İslamofobi de kötü… Antisemitizim de…

Londra’ya ilk gidişimde, diğer Avrupa ülkelerinden gelenlerin geçtiği kapı ile benim ilerlediğim koridorun birbirinden farklı güzergâhları olduğunu fark edip, garipsemiştim durumu… Türkiye’de tüm işlemlerimi halledip Londra Heathrow Havaalanı’na indiğimde, bana bir kez daha ‘niye geldin, cebinde kaç para’ var diye sorduklarında, FARKLI hissettiğimi de hatırlıyorum… Bu FARKLI hissediş, rahatsız bir farklılık da yarattı o an… İçinde olmak istemediğim bir kimlikti sanki… Beni SUÇLU gibi gören, SUÇLU gibi ilan eden, SUÇLU gibi hissettirendi…

SORGULANMASI GEREKEN biri gibi !

Hayatın her hangi bir aşamasında bunu size hissettiren hiç olmadı mı ?

Başka başka şekillerde belki…

Düşünün…

O farkın orta yerinde, sizi ışıklar altına alan anı düşünün…
Haklısınız, nefret ediyorsunuz hatırlamaktan !
“Bir daha mı, asla” diyorsunuz hatta…

Bir de, bunu hayatı boyunca yaşayanlarımız var…

Şalom Gazetesi Yazarı Karel Valansi’yi okurken, bunu düşündüm… “Bir Türk Yahudisi düşünün… Belki hayatında hiç İsrail’e gitmedi bile, ama sanki Türkiye’nin eşit bir vatandaşı değil, İsrail’in bir elçisiymiş gibi hesap sorulabiliyor…” deyişindeki ÖTEKİLEŞTİRME için düşündüm…

Haksız da değil…

AFEDERSİNİZ, ERMENİ DEDİLER ifadesi gibi bir şey bu… Masum birkaç kelimenin yan yana gelmesiyle oluşan FELAKET anlarına alışkın bir memleket haline gelişimiz gibi bir şey…

Evet…

Bugün, Karel Valansi ile ilerleyelim… İslamofobi için çokça konuşan bizlere, buna dair, ama BENZER başka bir şeyler anlatsın istiyorum… Biraz EMPATİ yapalım, o masum kelimeleri bir araya getirirken de iki kere DÜŞÜNELİM istiyorum…

Çünkü durum öyle bir hale geldi ki, çocuk hallerimiz bile buna teslim…

Karel Valansi’nin, “Bir arkadaşım, Golan Tepeleri ile ilgili bana çıkıştığında, ortaokuldaydım… Anlayamamıştım ne olduğunu… Oradaki herhangi bir çatışmada, ‘Biz sizi kurtardık, nankörlük etmeyin’ denebiliyor ! Son zamanlarda buna bir de, hem bazı medya organları hem de sosyal medyada aracılığıyla, ‘İsrail’i kınayın’ baskısı eklendi” deyişi de bundan…

Instagram hesabından yaptığı paylaşımların altına Filistin Bayrakları koyanların, “Keşke, Yahudilerin yaptığına bir tepki verseydiniz” gibi sözlerine maruz kalan Müzisyen Can Bonomo’nun, “Sizler ırkçısınız” tepkisi de bundan…

Kullandığımız dili hangi ara bir NEFRET DİLİ haline getirdik sahi ?

Hrant Dink Vakfı’nın, Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Söylem 2019 Raporu’na göre, Yahudi vatandaşlar, çoğunlukla İsrail-Filistin çatışmalarını konu alan haberlerde ‘bütün bir toplum olarak’ şiddetle özdeşleştirilip düşmanlaştırılıyor… Haberlerde, “Yahudi” kelimesinin HAKARET ifadesi olarak kullanıldığına dikkat çeken rapora göre, “İsrail devleti” ya da “İsrail Savunma Kuvvetleri” gibi kurumları ifade eden sözcükler yerine “Yahudi” kimliği, “genelleme yapılarak” kullanılıyor ve Yahudiler, Türkiye’ye yönelik bir tehdit olarak gösteriliyor…

1927 nüfus sayımı verilerinde 81 bin olan Yahudi nüfusu, şu an, Türk Yahudi Toplumu’nun tahminlerine göre 17 bin civarındaymış… Ancak bu sayının da her geçen sene azaldığını, Hatay’daki Yahudi Cemaati başlığında bizler zaten biliyoruz…

O zaman soralım…

İslamofobi’den bu kadar şikayet eden bizlerin, Antisemitizim konusunda bu kadar MESAİ harcamasını nasıl açıklamamız gerekiyor sahi ?

Anadolu ile derdimiz ne ?
Onu Anadolu yapan renklerle derdimiz ne ?