Kutladık mı, bitti mi ? Peki, biraz da gerçek !

Dünya Çocuk Hakları Günü geride kaldı… Süslü kelimelerle bayram yerine çevirdik her yeri… Mutlu mesut yüzlerle MUTLU çocukların ülkesinde bir günü daha tükettik… Çocukların bizler için ne kadar ÖNEMLİ olduğunun altını çizerken SÖZLER de verdik…

Biz de bugün bir şeyler verelim…
Bazı bilgiler, rakamlar ve gerçekler…

“Çocuk işçiliği ile mücadelemiz ve bu konuda gösterdiğimiz hassasiyet, istatistiklerimize de yansıdı… Bu anlamda, ülkemizde 1990’lı yıllarda yüzde 15’i aşan çocuk işçi oranı bugünlerde yüzde 5’in altına düşmüş durumda” diyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’u dinlerken hele ki…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin dediği gibi, ‘güneş balçıkla sıvanmıyor’ ! Türkiye coğrafyasında, çocuklar çalışırken ölmeye devam ediyor. Bu durum öyle bir noktaya varmış ki, 2018 yılında 8 yaşında ölen çocuk işçi bile var !

Niye mi ?

Dendiği gibi…

Türkiye’deki çocuk işçilik gerçeği, çalışma hayatının doymak bilmeyen keskin dişlilerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere biçimlendiriliyor… Ve bu minik emekçi bedenler, zaten ağır aksak ilerleyen işyeri denetimlerinin “görünmeyen” özneleri olmayı sürdürüyor…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, yılın ilk on ayında en az 62 çocuk işçinin yaşamını yitirdiğini tespit etmiş…
Yine kayıtlara göre, aynı dönemde ölen 25 işçi de 18 yaşında… Ancak bu işçilerin kaçının 18 yaşını doldurmuş olduğuna dair elde net bir bilgi yok… Yani bazıları 18 yaşın altında olabilir…

Olabilir…

18’in altında olabilir…

Bir mahsuru da yok zaten !

Var mi ?

Yok !

O yüzden, Dünya Çocuk Hakları Günü kutlu olsun !

Bugün de bitti !

Sıradaki !!!

*

ANTAKYA’NIN ADAYLARINA
TEK BİR ŞEY SORALIM MI ?

Yerel seçimler yaklaşırken, dikkatimi en fazla çeken şey, yeni yeni isimlerim ADAYIM diye ortaya çıkmasından öte, ESKİ denen isimlerin ya da halen BAŞKAN olanların  ADAY olma noktasında ısrarlı davranmaları !

Düşünmeden edemiyorum !

Açıkçası, cesaretlerine hayranım, desem !

Eldeki şehrin zarar faturası bu kadar yüklüyken hele ki !

En çok da Sayın İsmail Kimyeci’ye sormak istiyorum aslında… Tescilli evlerin taş ve ahşap hikayesinde duran bir kentin belediye başkanlığını yapmış ve daha da YAPARIM diyen Sayın Kimyeci’ye sormak istiyorum…

Kaç park, kaç parke, kaç etkinlik diye sormuyorum…

Derdim başka…
Derdim bu kent…
Derdim kentin tarihi…
Tescilli denenin son hali…

En çok da…

Yüzlerce yıllık evlerin DÜN hikayelerinin orta yerine BUGÜN denenden eklenen ZİFT ! Sahi, yarattığınız ASFALT yolların eski Antakya içinde metre metre ilerleyişini izlerken, bana TEK BİR SEBEP sunun, SİZE NEDEN OY VERMEM GEREKTİĞİNİ !

Daha fazla asfalt yol için mi ?
Kaybolana daha fazla EK için mi ?

NE için ?