Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Sinan’ın Ardında Kalan Işık

Bazı insanlar vardır; bir şehrin sokaklarında yalnızca yürüyüp geçmezler… O

Bazı insanlar vardır; bir şehrin sokaklarında yalnızca yürüyüp geçmezler… O sokaklara anlam bırakırlar.
Bazı insanlar vardır; yalnızca yazı yazmazlar… Yazdıklarıyla bir vicdan inşa ederler.
Sinan Seyfittinoğlu işte öyle bir insandı.
Onu tam bir yıl önce kaybettik.
Ama aslında kaybettiğimiz sadece bir gazeteci değildi.
Antakya’nın aydınlık yüzünden bir parçayı toprağa verdik.
Basın camiası bir duayenini, Antakya bir entelektüelini, dostları bir yol arkadaşını, edebiyat dünyası ise özgün bir öykücüyü yitirdi.
Sinan…
Adını her andığımda içimde buruk bir sızıyla birlikte bir gurur da yükseliyor. Çünkü onu tanımış olmak, onunla aynı çağda, aynı şehirde nefes almış olmak başlı başına bir ayrıcalıktı.
O, Antakya Toplumcu Halk Gazetesi’nin imtiyaz sahibiydi.
Ama gazete onun için yalnızca bir yayın organı değildi. Gazete, onun için halkın sesi, vicdanın aynası, gerçeğin kürsüsüydü.
Kalemi hiçbir zaman eğilmedi.
Sözünü sakınmadı ama kırıcı da olmadı.
Eleştirirken bile incelik vardı üslubunda.
Çünkü o, sevgi ve hoşgörünün simgesiydi.
Babası merhum Nezih Gassan Seyfittinoğlu’ndan devraldığı basın mirasını, yalnızca sürdürmedi; onurlandırdı. Fedva Seyfittinoğlu’nun terbiyesiyle büyüyen o zarif ruh, gazeteciliği bir meslek olmaktan çıkarıp bir sorumluluğa dönüştürdü.
İbrahim’in, Sinem’in, Selvi’nin kardeşi…
Ama Antakya’nın da kardeşiydi o.
Gazeteciliğinin yanında güçlü bir edebiyatçı kimliği vardı.
Öyküleri ulusal dergilerde yayımlandı.
“Dokuncasız” adını taşıyan kitabı yalnızca burada değil, Azerbaycan’da da ses getirdi.
Onun öykülerinde insan vardı.
Yoksulun suskunluğu, kentin kırgınlığı, hayatın içten sızısı vardı.
Abartısız, gösterişsiz ama derin…
Tıpkı kendisi gibi.
Sohbetine doyulmazdı.
Bir çay masasında saatlerin nasıl geçtiğini anlamazdınız.
Sözleri bilgiyle yoğrulmuş, zarafetle süslenmişti.
Bağırmadan etkileyen, sertleşmeden direnebilen bir aydın duruşu vardı.
Bugün böyle insanlara ne kadar ihtiyacımız var, değil mi?
Bir yıldır Antakya’da eksik bir şey var.
Bir ses, bir bakış, bir tebessüm…
Gazete sayfalarında, kültür sanat sohbetlerinde, dost meclislerinde hissedilen bir boşluk.
Ama biliyorum ki bazı insanlar fiziksel olarak aramızdan ayrılsa da şehirlerin hafızasında yaşamaya devam eder. Sinan da Antakya’nın hafızasına kazınmış bir isimdir artık.
15 Şubat Pazar günü saat 11.00’de Antakya Asri Mezarlığı’nda, kabri başında Kur’an-ı Kerim okunacak, dualar edilecek. Dostları, meslektaşları, sevenleri orada olacak.
Ben de orada olacağım.
Bir dost, bir kardeş, bir yol arkadaşı olarak…
Toprağa bakarken şunu düşüneceğim:
Bazı insanlar ölmez; yalnızca kelimelere karışır.
Sinan Seyfittinoğlu şimdi sözcüklerimizin içinde yaşıyor.
Yazdığımız her doğru cümlede, savunduğumuz her haklı duruşta, gösterdiğimiz her vicdanlı tavırda onun izini göreceğiz.
Ruhun şad olsun Sinan.
Antakya seni unutmayacak.
Biz seni unutmayacağız.
Dualarla… Rahmetle… Özlemle