Canım ülkemde korkunç şeyler oluyor. Gittikçe ve örgütlü şekilde çoğalıyor şiddet, kötülük, nefret…
Bu ülkede epeydir çocuklar öldürülüyor, çocuklar diyorum.
Duyuyor musunuz?
Ço cuk lar…
Vatanımıza bıçak saplıyorlar, milletimize, ciğerlerimize, insanlığımıza, hukukumuza, bize bıçak sapliyorlar.
“Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.” demiş canım Ata’m.
Ailelerin binbir zorlukla büyüttüğü iyi çocuklar, efendi çocuklar, yine “çocuk katiller” tarafından, “niye yan baktın” bahanesiyle öldürülüyor.
Türkiye’ de iyi insan erozyonu yaşanıyor.
Bizler de kahrolarak;
” Bir çürümenin ortasında
Utancımıza tutunmuş
İyi şeyler düşünerek
Yaşamaya çalışıyoruz. ”
Şükrü Erbaş
Çocukların öldürülmesine kahroluyorum. Ne yapabiliriz diye düşünüp duruyorum.
Dün canım yavrum Ahmet Minguzzi, bugün canım yavrum Atlas Çağlayan. Pırlanta gibi çocuklar bunlar, hayattan koparılan diğer değerler gibi.
17 yaşındaki Atlas Çağlayan, 15 yaşındaki Efe Çekli tarafından bıçakla öldürüldü. Olay korkunç, vahşice değil mi?
Yavrusu için adalet arayan, Atlas’ ın acılı annesi gözyaşları içinde bir de haklılığını haykırmak zorunda bırakılıyor.
Karşı tarafın avukatının
” Müvekkilim yaralama kastı ile degil korkutmak kastı ile hareket etmiştir.” sözleri karşısında annenin çırpınışı, mücadelesi içler acısı.
Nerede adalet?
Kötülük neden yumuşatılıyor?
Bu trajik olay kimi medya kanallarında; akran zorbalığı, çocuk öldü ( öldürüldü demiyor örneğin) veya çocuk, cocuk tarafından öldürüldü, şeklinde ifade edildi.
Hayır efendim, olmaz, olamaz. Böyle bir dil kullanılamaz. Vahşet normalleştirilemez, indirgenemez. Ülkemizde magandalık adeta normalleşti. Kötülüğün zaferi çoğalıyor.
Ailesi, katil çocuğun arkasında, emniyet koridorlarında katil çocuk lehine sloganlar atıldığını hep beraber izledik.
Çocuk dediğin, bıçak, silah taşır mı? Çocuk dediğin kitap, kalem, çanta taşır. Çocuk dediğin yüreğinde çocuk masumiyeti taşır.
Rakel Dink ne güzel söylemiş:
“Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan, hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim.”
Biz bu hale nasıl geldik?
Bu nesil nasıl böyle kindar nesil oldu? Çocuklar neden bıçakla gezer?
Kadınlara, çocuklara, kedilere, köpeklere eziyet edenler gittikçe çoğalıyor. Neden?
Büyüteç altına alınması gereken pek çok detay var.
Feodal kültür, aile yapıları, çevre, okul kültürü, toplumun sosyo kültürel, sosyo ekonomik yapısı ve sistem…
Yeni neslin beyni ilmek ilmek işlendi, işleniyor.
Türk toplumunu bozan magazin, eğlence programları, yozlaşmış müzik akımları, yeni nesil küfürlü rap, özellikle diziler…Şiddeti, çeteyi, mafyayı, silahı, kabadayılığı, cinayeti, ahlaksızlığı meşrulaştıran diziler, çocuklarin oynadığı, şiddet içeren PC oyunları, kimi tiktok içerikleri …
Sosyal medya, basın, TV toplumu dizayn etmede çok büyük bir rol oynar.
Söylemler, karakterler hedeflenen insan modeline göre servis edildikçe, zihnimize yerleşir, anormal olan normalleşir. İş çığırından çıkar.
Bazı alt kültürlerde küfür etmek, bıçak taşımak erkekliğe adım, sözü geçen biri olmaya aday olarak görülür.
Toplum olarak caydırıcı cezalar ve adalet için yalvarıyoruz.
Değer yargılarımızı, kimliğimizi, kültürümüzü giderek kaybediyoruz.
Canım ülkemde bir eğitim seferberliği şart. Toplumsal hafızayı canlandirmak, şanlı tarihimizi özellikle yeni nesillere aktarmak şart.
Bunun yolu da şüphesiz, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, İlke ve Devrimlerini anlamaktan ve anlatmaktan geçer.
Bunun yolu Atatürk’ ün doğa,hayvan, insanlık sevgisini ve idealini kavramaktan geçer. Atatürk demek bağımsızlık, özgürlük, sevgi, barış, insan haklarına saygı, dogmaya değil akla ve ilerlemeye dayanan çağdaş toplum demek. Kadının hukuk önünde birey sayılması demek.
Öğrenciler karne alıp tatile girdiler malum. Okulların açılmasına da sayılı gün kaldı.
İlkokul 1.sınıf ve 2.sınıflara klasik bildiğimiz karne değil de, gelişim raporu adı altında karnenin yerini tutması beklenen çıktılar verildi. Veliler çıktılardaki ifadeleri anlamakta zorluk çektiklerini ilettiler. En önemlisi de herkes merak ediyor:
Neden bu çıktılarda “karnelerde”, İstiklal Marşı, Atatürk, Türk Bayrağı, Gençliğe Hitabe yok?
Ülkemizin kurucu değerleri, sembolleri neden eğitim hayatına yeni başlayan çocukların “karnelerinden” çıkarıldı?
Nasıl insanlar yetiştirmek istiyoruz?
Aidiyet duygusunun önemi yadsınamaz. Eğitimde çocukların yüreğine, zihnine ilk dokunuş semboller üzerinden kurulur. Semboller kaybolursa, aidiyet zedelenir, yolumuzu şaşırırız.
Bu çağda Afganistan’ da yaşananlar ortada. Tekrar ve yine binlerce kez teşekkür ederim Ata’m.
Zor zamanlardan geçiyoruz. Yine de umudumuz var. Tam da böyle zamanlarda…
Ey Türk İstikbalinin Evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen; Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk

YORUMLAR