Bazı mekânlar vardır; kapısından içeri girince insanın içi yavaşlar…
Kütüphaneler işte tam da böyle yerlerdir.
Sessizdirler ama çok şey söylerler.
Kalabalık değildirler ama insanı yalnız bırakmazlar.
Bu yıl Kütüphane Haftası “İyileştiren Kütüphaneler” temasıyla kutlanıyor.
Aslında hepimiz biliriz ki, bir kitabın sayfaları arasında dolaşmak çoğu zaman bir yarayı sarar.
Bazen bir cümle, insanın içindeki en derin boşluğu doldurur.
Yıllarca öğretmenlik yaptım.
Şunu gördüm: Kitapla tanışan bir öğrenci değişir.
Daha çok düşünür, daha çok hisseder, daha çok anlar.
Ve en önemlisi, kendini yalnız hissetmez.
Bu yüzden öğrencilerimi kitaplarla, dergilerle, yazarlarla buluşturmaya çalıştım.
Bir gün bir öğrencinin gözlerinde o ışığı gördüğünüzde anlarsınız:
Artık o çocuk başka bir dünyaya kapı aralamıştır.
Kütüphaneler yalnızca raflardan ibaret değildir.
Onlar, insanın kendine doğru çıktığı uzun bir yolculuğun başlangıcıdır.
Bir kitabı elinize aldığınızda, aslında kendi içinize doğru yürümeye başlarsınız.
Bugün her şey hızla akıp gidiyor.
Ama insanın ruhu hâlâ yavaş okumaya, derin düşünmeye ihtiyaç duyuyor.
Kütüphaneler bu yüzden hâlâ gerekli…
Belki de her zamankinden daha fazla.
Çünkü bir toplumun en sessiz ama en güçlü aynası kütüphaneleridir.
Orada hangi kitaplar varsa, o toplumun hayalleri de oradadır.
Bazen bir kitap, bir insanın hayatına dokunur.
O dokunuş büyür, derinleşir, bir ömre yayılır.
Sessizdir ama kalıcıdır.
İşte bu yüzden kütüphaneler…
İnsanı fark ettirmeden iyileştirir

YORUMLAR