Bugün, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en kritik dönüm noktalarından biri olan 1 Mart Tezkeresinin yıldönümü.
1 Mart 2003’te, ABD’nin Irak’a yönelik askeri harekâtında Türkiye topraklarının kullanılmasına izin veren tezkere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yapılan oylamada reddedildi.
Bu karar, Türkiye’nin savaşa doğrudan dahil olmasının önüne geçti ve milyonlarca insanın hayatını etkileyebilecek bir sürecin dışında kalınmasını sağladı. Tezkerenin reddi, Türkiye’nin dış politikada kendi iradesini ortaya koyduğu, barıştan yana bir tutum sergilediği tarihsel bir an olarak kayda geçti.
Aradan geçen yıllar, Irak’ta yaşanan yıkım, can kayıpları ve istikrarsızlıkla bu kararın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. 1 Mart, sadece bir parlamento oylaması değil; “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin pratikte nasıl bir anlam taşıdığının da somut göstergesi olarak hafızalarda yerini koruyor.
Bugün 1 Mart, savaş politikalarına karşı halk iradesinin ve Meclis’in tarihsel sorumluluğunun simgesi olarak anılıyor.
Ortadoğu kan ve gözyaşına boğuldu
Emre İsrail ve ABD’nin İran’ı bombalamasını da eleştirerek dış müdahalelerin bölgeye demokrasi değil, kan ve gözyaşı getirdiğini vurguladı.Emre, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını sert sözlerle kınadı. Bu tür müdahalelerin bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini belirten Emre, Türkiye’nin dış politikada barış eksenli bir çizgide durması gerektiğini ifade etti.
Emre, açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine atıfta bulunarak, “Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada bu yaklaşım hayati önemdedir. Bu ilkenin dışına çıkılması, çok daha büyük acılara gebedir” uyarısında bulundu.
CHP Sözcüsü, barıştan yana, uluslararası hukuku esas alan bir dış politikanın hem Türkiye hem de bölge halkları için tek çıkış yolu olduğunu vurguladı.