Organize Kötülük Parantezinde Irkçılık

Amerika’da yurttaşını kötülere karşı korumakla yükümlü olan kanun adamı, insanlık suçları işledi. Siyahi bir vatandaşı boğarak öldürdü.

Suç hangi kapsama giriyor?

Maktulün ten renginin koyu olmasından dolayı, ırkçılık.

İnsanlık suçu olan Amerika’daki ırkçılıkla benzeşen ayrımcılık, başka coğrafyalarda yok mu?

Örneğin İslam ülkelerinde farklı dinlere ve mezheplere, ayrımcılık kokan nefeslerin solunmadığından kim emin olabilir?

Kadına yapılan ikinci-üçüncü sınıf muameleler; ayrımcılık sınıfının ayıplı sıralarına lük diye oturuyor.

Partizanlığın sert ve acımasız rüzgarından payımıza düşenleri şimdi deşmek istemiyorum. Lakin ‘’ya taraf olacaksın ya da bertaraf’’ tehdidinden etkilenen nice vatandaş perişan olmadı mı?

Irkçılık çok fena bir ruhsuzluktur.

Her türlü ayrım bu ruhsuzluk pınarından beslenir. Gayri ahlakidir, dolayısıyla gayri insanidir.

Bir avuç kadar küçülen dünyada ırkçı-ayrımcı davranışlar büyüyor.

Demokrasinin beşiği İngiltere’de futbol liglerini hatırlayınız; birkaç densiz insan siyahi futbolcuların üzerlerine muzlar atarak aşağılamaya çalıştı.

Liberté, égalité, fraternité; “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik”. Fransız İhtilali’nin simgeleridir. Buna rağmen ırkçılığın ürpertici kokusu zaman zaman vatandaşlar ve sporcular üzerinde yoğunlaşıyor. Futbolda en son dünya kupasını kazanmasına rağmen bazı densiz Fransızlar, “Bu takım Fransız Milli Takımı değil. Oyuncuların ten rengine baktığınızda bunu hemen görüyorsunuz. Böyle Fransız takımı olmaz” söylemi tepkilere neden olmuştu.

Verdiğim iki örnek tüm dünyanın gözü önünce yaşandı.

Ya göremediklerimiz.. Kamuoyuna yansımayan ırkçılığın– ayrımcılığın adı ne olursa olsun, boyutlarını bilemiyoruz.

Bu noktada, geçtiğimiz günlerde, Kanada Başbakanı Trudeau’nun bir basın mensubunun, Amerika’da yaşanan ırkçılık ile ilgili sorusuna karşı 25 saniye sessiz kalarak; ardından gözyaşıyla verdiği cevap tüm insanlara örnek olmalı.

“Hepimiz ABD’de olanları korku ve dehşet içinde izliyoruz. Şimdi insanları bir araya getirme zamanı. Dinleme zamanı. Şimdi, adaletsizliğin anlamını öğrenme zamanı. Bu adaletsizlik, yıllardır, on yıllardır yaşanan ilerlemeye rağmen sürüyor.’’
“Ama bu, biz Kanadalılar için de üstesinden gelmemiz gereken sorunlar olduğunu görme zamanı. Siyah Kanadalılar, beyaz olmayan Kanadalılar, her gün ayrımcılıkla yüz yüze geliyor.
Kanada’da sistematik bir ayrımcılık var. Sistemlerimiz, siyah Kanadalılara ya da beyaz olmayan Kanadalılara farklı muamele ediyor. Bu birçoğumuzun görmediği bir şey. Ama bu, beyaz olmayan Kanadalıların yaşadığı bir gerçeklik. Bunu görmemiz gerekiyor.’’

Bu samimi ve cesur söylemi takdir ediyorum. Birçok ülkenin devlet başkanları gibi ahkâm kesmedi. Benim ülkede ırkçılık ve buna bağlı sorunumuz olmaz demedi.

Şimdi yeni Zelanda’ya uzanalım..

Mart 2019 da Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki ayrı camide cuma namazı esnasında Avustralyalı aşırı sağcı, ırkçı ve İslamofobik terörist Brenton Tarrant 49 masum insanı tarayarak öldürdü.

Yaşanan vahşet karşısında Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern her açıklaması ve davranışıyla, ‘’dünyaya böyle liderler gerek’’ dersi vermişti. Ortaya koyduğu merhametli liderlik ile bütün dünyanın saygısını kazandı.
Yeni Zelanda bizim evimiz, onlar biziz” diyerek ülkesinde yaşayan diğer Müslüman göçmenlerin kendilerini güvende hissetmelerini sağladı.
Konuşmasında, “O teröristin adını anmayacağım, siz de anmayın” diyerek bütün dünyaya çağrıda bulunmuştu.. Yaşadığı üzüntüyü de tepkisini de en samimi haliyle ortaya koymuştu. Ülkede yaşayan Müslümanlar üzerinden dünyadaki tüm Müslümanlarla empati kurmuştu. ‘’Tüm Müslüman topluluklar için sempati ve sevgi duyun” demişti.

İşte bu iki devlet başkanının son dönemlerde moda değimi olan ‘’organize kötülük’’ karşısında ,’’organize iyilik’’ yapıla bilineceğini öğretiyor.
İnsan insanın hem kötülük şeytanı, hem de insan insanın iyilik meleğidir.

İnsanlık, yüreğinde ve aklında iyilik melekleri olan liderleri hak ediyor.

Irkçılığı, ayrımcılığı, dinciliği ve/ya mezhepçiliği gizli veya aleni körükleyen kötü şeytanları değil.

[email protected]