Sansür Gazete’den mi ? Yoksa Ankara’dan mı ?

Son yazısında oldukça dikkati çeken bir konuya işaret etmişti, Hürriyet Gazetesi Köşe Yazarı Ayşe Baykal… Çok da onaylamadığımız şekliyle, siyaset içine her geçen gün daha fazla giren DİN olgusu üzerinden ilerleyen Baykal, ÇOK EŞLİ kültürün sessiz (!) sakin (!) arttığı yeni (!) Türkiye modelinde, özellikle de yaklaşan yerel seçimler başlığında inceden bir uyarı yapmıştı…

Okuyalım mı o ifadeleri ?


Yaklaşan yerel seçimler öncesi belediye başkan adaylıklarıyla ilgili kulisler yoğun şekilde devam ediyor.

Adaylarda aranacak kriterler konuşuluyor, isimler zikrediliyor. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı geçen adaylarla ilgili dikkatimi çeken bir husus var, ona dikkat çekmek istiyorum. Konuşulan isimler arasında, İlçe Belediye Başkanı olduktan sonra İKİNCİ EŞ edinmiş bir isim var. Oldukça popüler bir isim… Bakıyorum da, her yerde onun adı var.

Bir kadın seçmen olarak, gerek ilçe gerekse büyükşehir adaylarında tek eşli olma kriterinin de uygulanmasını istiyorum.

Oldukça sert sözler, ama GERÇEK de !
Siyasetin DİN elbisesi noktasında dururken hele ki…

Açıkça söylemek gerekirse, Ankara sevmemiştir bu sözleri !
Hatta belki de birilerinin kulağını dahi çekmiştir, ne dersiniz ?

Yok, bitmedi…

Ayşe Baykal’ın son yazısına iliştirdiği başka bir ara başlık daha var, ki çok daha dikkat çekici bir başlık… Riyad yönetiminin Yemen’de sivil kayıpları her geçen gün arttıran, Londra ve Washington sponsorluğunda sürdürdüğü savaşın maliyetine iliştirilen bir başlık… Ankara’nın şu ana kadar YEMEN noktasındaki sessizliğine dolaylı da olsa işaret eden bir başlık…

Peki, o başlığa ekli cümleler mi ?


Yemen’de binlerce masumun ölümünde rolü olan Suud yönetimi, Kaşıkçı cinayeti ile Müslümanların nezdinde itibarını kaybetmiştir. Yaşananlardan sonra, Umre ve Hac ibadeti için Suudi Arabistan’a gidecek olanların ibadet heyecanına artık endişe de eşlik edecektir.

Hürriyet gibi çok okunan bir yerde yazıyorsanız, ama el değiştiren bir Hürriyet’in düne göre MUHALİF çizgisinden YANDAŞ çizgisine daha fazla yakınlaştığını da biliyorsanız, işiniz zordur, gerçeği seslendirmek de, slogandan uzaklaşıp eldekini paylaşmak da…

O yüzden, daha fazla gitmemiş…
Ve Ayşe Baykal, BU KADAR demiş !

Ve yeni (!) Türkiye’nin bir başka kalemi daha sahneden inmiş…

Söylediği mi ?


Sevgili okurlarım; Dört yılı aşkın bir süredir hürriyet.com.tr’de devam ettiğim yazılarıma son vermek durumundayım. Son zamanlarda anlamlandıramadığım bir sansürle karşı karşıyayım. Bununla mücadele edemeyeceğim için sizlerden özür dilerim. Ne kendime ne de size olan saygımı kaybetmek istiyorum. Yazılarımın her satırını büyük heyecanla kaleme aldığımı ve vicdanımın sesinden başka hiçbir sesi kaale almadığımı bilmenizi isterim. Tanışmamıza vesile olan ve bana kapısını açan Hürriyet dünyasına teşekkür ederim. Yazılarımı kendi sosyal medya hesaplarımdan yayımlamaya devam edeceğim. Allah’a emanet olun.

Bir zamanlar, Ankara siyasetine en sert eleştirileri yönelten Hürriyet’in satış ile el değiştirmesinin ardından ‘dili de tarafı da çok değişti’ diyenler haksız değil, ki bu durum bir çok güçlü kalemi Hürriyet ailesinden ayırdı bile… O yüzden Ayşe Baykal’ın bu son vedası çok da sürpriz değil…

Peki, yeni (!) Türkiye için normalleşen bu durum bizi nereye taşıyor, biliyor muyuz ?

Düşünün !
Vedaları düşünün !
Ama ciddi ciddi düşünün !