği konusunda uyarılarda bulunuluyor... Serbest bırakılan kadınlara da bundan sonra kurallara uygun giyineceğine dair bir evrak 
imzalatılıyor…

Türkiye’den İran’ı izlerken NE mi düşünüyorum !?

Atatürk Cumhuriyeti’nin LAİKLİK armağanını !
Siyaseti, devlet noktasında dinler üstü yapan tercihini !

Ardından da bugünde duruyorum…

Bizde…

Toplumsal yaşam, özel yaşam, giyinme, yaşam tarzı konularında şiddet dozu giderek artan ihtilaflarımızda… Kabataş’taki (!) TÜRBANLI 
BACIM ile başlayan sürecimizin politize edilmiş, hatta sermayesinden bolca da yenilmiş hallerimizde…

Mahsa Amini, fısıldadığı hayat hikayesiyle, o yüzden bu sayfada… Politize edilen İslam’ın, siyasetin elinde oyuncak edilen dini 
değerlerin, o dini değerler üzerinden ciddi sermaye biriktiren dini yapılanmaların, aynı siyasetle el ele ilerleyen cemaati kesimlerin 
güç açlığının bizlere neler yaşatabileceğini fısıldadığı hayat hikayesiyle, o yüzden bu sayfada…

Düşünün…


*-*

İMAMOĞLU, BİR DAVA…
Yeni bir Erdoğan hikayesi mi?

Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul Anadolu Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan İstanbul 
Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun davası 11 Kasım’a ertelendi ertelenmesine de, olası bir MAHKUMİYET kısmında duralım 
istiyorum biraz, ki benzer bir ‘Erdoğan’ hikayesi yaşanır mı, en çok da bunda !

Bir gazeteci dostum tamamlasın…

-
İmamoğlu, bu davadan mahkum olursa, siyasi yasaklı hale gelebilir... Yaparlar mı ? CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’ndan sonra, 
Belediye Başkanı İmamoğlu’na da yasak koyarlar mı ? 

Siyasetteki yükselişini biraz da benzer bir mahkumiyet kararına ve kısa tutukluluğuna borçlu olan Erdoğan, seçimdeki muhtemel rakiplerinden 
birine böyle bir mağduriyet payesi hediye etmek ister mi ? Sanırım artık hiç kimse, iyiden iyiye köşeye sıkışan bu iktidar için “şunu yapmaz”
diyemiyor; “her şey beklenir” demek daha doğru… Ama sonuç ne olur derseniz; “Böylesi bir karar, yaptığı hatalarla kendi adaylığını riske
atan İmamoğlu’na ve iç çekişmelere kapılan muhalefete toparlanma şansı verir” derim…
-

Haksız mı ?