Türkiye’nin hafızasında derin iz bırakan olayın üzerinden 33 yıl geçerken, katliamın gelişimi ve yargı süreci yeniden gündeme geldi.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’taydılar
2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Madımak Katliamı, Türkiye tarihinin en ağır toplumsal olaylarından biri olarak kayıtlara geçti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında çok sayıda yazar, şair, akademisyen ve sanatçı Sivas’a davet edilmişti. Sivas Valiliği’nin bilgisi dahilinde gerçekleştirilen etkinlikler 30 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında planlandı.

Katılımcılar arasında Aziz Nesin, Metin Altıok, Behçet Aysan, Asım Bezirci, Hasret Gültekin ve Muhlis Akarsu gibi isimler yer aldı.
Etkinliklerden önce Aziz Nesin’in dönemin kamuoyunda tartışma yaratan Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabından bölümler yayımlaması nedeniyle bazı çevreler tarafından hedef gösterildiği, olaydan iki gün önce dağıtılan bildirilerde de buna ilişkin ifadelerin yer aldığı kaydedildi.

Cuma namazının ardından kalabalık otel önünde toplandı
2 Temmuz günü cuma namazı sonrasında toplanan kalabalık, ilk olarak etkinliklerin düzenlendiği kültür merkezine yöneldi. Daha sonra Madımak Oteli önüne geçen grubun sayısının saatler ilerledikçe arttığı belirtildi.
Dönemin resmi raporlarında, otel önündeki kalabalığın akşam saatlerinde yaklaşık 15 bine ulaştığı ifade edildi.
Saldırılar sırasında otel ateşe verildi.
Çıkan yangında içeride bulunan çok sayıda kişi mahsur kaldı. Yangın sonucu 33 sanatçı, yazar, şair ve aydın ile 2 otel çalışanı hayatını kaybetti. Olaydan 58 kişi ise çeşitli şekillerde kurtarıldı.

Yaşamını yitirenler arasında şair Metin Altıok, Behçet Aysan, halk ozanları Hasret Gültekin, Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, sanatçı Edibe Sulari, araştırmacı-yazar Asım Bezirci ve karikatürist Asaf Koçak gibi isimler de bulunuyordu.
Dönemin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu’ydu
Olayların yaşandığı dönemde Sivas Belediye Başkanlığı görevini Temel Karamollaoğlu yürütüyordu.
Katliamın ardından yaptığı açıklamalarda olayları yatıştırmaya çalıştığını ifade eden Karamollaoğlu, kendisine yöneltilen saldırganları teşvik ettiği yönündeki iddiaları kabul etmedi.
Aziz Nesin ise olay sonrasında yaptığı açıklamalarda Karamollaoğlu’nun kalabalığı teşvik ettiğini öne sürdü. Bu iddialar uzun yıllar kamuoyunda tartışılmaya devam etti. Karamollaoğlu ise söz konusu suçlamaları reddetti.
Yargı süreci yıllarca sürdü
Madımak Katliamı sonrasında açılan davada 124 sanık yargılandı. İlk kararlar kapsamında 33 sanık hakkında idam cezası verildi. İdam cezasının kaldırılmasıyla bu hükümler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrildi.
Yargılama sürecinde bazı sanıklar tahliye edilirken, firari sanıklar yönünden davalar uzun yıllar devam etti.
Firari sanıklardan bazılarının dosyası 2012 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. Ana dava ise 2014 yılında zamanaşımı kararıyla kapatıldı.
Mahkeme kararının ardından dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kararın ülke için hayırlı olmasını temenni eden açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden oldu.
Son dava da 2023 yılında sonuçlandı
Madımak Katliamı kapsamında firari üç sanığın yargılandığı son dava ise 14 Eylül 2023 tarihinde sonuçlandı. Mahkeme heyeti davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verdi.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık gerekçesiyle hükümlülerden Hayrettin Gül’ün kalan cezasını kaldırdı. Daha önce aynı kapsamda Ahmet Turan Kılıç hakkında da benzer bir karar verilmişti.
Katliamda 35 kişi yaşamını yitirdi
Madımak Oteli’nde çıkan yangında 33 sanatçı, yazar, şair ve aydın ile 2 otel çalışanı olmak üzere toplam 35 kişi hayatını kaybetti.
Aralarında Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Behçet Sefa Aysan, Asım Bezirci, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Edibe Sulari, Asaf Koçak, Mehmet Atay ve Hollandalı akademisyen Carina Cuanna Thuijs’in de bulunduğu isimler, Türkiye’nin kültür ve sanat dünyasında önemli izler bıraktı.
Türkiye’nin hafızasında yerini koruyor
Aradan geçen 33 yıla rağmen Madımak Katliamı, Türkiye’nin yakın tarihindeki en acı toplumsal olaylardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Her yıl 2 Temmuz’da yaşamını yitirenler çeşitli etkinliklerle anılırken, olayın hukuki ve toplumsal boyutu kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.
