Sancar’dan iktidara da sert eleştiri:
Baş eğmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz!

Sancar’dan iktidara da sert eleştiri:<br>Baş eğmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz!

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Hatay 4’üncü Olağan Kongresi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken; Ali İsmail Korkmaz’ı, Ahmet Atakan’ı ve Abdullah Cömert’i de unutmadı… “Antakya, aynı zamanda bir direniş coğrafyasıdır. Haksızlığa boyun eğmeyen, onurunu her şart altında koruyan bir geleneğin kentidir.”

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Hatay 4’üncü Olağan İl Kongresi, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın da katılımıyla Pazar günü yapıldı. SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay’ın da katılarak destek verdiği kongrede Hülya Ateş ile beraber Hatay İl Eş Başkanlığına yeniden seçilen Kerem Nalbant, “Kongremizde bizleri onurlandıran Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar’a, Milletvekillerimiz Kemal Peköz, Rıdvan Turan, Bölge PM üyeleri, il ve ilçe yöneticilerine, siyasi parti temsilcilerine, STK, DKÖ, basın emekçilerine ve tüm halklarımıza teşekkür ederim” dedi.

-ANTAKYA BİLİYOR-

Yoğun bir katılımın gerçekleştiği kongrede kısa bir konuşma yapan, SYKP Eş Başkanı Canan Yüce, 8 Mart vesilesiyle kadınlara yönelik saldırıları kınarken, “Biz kadınlar, değiştireceğiz” dedi. Ukrayna’daki savaşa da işaret eden ve “Savaşların ne olduğunu en iyi Antakya biliyor” diyen Yüce, “Biz biliyoruz ki, bu savaşlar halkların savaşları değil, emperyalistlerin savaşıdır. Bu savaşın tarafı değiliz. Biz, halkların kendi kaderini tayin hakkını elbette savunuyoruz. Halkların, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin tarafı olabiliriz. Biz, bu savaşın asla tarafı değiliz, barışın tarafıyız” şeklinde konuştu.

-KÜRT HALKI-

Kürtçe, Türkçe, Arapça, Ermenice ve Çerkezce, “Halkların kadim kenti Hatay’a hoş geldiniz” yazılı dev bir pankartın asıldığı kongrede konuşan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay ise, “Bugüne kadar tüm saldırılara karşı yıkılmayan bir halk varsa, o da Kürt halkıdır” dedi. Atay, Kürt halkının, tüm baskılara ve saldırılara rağmen bundan sonra da yıkılmayacağını vurguladı.

Salondakileri Arapça, Kürtçe ve Türkçe selamlayan, “Antakya; barışın, eşit gönüllü birlikteliğin topraklarıdır” değerlendirmesinde bulunan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın konuşması ise ara başlıklar halinde şöyle:

-MARDİN GİBİ-

Antakya’da bulunmak, her zaman beni heyecanlandırır. Antakya, HDP fikriyatının filiz verdiği, boy attığı topraklardandır. Tıpkı benim büyüdüğüm Mardin gibi. Ne zaman Mardin’i düşünsem, Antakya gelir aklıma. Ne zaman Antakya’yı düşünsem, Mardin’i düşünürüm. Halkların, inançların, kültürlerin birlikteliği, barış içinde yaşamı, bu topraklarda örnek bir model oluşturmuştur. Bugüne kadar bu topraklar, bu kültürel zenginliği, kardeşliği korumuştur. Bütün düşmanlaştırma çabalarına rağmen, ayrıştırmalara rağmen, nefret diline, saldırılara komplolara rağmen… Bu inançtan, bu amaçtan, bu toprakta yaşayanlar vazgeçmemiştir. Onun için buralar barışın, eşit gönüllü birlikteliğin topraklarıdır. Tıpkı HDP fikriyatının ruhu gibi. Bu nedenle Antakya’da bulunmak, sizlere seslenmek, sevginizi ve desteğinizi almak büyük bir şereftir. Tam da dünyada savaş tamtamları bütün hızıyla çalmaya devam ederken, Antakya gibi şehirlerimizde, Mardin gibi topraklarımızda kardeşliğin, barış içinde birlikte yaşamanın nasıl değerli olduğunu çok daha fazla anlamış olmamız gerekiyor.

-ZEYTİNLİKLER-

Yıllardır sürdürdükleri rant politikalarının, talan politikalarının yol açtığı sonuçları, Türkiye’nin dört bir köşesinde yaşıyoruz. Antakya da bu yıkımı yaşayan şehirlerimizdendir. Bakın şimdi de zeytinlikleri maden şirketlerine peşkeş çekmek için yönetmeliklerden çıkarıyorlar. Ayçiçek ekim tarlalarını Trakya’da imara, ranta açtılar, ayçiçeği üretimi bitme noktasına geldi. Şimdi bu ülkede, yağ kuyrukları oluşuyor. Sıraya zeytinlikleri koydular. Bin yıllık ağaçların, barışın, verimin sembolü olan zeytinlikleri, 3-5 maden şirketine peşkeş çekmek için yok etmeye niyetlendiler. Ama halklar direniyor. Halklar, bu talan politikasına “dur” diyecek güçtedir. Mücadele ortaklığı, bu talanı durduracak kuvvettir. Her türlü talana, sömürüye, her türlü zulme karşı, şimdi olduğu gibi, yarın da hep birlikte mücadele etmeyi asla bir kenara bırakmamalı, ihmal etmemeliyiz. Ortak mücadeleden ve buradan çıkacak gücün, bu ülkeyi özgürlüğe, eşitliğe, barışa ve demokrasiye götüreceğinden asla şüphe duymalıyız. Antakya, aynı zamanda bir direniş ve direniş coğrafyasıdır. Haksızlığa boyun eğmeyen, onurunu her şart altında koruyan bir geleneğin kentidir. Arkadaşlarımız isimlerini saydılar, ama ben yine de Ali İsmail Korkmazları bir kez daha anayım, Abdullah Cömertleri bir kez daha saygıyla anayım, Ahmet Atakanlara buradan bir kez daha minnet ve saygı göndereyim. Ve daha nicelerine, buradan, mücadeleye hayatları pahasına verdikleri o değerli katkıdan dolayı saygılarımızı sizin aracılığıyla iletelim.

-BAŞ EĞMEYECEĞİZ-

Boşuna ödenmiyor, bu bedeller. Bedel ödüyoruz, yoldaşlarımızı cezaevlerine koyuyorlar, doğrudur. Her gün yeni yöntemlerle bizleri sindirmeye çalışıyorlar, bu da doğrudur. Ama asıl büyük doğru şudur; baş eğmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz asla teslim olmayacağız. Onlar saldırdıkça, biz büyüyoruz. Çünkü yolumuz doğru, davamız haklıdır.

-KAZANACAĞIZ-

Antakya, demokrasi ittifakının ve 3’üncü yolun nasıl başarılı olabileceğini de mücadelesiyle göstermiştir. Seçimlerde, iradesiyle de göstermiştir. Burada ortaya çıkan bu barış, şimdi bütün ülkeye yayılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Mutlaka kazanacağız. Hepinizi, bu inançla, kararlılıkla bir kez daha selamlıyorum.

Tamer Yazar