Muhammed Bin Selman mı? Cemal Kaşıkçı mı?

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın (Jamal Khashoggi) öldürülmesi ve Yemen’de işlenen savaş suçlarıyla ilgili politik duruşumuzu bilen var mı ? Peki ya, sisteme ve rejime muhalif bir ismi planlı bir şekilde öldürmek için ‘Türkiye toprakları’ tercihinde bulunan Suudi Kraliyet Ailesi için şu ana kadar ne yapıldığını bilen !

Garip değil mi sizce de ?

Düşünsenize bir kere…

Eğer Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın Londra, Paris, Berlin ya da Washington temsilciliklerinden birinde vahşice öldürülmüş olsaydı, o ülke kamuoyları nasıl bir baskı yaratırdı ? Riyad’ın, bir infaz timini, sırf muhalif bir Gazeteciyi ortadan kaldırtmak amacıyla o ülke topraklarına gönderdiği gerçeğinde, siyaset bu konuyu ne aşamaya taşırdı ? Avrupa ya da Amerika’daki yargı sistemi, nasıl bir işleyişle buna tepki verirdi ?

Ankara’nın bugüne kadar ki tavrı mı ?

Yeterli miydi ?

Hatırlıyorum da…
Hatta siz de hatırlıyorsunuz…
Hani yıllar önceki olaylı Davos’u…
Gazze: Ortadoğu’da Barış başlıklı Paneli…

En çok da, Erdoğan’ın, İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres’i hedef alan Filistin başlıklı şu konuşmasını…


Sesin çok yüksek çıkıyor… Benden yaşlısın ! Biliyorum ki, sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir… Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak, bunu böyle bilesin… Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz… Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum…

O yüzden, beklentim…

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e karşı yumruğunu o gün masaya vuran Ankara’nın, benzer bir ‘SİZ ÖLDÜRMEYİ ÇOK İYİ BİLİRSİNİZ’ kısmını bu defa Suudi Krallığı için söylemesiydi ! Bugüne kadar topladığı onca delil karşısında, kendi iç hukuku noktasında daha aktif bir rol almasıydı ! Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi ve Yemen’de işlenen savaş suçlarıyla ilgili olarak, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün başvurusu üzerine Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı incelemeye alan Arjantinli Federal Yargıç Ariel Lijo benzeri bir süreci devreye sokmasıydı ! Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı görevini de yürüten Muhammed bin Selman’ın, Yemen’deki iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun işlediği insan hakları ihlallerinden suçlu olduğuna dair bulguların bu kadar net olduğu bir süreçte, yaşanan acılara daha fazla müdahil olmasıydı !

Ama en çok da…

Erdoğan’ın…

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te düzenlenen G20 Zirvesi’nde çekilen ‘Aile’ (!) fotoğrafı çekimine, İstanbul’da işlenen cinayetin azmettiricisi konumundaki Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın oradaki varlığı nedeniyle katılmayı reddetmesiydi ve böylelikle konuyu çok daha farklı bir boyuta çekmesiydi, ki İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e yöneltilen SİZ ÖLDÜRMEYİ ÇOK İYİ BİLİRSİNİZ kısmına Riyad başlığında nefes katmasıydı !

Peki, tüm bunlar oldu mu ?

Olmadı !

Ama çok daha fazlası oldu !

Nasıl mı ?

Muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölüm emrini verdiğine dair sayısız emare bulunan Suudi Prens’in dünyadan dışlanması, işbirliğine zorlanması, yaptırımla cezalandırılması gerekirken, aynı Suudi Yönetimi, 2020 yılında yapılacak G-20 zirvesine ev sahipliği ile ödüllendirildi.

Yazar-Düşünür Cemil Meriç haklı sanırım !

Çıkar konuşunca, vicdan susuyormuş…