Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Korkunç iddia: Deprem bölgesinde organ ticareti mi yapıldı?

Depremin üçüncü yılına girilirken, kayıp binlerce insanın akıbeti hâlâ aydınlatılamazken; Sahra Hastanesi üzerinden yürütüldüğü öne sürülen uluslararası organ kaçakçılığı ve İsrail bağlantılı dosyalarda adı geçen Boris W. hakkındaki iddialar, Hatay’da yıllardır sorulan “Bu insanlar nerede?” sorusunu yeniden ve çok daha sert biçimde gündeme taşıdı.


Depremin üçüncü yılına girilirken, kayıp binlerce insanın akıbeti hâlâ aydınlatılamazken;

6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, on binlerce can kaybının yanı sıra akıbeti hâlâ bilinmeyen kayıplar Türkiye’nin ve özellikle Hatay’ın vicdanında kapanmayan bir yara olarak duruyor. Bu karanlık tablo, gazeteci Yılmaz Özdil’in Sözcü Masası programında gündeme taşıdığı İsrail bağlantılı Sahra Hastanesi ve organ ticareti iddialarıyla yeniden tartışmanın merkezine oturdu.

Özdil, deprem sonrası bölgede kurulan bir Sahra Hastanesi’nin, geçmişte uluslararası organ kaçakçılığı iddialarıyla adı anılan İsrailli Boris W. ile bağlantılı olabileceğini öne sürerek kamuoyuna kritik sorular yöneltti. “Bu hastaneyi kim kurdurdu, kim izin verdi?” diyen Özdil, depremde kaybolan yurttaşların akıbetine dair soru işaretlerinin bu iddialarla daha da derinleştiğini ifade etti. Kısa sürede, kalabalık ve organize bir ekip tarafından kurulduğu belirtilen hastanenin, sıradan bir insani yardım faaliyeti olarak görülemeyeceği vurgulandı.

Programda ayrıca, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turan Çömez’in paylaştığını belirttiği ve İsrailli bir ekibin sahada bulunduğunu öne süren fotoğrafların kamuoyuna yansıdığı aktarıldı. Bu görüntülerin, iddiaların ciddiyetle ele alınması gerektiğini ortaya koyduğu ifade edildi.

Halk TV paylaşımına göre; Rus yetkililer, yaklaşık üç ay önce insan organı kaçakçılığına karıştığı iddiasıyla 40 yaşındaki Boris W.’yi tutukladı. Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan İsrail ve Ukrayna vatandaşı Boris W., Türkiye’den iade edildiği Rusya’da insan organı kaçakçılığı suçlamasıyla cezaevine konuldu. Rusya İçişleri Bakanlığı, Boris W.’nin Kosova’daki özel bir klinikte yasa dışı organ nakilleri organize eden uluslararası bir suç ağının başında olduğunu açıkladı.

Soruşturma dosyalarına göre, 2006–2008 yılları arasında faaliyet gösteren bu ağ, Rusya, Moldova, Kazakistan ve Belarus’tan donor olarak seçilen kişileri Kosova’ya götürerek böbreklerini 15 ila 17 bin avro karşılığında almayı vaat etti. Ancak bağışçılara herhangi bir ödeme yapılmadığı ve ameliyatlar sonrası tıbbi bakım sağlanmadığı belirlendi. Rus yetkililer, söz konusu ağın 20 yılı aşkın süredir takip edildiğini açıkladı.

“Asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’ta çok sayıda bina hasar gördü veya yıkıldı. ( Özge Elif Kızıl – Anadolu Ajansı )

Dosyalara yansıyan bilgilere göre Boris W., 2017 yılından itibaren yaklaşık 9 yıl boyunca Türkiye’de yaşadı. Bu süreçte Royal Innovative adlı bir şirket kurarak farklı sektörlerde ticari faaliyetler yürüttü. Aynı dönemde basına verdiği demeçlerde kendisini tarım ve yatırım danışmanı olarak tanıtan Boris W.’nin, hakkında uluslararası yakalama kararı bulunmasına rağmen uzun süre Türkiye’de serbestçe yaşadığı iddiaları dikkat çekti.

6 Şubat depremlerinin ardından İsrail, Türkiye’ye tıbbi destek sağlayan ülkeler arasında yer aldı. Deprem bölgesinde Sahra Hastanesi kuran Rabin Medical Center adlı kurumun, İsrail Adalet Bakanlığı kayıtlarına göre geçmişte Boris W. ve organ kaçakçılığı ağıyla bağlantılı faaliyetlerde bulunduğu öne sürülüyor. Bu iddialar, depremin en ağır yıkımı yaşattığı Hatay’da, “Depremde kaybolan yurttaşlara ne oldu?” sorusunu yeniden ve daha yüksek sesle gündeme taşıdı.

Şu ana kadar Dışişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ya da yerel resmî kurumlardan iddialara ilişkin doğrulayıcı ya da yalanlayıcı net bir açıklama yapılmış değil. Uzmanlar ve hukukçular, böylesine ağır iddiaların ancak şeffaf, bağımsız ve kanıta dayalı soruşturmalarla aydınlatılabileceğini vurguluyor. Depremin üçüncü yılında kamuoyu, ya sorumluların ortaya çıkarılmasını ya da iddiaların açık ve ikna edici biçimde çürütülmesini bekliyor.