Yurtlarda kalanları anlamak… Gerideki aileleri de…

Üniversite nedeniyle yurt hayatını iliklerinde sonuna kadar hissetmiş biri olarak, ZOR diyorum… Yurt hayatı da, şartları da, barınması da, hele ki bir yer bulamayıp dışarıda kalması da… Cep harçlığı zar zor gelen çok arkadaşım oldu… Geçinmek için işe girenleri gördüm her defasında !

O yüzden, öğrenci için BARINMA sorunu hep vardı, Ankara da yeni keşfetmesin !

Öğrencinin hayatı, asgari ücretli gibidir hep, o iki yaka birleşmez hiç, bunu da yadırgamasın !

Hele hele bunun zorluğunda duranları TERÖRİST diye yaftalamasın !

O zaman, bugün bir hikaye gelsin buna dair, o zorluğa dair, aslında neler yaşandığına dair ve biz, DÜŞÜNELİM !


İstanbul’da bir kız öğrenci yurdu önü…

Baba, kızını yurda bırakıyor…

Kız, babasına, “Baba, bari 10 TL versen” diyor !
Baba, “Kızım, vallahi yok” diyor !

Kız, boynu bükük yurda girerken, konuşmayı duyan bir esnaf, babaya 100 TL uzatıyor ve “Çabuk” diyor, “Kızı geri çağır… ‘Arka cebimde kalmış, al bu parayı’ de…” diyor !

Adamın gözleri dolu dolu, önce “yok” diyor ama…
Sonra alıyor parayı ve kızını çağırıp veriyor parayı…
Kız mutlu, yurda giriyor…

Olaya şahit olan başka bir esnaf (lokantacı), yurdun danışmasına girip, “Yurda son giren kızı çağırın” diyor…

Kız, geliyor…

Kıza, “Kızım, ne zaman acıkırsan, gel, yemeğin benden. Ne zaman harçlıksız kalırsan, gel, harçlığın bende” diyor… Kız, “Peki amca, sağ ol” deyip gidiyor… Hemen akabinde, esnaf, yolda gördüğü başka bir arkadaşına, ortak tanıdıkları bir yardım kuruluşunun yetkilisine “nasıl ulaşabiliriz” diye soruyor ve olayı anlatıyor…

Bu sefer o kızı çağırtıyor…

Kıza diyor ki, “şu şu evrakları çıkart, sana 10 ay boyunca ayda 500 TL…”

O sırada gözleri, kızın ayakkabılarına takılıyor…
“Eski, yıpranmış…” diyor, ardından da, “Şimdi şu 500 TL’yi al, ihtiyaçların vardır senin” diye de ekliyor !

“Siz…” diyor kız, “Hangi vakıfsınız?”
“Kızım”, diyor arkadaş, “Biz, kimseye bağlı değiliz… Allah rızası için bütün bunlar ama…” diyor !

“Tek bir şartım var ! Mezun olup maaş almaya başladığın zaman, sen de köyünden bir ihtiyaç sahibine, aldığın burs kadar burs vereceksin…”

Kız diyor ki, “Bunu nasıl kontrol edeceksiniz?”
“Onu, senin vicdanın kontrol edecek” diyor, esnaf ve ayrılıyor…

Yarım saat sonra kızı caddede görüyor, aynı esnaf… Elinde bir ayakkabı poşeti, yüzünde koskocaman bir gülümsemeyle… “O mutlu ben mutlu!” diyerek, o da gülümsüyor !

Bu hikâye, bir yurdun önünde gerçekleşiyor… Gerçek, olan biten, yaşanan ama… Bunu paylaşanın da bir notu var, kalbine dokunmaya çalıştığı insanlardan gelen mesajlar noktasında !

“İyi ki, bu ülkenin güzel ve merhametli insanları var… Zaten Allah da bu milletin mazlum ve ihtiyaç sahiplerine gösterdiği merhamete karşılık bir sürü belayı başımızdan def etmedi mi? Allah, iyilik yapan veya iyiliğe kapı aralayan kullarından eylesin, iyilerle karşılaştırsın… Yine de, konuya “hikâye, masal” diyen arkadaşları üzülerek takip etmekle beraber, kızamıyorum da… O kadar çok manipüle edildi ki sosyal medya… İster gerçekliğine inanın, ister inanmayın ama… İyilik yapmaktan da asla vazgeçmeyin…”

Haklı…

İyilik yapmaktan, asla vazgeçmeyin…

(Visited 1 times, 1 visits today)