Lütfü Savaş, Ne düşünmüştür sahi?

“Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılmış zaferlerin en büyüğüdür” der, Albert Camus…

Aynaya her baktığımızda biraz daha eksildiğimiz bugün, o ZAFER denen şeyin anlamını daha iyi anlamıyor muyuz ? Hele ki yenilgilerle giden bir hayatta… Eksile eksile ilerleyen adımlarımızda…

Oysaki ne güzel demiş şair…

Masallarımız aynı, düşlerimiz bir…
Aynı ateşin yaktığı ağıtlardan geliyoruz…

O zaman NİYE ?
Sahipsizliğimiz NİYE ?
Slogan gerçekliğimiz NİYE ?
Kalbe dokunacakken kaçmak NİYE ?

Düne sadakat ne zamandır yardım ve yataklıktan sabıkalı oldu sahi ? Hangi ara korkar olduk birbirimizden ? Neyin öfkesini harmanladık ? Sevmek varken, niye ÖTELEDİK ? Hayatı birbirimiz için niye yalnızlaştırdık ?

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski’nin dediğine mi geldik ?

“Ne ben herhangi birine benziyordum, ne de herhangi biri bana benziyordu… Ben tek başımaydım, onlarsa hep birlikteler…”

Evet…
Bu hale geldik…
En sonunda, geldik…
Geldik mi getirildik mi ?
İtiraz etmediğimize göre, geldik !
Tamam da NİYE geldik, sordunuz mu ?
Geldiğimiz yer BİZ değiliz, buraya ait değiliz !
Bunu fark ettiniz mi, fark edip de İTİRAZ ettiniz mi ?

Tam da bu ara bir mola verelim mi ? Okuduğum bir şeyi paylaşayım sizlerle… Geçenlerde okuduğum bir yazarı… Okuduğumda bulduğum kendimi… Belki de sizi, diğerlerini, herkesi…

Başlayalım mı ?


Senelerdir paylaşım yapıp duruyorsun… DEĞİŞEN ne var ? Kendi kendinizi kandırıyorsunuz, yazık size…

Tamam, belki biz bu dünyayı değiştiremedik, ama bu dünya da bizi değiştiremedi…

Tabi ki burada paylaşım yaparak bir şeylerin değişmeyeceğini biliyorum… Önemli olan bu değil ! KARAKTER meselesi diyelim buna… Elimden hiç bir şey gelmiyorsa bile, dünyada yaşayan canlıların acılarını ve haksızlığa karşı mücadelelerini göstermek gerekiyor diye düşünüyorum… Bir insan dahi bilinçlense kardır… DEĞİŞİM denilen şey önce insandan başlar. Ben bunu savunuyorum… Ayrıca ACINACAK olanlar, çevresinde olup bitenlere karşı KAYITSIZ kalıp, kendi çapınca bir kaç bir şey yapmaya çalışanları kötüleyenlerdir kanımca…

Bugüne kadar kaç kişi bu köşedeki kelimelerle DEĞİŞTİ bilmiyorum, ama değişenler olduğunu biliyorum… Hani, “Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılmış zaferlerin en büyüğüdür” demiş ya Albert Camus, işte o zafer adına çaba göstermek için ayağa kalkanların olduğunu biliyorum… Çünkü masallarımız aynı, düşlerimiz bir…

Bugün tam da buna dair…
Açılan bir sergiye, bir resme dair…
Ve dünde unutulan Antakya’ya dair…

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, geçtiğimiz gün, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Hatay Mesleki Eğitim Kursları kapsamında bir resim sergisinin açılışını yapmış… Resimleri tek tek incelemiş ve haberi de bizlere servis etmiş…

Onca resim arasında birinde DURDUM, durdum ve DÜŞÜNDÜM… Sahi, Lütfü Savaş ne düşünmüştür, merak ettim ! Antakya Balıkpazarı’nın olduğu meydandan indirilen, bir zamanlar avucunda 3 semavi dinin işaretlerini tutan heykelin dününe dair resmi gördüğünde ne düşünmüştür, merak ettim ! Heykelin avucundan indirilen BİZ noktasında durup ne düşünmüştür, merak ettim ! Kent idarecileri tarafından omuzlanamayan bir Antakya gerçeği karşısında ne düşünmüştür, merak ettim ! Kadim toprakların Antakya’sından sökülerek alınan bir gerçeğin karşısında durup ne düşünmüştür, merak ettim !

Sahi, açtığınız serginin en GERÇEK resmi için ne düşündünüz Sayın Savaş ?

(Visited 1 times, 1 visits today)