Şimdi anladınız mı? Kardeşim Esad neden Eset oldu? Kimse karşıma çıkıp bana ‘Ama Esad’ diye başlayan cümleler kurmasın. ‘Ama’ demeden öncesini de biliyoruz sonrasını da. Kimseyi savunmak ya da karalamak benim işim değil. Varılan noktada ama diyerek açıklayacağınız her şey ancak teferruat olabilir. Emperyalist Arap Baharı operasyonunun en kanlı ve zor safhası komşumuz Suriye’de uygulandı. Emperyalist güçlerin çıkarlarının karşısında duran en önemli engellerden biri olan Suriye en bilindik, en rezil yöntemlerle yok edildi. Nasıl mı? Kısa bir özet geçelim. Önce, bu egemen devletin başkanı diktatör ilan edildi. (Diktatör olup olmadığı teferruata dahil) Sonra baskı altındaki halk ayaklanıyor planı devreye sokuldu. Köktendinci, Laiklik karşıtı birtakım haydut güçler gösterilere başladı. Dünya’nın dört bir yanından gelen on binlerce cihatçı ülkemiz sınırlarından komşuya geçiş yapmaya başladı ve kıyamet koptu. Buradan sonra ÖSO’dan başlayıp, Colani ile bitirilebilecek çok şey var. Herkesin bildiğini yazmaya gerek var mı şüpheliyim. Bazen adına köşe yazısı denilen bu yazıları bile niye yazdığımı düşünüyorum. Kendimi ağlama duvarının karşısındaki Yahudi’ye benzettiğim zamanlar oluyor. Bilmeyenler için fıkrayı yazayım.
Dindar bir Yahudi her gün ağlama duvarına gidip saatlerce duvara karşı dua ediyormuş. İlerde işyeri olan biri bu durumu yıllarca izlemiş ve bir gün o dindar adama ‘Her gün buraya gelip duvarın karşısında saatlerce dua ediyorsun, ne hissediyorsun? Diye sormuş. Adam ’Bilmem bazen kendimi duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum’ diye cevap vermiş. Neyse, çok karamsar olmaya da gerek yok. Siz değerli okurlarla birlikte daha adil, aydınlık ve mutlu bir Dünya hedefine mütevazı katkılar sunmaya çalışıyoruz, daha ne olsun?
Gelelim bugüne. Suriye nereden nereye gelmiş? Bahar gelince çiçekler açar, cıvıl cıvıl göçmen kuşlar gelir, pırıl pırıl güneş açar, mutluluk saçar bilirsiniz. Şimdi Arap Baharı sonrası Suriye’ye bakalım.
Suriye’nin seçilmiş bir devlet başkanı yok artık. Suriye’nin seçilmiş bir parlamentosu da yok. Suriye’nin düzenli ordusu yok, Uçakları yok, hava savunma sistemleri yok. Yıllarca Suriye’nin toprak bütünlüğü dediler durdular ama artık Suriye’nin toprak bütünlüğü de yok. Bir kısmını İsrail aldı, alacak. Geri kalanının nasıl paylaşılacağı tartışılıyor. Olmayan daha bir yığın şey sayabilirim ayrıca olacakları da sıralayabilirim. Bana göre en önemlisini yazmakla yetineyim. ABD ve emperyalist işbirlikçileri Suriye’ye bahar getirmeye karar vermeden önce Suriye Dünya’nın en güvenli ülkelerinden biri olarak gösterilirdi. Şimdi güvenlik yok, dolayısıyla mutluluk da yok.
Suriye’yi bu duruma getirenler şimdi de bir başka egemen devletin, İran’ın icabına bakmaya çalışıyorlar. Daha düne kadar ‘Türkiye İran Olmayacak’ diye slogan atıyorduk. Yaptıkları İran molla yönetimini teferruat haline getirdi. Biz hâlâ neyi tartışıyoruz bilmiyorum. Adamlar çıktılar Venezuela devlet başkanını kendi ülkesinden paketleyip ABD’de Hapishaneye koydular, şimdi de her gün bir başka ülkenin dini liderini, başbakanını, en yüksek yetkilisini öldürdüklerini açıklıyorlar. Bu yapılanlar bir tartışma konusu olmaktan çoktan çıkmış durumda. Eğer uygar bir dünya varsa, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler, İnsan hakları, Barış Gücü vb. aklımıza gelmeyen ne varsa hepsinin yeter ya! demesi gereken noktadayız.
12 Eylül Darbesi sonrasının en iyi sloganıdır. “SUSMA, SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK” Sıra kendilerine gelmeden önce Dünya devletleri bu sloganı hayata geçirmelidir.

YORUMLAR