Masamız biraz büyüse…


Sandalyelerimiz artsa…



-
2023 yılında, Cumhuriyet'in ikinci yüz yılına girilirken, ne yazık ki bir kez daha Kürtler, Aleviler ve farklı inanç 
grupları başta olmak üzere, önemli toplum kesimlerinin ve sol, sosyalist güçlerin SÜRECİN DIŞINDA tutulmaya çalışıldığını 
gözlemliyorum… 

Bunun bir nedeni,

…iktidarın hedefi haline gelmenin yarattığı ÇEKİNGENLİK olsa da, asıl nedenin, sorunlara, geçmiş kodlarla yaklaşmak 
olduğu düşüncesindeyim… 

Bunca deneyim, sorgulama ve tartışmaya rağmen, resmi ideoloji sınırlarının dışında, devletçi ve milliyetçi anlayışın 
ötesinde yeni bir perspektif ortaya konulamıyor !
-

Türkiye’de, miting alanlarını dolduran kalabalıkları coşturan, sokağın akan nabzını ise iyi ölçen çok az siyasetçi var
ve bu isimlerden sadece bir ikisi için ÇOK İYİ HATİP ifadesini kullanabiliyorum ne yazık ki !

Sevelim ya da sevmeyelim, Erdoğan bunlardan biri ama…
Konumuz, Partili Cumhurbaşkanı değil bugün…
Selahattin Demirtaş’tayız…
HDP Eş Başkanı’nda…

Haklısınız, eski HDP Eş Başkanı’nda…

Onun tespitleriyle başladık, ki çok haklı !

Özellikle de iktidarın hedefi haline gelmenin yarattığı ÇEKİNGENLİK konusunda !

O çekingenliği, CHP’nin ADALET YÜRÜYÜŞÜ’ne destek olmak isteyen HDP’lilere verilen HAYIR cevaplarından da hatırlıyoruz, 
6’lı masanın etrafına atılacak bir 7. sandalye için bekleyenlere olumsuz bakanlardan da !

Oysa ki,

…kimliklerimiz, inançlarımız ve siyasi görüşlerimiz birbirinden farklı olmasına rağmen, bir araya gelebiliyorsak, güçlüyüz !
 O yüzden de, “temel hedef, taktiksel işbirlikleriyle seçim kazanmaya çalışmak olmamalı” diyen Demirtaş’a hak vermemek zor !

Peki, hiç kimsenin ve hiçbir muhalif kesimin dışlanmadan dahil edebileceği büyüklükte bir masamız NİYE yok ?

Niye, tek bir masamız ve 6 sandalyemiz var ?

Masa mı küçük, sandalye mi yok ?

Sorun tam olarak ne ?

Sorun, hangisi ?

Kim ?

Bir konuda aynı fikirdeyim, Demirtaş’la…  Muhalefet, "önemli ve anlamlı" mesafeler aldı, ancak "yeterince toplumsal 
heyecan ve kolektif umut" yaratabildi mi ?

Hayır !

Aslında, “Helalleşme; yüzleşmek, barışabilmek, devam edebilmek demektir… Bunu, yarası olan topluluklarla yapacağız” diyen
ve bir anda toplumda bir HELALLEŞME tartışması başlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, o heyecan ve kolektif umut için 
güzel de bir adım atmıştı… Buna dair paylaşımı hala aklımda; “Ben, ömrümde, ülkemizde, nefreti ve sevgiyi gördüm... Artık sevgi
kazansın istiyorum... Ülkemizin iyileşmeye, helalleşmeye ihtiyacı var... Helalleşmek, geçmişi değiştirmez, ama geleceğimizi
 kurtarır... Geçmişte Partimizin de hataları oldu ! Helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım...”

Kartlarımızı bu kadar açık ve kalbi oynarken, ÇEKİNGENLİK niye ?

Belki de hala kapalı kartlarımız var !

Konuşamadıklarımız var !
Yanında duramadıklarımız var !
Aynı karede olmaktan çekindiklerimiz var !
Savunmak zorunda kalmak istemediklerimiz var !

…ki sorun da bu !

Yorgun düşmüş yaşam başlıklarımıza hala geçmişin kodlarıyla yaklaşma çabamız da !

Öyle mi ?