“Türkiye 20 ay dayanabilecek mi…?”

Savrulmuş darmadağın olmuş bir ülke durumunda benim güzel ülkem.

Bir yandan ekonomik buhran, bir yandan akılsızca ve plansızca alınan ekonomik kararların bedelini her geçen gün daha da ağırlaşarak ödeyen bir halk.

Döviz kurundaki insanı çıldırtan hareketlilik, enflasyonun kontrolsüz artışı,tek adam yönetiminin sorumsuzca ve akıl almaz bir bilgisizlikle aldığı peşpeşe yanlış kararlar.

Salgın’da rakamlar ve vakalar açısından Avrupa üçüncüsü Dünya üçüncüsü beceriksiz kişilerin elinde tarumar olmuş insanlar. Günde en az 200 kişinin yani bir uçak dolusu insanın öldüğü bu pandemide hala kendi kişisel çıkarlarını kovalayan siyasetçiler ve bürokratlar.

Sanki bu ülkeye Cengiz Han döneminde Moğollar tekrar girmiş gibi. Her tarafta yağma, çapul, son fırsatta ne kaparım görüntüleri.

Hemen yanı başımızda Suriye’de hala bizi tehdit eden bir kaos ve kargaşa, ABD-Rusya-Suriye Devleti ve terör Örgütü YPG arasında sıkışmış bir ülke.

Devlet geleneği hiçe sayılan bir diplomasi anlayışıyla; daha doğrusu diplomasizlik ve köktendincilere hoşgörüden kaynaklanan aptalca ve uygar dünyadan kopuk bir Afganistan heyeti kabulü skandalı.

Eğitimde, hukukta, demokraside ve en önemlisi Adalette yerle bir olmuş bir eksik ve yaralı ülke.

19 yıldır düzenli olarak oy verdiği bir iktidara; kendi meclisini elleriyle askıya aldıracak ve işlemez hale getirecek, bir aileye ülke hükümranlığı ve idaresini teslim edecek bir diktatörlük anlayışını oylarıyla kendi ülkesine adeta çağıran eğitimsiz ve yoksul bir halk.

Yaşadığı onca rezilliğe, yoksulluğa, çaresizliğe rağmen hala bu inadından vazgeçmemeye çalışan tuhaf bir seçmen kitlesi.

Kaybedecek sırtında bir mintanı dışında hiçbir şey kalmayan bu seçmen kitlesinin; Vietnam’daki 200 dolar asgari ücrete ramak kalmışken bile “Kazanımlarımızı kaybederiz” gibi saçma sapan bir anlayışla (yandaş medyanın bu konuda oluşturduğu algı gerçekten olağanüstü) kenarından köşesinden de olsa iktidara destek vermeye devam etmesi.

Çocuklarının ve torunlarının geleceğini bir çeteye kaptıran, önümüzdeki 20 yıl boyunca hazineden 150 milyar dolarını 5 şirkete garantili para sözü verdirerek çaldıran, kendi geleceği gibi sonraki iki kuşağın herşeyini ipotek altına aldıran bir seçmen topluluğunun; “Ama şimdi pardesu giyiyoruz başımızı örtüyoruz” gibi bir gerekçeye sığınmasını herkesin takdirine bırakıyorum.

Önce; milletin özgürlüğünü; sonra malını ve mülkünü son olarak salgında “aşı olmayın” kampanyalarıyla canını kaybetmesine neden olan tarikat ve cemaatlere teslim olmuş bir garip vatan.

Ekonomisi ve demokrasisi bu anlayışla asla düzelmeyecek ve bu durumu uluslararası kurumların ve kuruluşların perçimlediği bir yurt.

Bütün bunlara bakarken insanın aklına bir tek soru geliyor…

Seçim 2023 Haziran’ınında…

İyi de, bu ülke;
“20 ay daha bu rezilliğe dayanabilecek mi…?”

(Visited 1 times, 1 visits today)