Sabır Acıdır Meyvesi Tatlıdır

Geçtiğimiz sezon başında Süper Lig’e yükselen Giresunspor, tüm sezonu düşme tehlikesi yaşayarak geçirdi. İlk haftadan son haftaya kadar, yönetim, teknik ekip, futbolcu ve taraftar hep diken üstündeydi. Bu sezon arkalarına yaslanarak seyrettikleri maç sayısı üçü geçmez.

Peki ya Hatayspor?

Süper Lig’e yükseldiği günden bu yana taraftarına bir kez bile düşme tehlikesi yaşatmadı. Aksine dönem dönem ciddi şekilde üst sıraları zorlayan, birçok futbolcusunun piyasa değerini üçe dörde katlayan, gol krallığı yarışının zirvesine iki sezon üst üste çok güçlü adaylar çıkartan, Türk futboluna yeni, genç ve dinamik bir teknik ekip sunan bir yapı… Garip olan ise tüm Giresun halkı takımına minnettar iken bazı Hataysporlu taraftarlar takımını ve bu yapıyı yerden yere vuruyor. Çok enteresan…

Süper Lig şampiyonluğu olan Bursaspor örneğini görüyoruz. Eskişehirspor, Karabükspor, Mersin İdman Yurdu, Gaziantepspor gibi örneklere girmiyorum bile… Bir dönem Süper Lig’e damga vuran bu kulüpler yönetilemediği için ya alt liglere düştü ya da kapandı. Dolayısıyla, Hatayspor’un ayağını yorganına göre uzatmasını yadırgamamak gerekiyor.

Peki, yönetim borçlanarak yapacağı transferlerle taraftarı tatmin edemez mi?

Bunu sadece Hatayspor yönetimi değil Türkiye’deki birçok kulüp yapabilir. Tabi sonrasında kulübün gidişatını öngörmek çok zor olmaz. Hatayspor’un Süper Lig’e yükseldiği ilk dönem ile şu anki dönem arasında TFF gelirleri bir hayli düşüş yaşadı. Bu gelirler TL bazında dahi düşüş yaşarken döviz o günden bugüne 4-5 kat yükseldi. Bu ekonomik konjonktürde transfer yapmak ve oyuncu maaşlarını idare etmek çok güç. Bu sebeple, transferde adı geçen isimler belki taraftarı tatmin etmiyor ama en azından bekleyip görmekte fayda var diye düşünüyorum.

İlk geldiği gün hangi oyuncu taraftarı heyecanlandırdı ki?

‘’Bu adam Boupendza’nın yerini tutamaz’’ dedikleri Ayoub El Kaabi, 18 gol attı.

‘’Bu çocuktan olmaz, Rayane Aabid’i çok ararız’’ dedikleri Mehdi Boudjemaa, Cezayir Milli Takımı aday kadrosuna çağrılma başarısı gösterdi.

‘’2. Lig’de bile süre bulamayan adamları kadroya dolduruyorsunuz’’ dedikleri Bertuğ Özgür Yıldırım, Ümit Milli takıma tercih edilirken, Burak Öksüz, taraftarın ilk 11’de aradığı ilk isimlerden biri haline geldi.

‘’Küme düşen takımdan oyuncu mu alınırmış’’ dedikleri Saba Lobjanidze, 8 gol 9 asist ile kariyerinde skora en fazla katkı yaptığı sezonu oynadı.

Bu örnekler fazlasıyla çoğaltılabilir. Bir de ‘’Tamam da kardeşim bu saydıkların Ömer Erdoğan sayesinde oldu’’ diyenler var. Ömer Hoca’nın emeği ve bu takıma katkıları yadsınamaz. Fakat Ömer Hoca bile her fırsatta bu kadro kurulumunda çok büyük emeği olan ve kendisine uygun bir çalışma ortamı sağlayan yönetime methiyeler dizerken biz neden sürekli taşlamanın derdindeyiz?

Şu konuyu net bir şekilde açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Ben ve benim gibi düşünen hiç kimsenin Hatayspor yönetimi üzerinden bir çıkarı yok. Bazı insanlar bunu çok iyi idrak etmeli. Kulübün çıkarları doğrultusunda, bu denli önemli bir geçiş sürecinde yapıcı olmakta fayda görüyoruz. Hepsi bu…

Çünkü bugün kulüp yönetimini günah keçisi ilan ederek, şahısları topa tutanlar bu zamana kadar hep yanıldı.

2018’de, 1. Lig’e yükselinen sezon, ‘’Bu takım çıktığı gibi düşer, ayrıca İlhan Palut 2. Lig hocası burada ne işi var’’ dediler.

2019’da, play off finalinde penaltılar sonucu kaybedilen Gaziantep FK maçının ardından, ‘’Hatayspor bir 50 yıl daha oynasa Süper Lig’e bu kadar yaklaşamaz’’ dediler.

2020’de, Hatayspor Süper Lig’e yükseldiğinde, ‘’No name oyuncularla bu seviyede tutunamazsınız, asansör takım olursunuz’’ dediler.

2021’de, sezonun henüz 3. Haftası, ‘’Boupendza ve Akintola gitti, takım dağıldı. Hatayspor bu sezon düşer’’ dediler.

Hep aynı zihniyet ve hep yanıldı.

Yeni bir yapılanmaya gidiliyor. Yeni bir teknik ekip, yeni bir oyuncu kadrosu ve yeni bir sezon…

Hatayspor, son 5 yılda maruz kaldığı tüm kötümser yorumları bertaraf etti. Ha, bu demek değil ki bu 5 yılda yaşananlardan dolayı yeni sezonda da her şey çok güzel olacak… Belki de birçok şey ters gidecek. Bu sezon ne olur bilinmez ama en azından bu geçiş sürecinde sabretmek gerekiyor. Kulüp bünyesinde bu zamana kadar kime sabredildiyse meyvesi bir şekilde alındı. Eğer bazı şeyler yanlış gider ve idareciler bu yanlışta diretirlerse işte o zaman kulüp menfaatleri için topyekûn karşılarında dururuz.