Sayın Lütfi Savaş, Biraz Sağduyu Lütfen

Bir kentin kaderini belirleyen birden çok faktör var.

Kentteki mimari yapıyı sosyal dokuyu, toplum sağlığını, sakinlerin neşesini ve armonisini yerli halk kendi eliyle düzenler.

Bu düzenlemeleri yapan insanlar elde ettikleri yetenekleri geliştirir. Bu gelişmeler büyüyerek kuşaktan kuşağa aktarılır ve kültür bilinci oluşur.

Kültür bilinci bir kentin kimliğini tanımlar ve bu kimlikle özdeşleşir. Sözgelimi Paris aşklar kentidir. Cenevre saat üretim merkezi, Milano moda diyarıdır.

Kuşkusuz kentler sadece fiziki veya ekonomik şartların oluşturduğu kimliklerle anılmazlar. İçinde yaşayan insanların aşkınlık denilen değerleri ve kuvvetleriyle de anılırlar.

Örneğin biz Antakyalılar tüm inançlara saygı ve hürmet gösteren “Hoşgörü” kavramının ana yurdu olarak tanınırız.

Eğitim seviyemizin Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu anlatır, kendimizi cehaletten kurtulmuş addederiz.

Yazıma böyle bir güzergâhla girdim. Lakin içinde yaşadığımız şehrin mevcut durumu kültürel ve fiziki kimliğiyle örtüşmeyen bir vaziyette. Sorumluluk ve yetki alanı Büyük şehir belediyesine ait olan yerlerde sorunlar yılların birikimi ile kronik bir hal almış ve kent sakinlerinin sabrını zorlamaya devam ediyor.

Bu sorunların başında 8-9 yıldır yılan hikâyesine dönen Turunçlu arıtma tesisi var. Çözüm odaklı somut bir adım atılmadığını kendini cehaletten kurtarmış insanlar biliyor. Eski tabirle “”idare-i maslahat” mantığıyla ciddilik ve samimiyetten uzak politik manevralar o bölge sakinlerine reva görülemez. Burada yaşayan yaklaşık 70-80 bin yurttaşın yıllarca sağlıklarını ve psikolojilerini darmadağın edip işkence haline getiren arıtma tesisinden yayılan pis kokulara tahammül edecek hal kalmamıştır.

Acil çözülmesi gereken soruna karşı 8-9 yıldır kayıtsız veya duyarsız kalan Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Lütfü Savaş’ı anlamak mümkün değil.70-80 bin insanın yıllardır çığlıklarına kulak tıkamak ne siyaset dünyasında ne ahlak temelinde ne de vicdan mahşerinde yeri yoktur, olamaz.

Halk, Belediye başkanını dertlere deva olması salikiyle seçer. Şehrin mimari sosyal, kültürel yapısını zenginleştirmesini bekler. Halkın dertlerinin hem paydası hem de paydaşıdır. Bu bağlamda Büyükşehir Belediye başkanları demokrasi teamüllerinde sosyal barışın muhafızı ve müdafisidir.

Sağduyunun kuvvetine yaslanarak şehrin sorunlarını elbirliğiyle çözüme kavuşturmak daha da kolaylaşır.
Çünkü sağduyunun perspektifinde hep gerçekler görülür. Gönül ve zihin dokusundaki ilhamlar, iyi planlanmış hedeflere dönüşür. Bu sayede halkın endişeleri azalır.

Evet, Antakya’nın, Hatay’ın bugünlerde en çok ihtiyacı olan kuvvet, sağduyudur.

Kavga ve hiddet gibi modası geçmiş esvabı soyup, sağduyunun tezgâhında rengârenk dokunan, gözümüze ve gönlümüze hoş gelen tertemiz elbiseler giymeliyiz.

Bu şehirde yaşayan her bir bireyin havasında, suyunda, toprağında ve yaprağında hakkı var. Kendi hakkını savunmasını elinde tutmayı elbette isteyecektir.

Demokrasinin kendine verdiği olanakla, derdini aktaracak temsilciler sayesinde icra makamı olan Belediye başkanına iletmesi hem yükümlülük hem de sorumluluk icabıdır.

Bu temsilciler oda başkanları, siyasi partilerin başkanları veya başka başka sivil toplum örgütlerinin mümessilleri olabilirler.

Sayın Başkan; bazı oda başkanlarına ve kendi parti il başkanınıza küserek halkın derdine derman olduğunuzu ve şehrimize katma değer sağladığınızı düşünüyorsanız, diyecek tek sözüm yoktur.

Sadece sade bir vatandaş sıfatımla, yaşadığım şehrin hayrına ve alametine uygun anlamlı sonuçlar doğuracak çözümlerin ustası olarak anılmanızı arzularım.

Zira sizin birinci döneminizde çıraklık, ikinci döneminizde kalfalık üçüncü döneminizde ustalık payesine ulaştığınızı düşünüyorum.

Ustaların hata yapma lüksleri yoktur. Bilakis yapılan hataları derhal düzeltme sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk, içten gelen tutku ile birleşince özgün çözümler ortaya çıkaracaktır.

Sağduyu her türlü çözümün anahtarıdır.

Sağduyuya ayarlı her duygunun, her düşüncenin hangi hedefleri aşacağını bilebiliriz.

Sağduyudan yoksun duygular ve fikirlerin ise nerelerde aşınacağını..

Bugün güzelim şehrimiz arıtma tesisi sorunuyla, sebze hali derdiyle, başkanlarla kavga çekişmeleriyle gününü aşınmakla geçiren bir garibana dönüşmüş.

Kadim şehrimizin unvanıyla müsemma “”hoşgörü” ile teselli bulmanın ötesine geçmeli. Yeşil alanlarıyla, rutin akan trafiğiyle, kontrol edilen yağmur sularıyla, araç park yerleriyle çağdaş yaşam imkânları sunacak kalibrede olmalı.

Lütfen biraz sağduyuya yaklaşın..
[email protected]

(Visited 1 times, 1 visits today)