4 Aşamalı Plan’da…

4 Aşamalı Plan’da…

Ben Neredeyim?

90 yaşındaki Margaret Keenan, Türkiye’nin de alım anlaşması yaptığı Pfizer/BioNTech aşısının geniş çaplı kullanımına onay verilen ilk ülke olan İngiltere’de aşılanan ilk isim oldu. Hataylı Bilim İnsanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in aşı keşfinin Türkiye adresinde bekleyenlerin ortak sorusu ise net…

Çin ve Almanya’dan gelmesi planlanan aşılarla, ilk aşamada; sağlık çalışanları, 65 yaş üstü ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar ile kalabalık yerlerde yaşayanların, ikinci aşamada; toplum işleyişi için gerekli sektörlerde, kritik işlerde çalışanlar, 50 yaş ve üzeri en az 1 kronik hastalığı olanların, üçüncü aşamada; 50 yaş altı en az 1 kronik hastalığı olanları, genç yetişkinler, ilk iki grupta yer almayan sektör ve meslek çalışanlarının, dördüncü ve son aşamada ise ilk üç grubun dışında kalan tüm bireylerin aşılanacağı Türkiye, İngiltere’den gelen, dünyada aşılanan ilk insanın görüntülerine odaklandı. 90 yaşındaki Margaret Keenan, Pfizer/BioNTech aşısının geniş çaplı kullanımına onay verilen ilk ülke olan İngiltere’de aşılanan ilk isim oldu.
-MERAK EDİLEN!-
Süreci Antakya Gazetesi ile paylaşan bazı okurlarımız, Hatay özelinde yaşanan vaka artışları ve ölümlerin kendilerinde yarattığı moral bozukluğuna çare olarak gördükleri aşılama çalışmasının bu son örneğini merakla izlediklerini dile getirirken, Türkiye’deki 4 aşamalı aşılama programının tarihlerinin hala ciddi bilinmeyenlerle dolu olduğunun ise altını çizdiler. Söylenenler mi?
H.G. >> 4 kısma ayırıyorlar bizi. 35 yaşındayım ve sağlıklı biriyim. Kronik bir hastalık da yok! O zaman, dördüncü kısımda mıyım? Asıl konu da bu! O dördüncü kısımda olan ben gibiler için tarih ne? Ben, aşıyı ne zaman olabileceğim? Mart mı? Nisan mı? Yoksa daha ileri bir tarih mi? Tamam, Çin aşısı için bu kadar beklemek gerekiyor! Çünkü bedava! Peki, paralı olan diğeri için tarihler, Çin aşısı ile aynı mı? Bence, bu konuda bir açıklama yapsınlar. Çünkü yaşanan moral bozukluğu, çok bilinmeyenli bir denklem gibi ve herkes o denklemde ruh sağlığını kaybetmek üzere!
G.Ç. >> Geçen gün, Sağlık Bakanı’nın bir haberini okudum. Orada, “Türkiye, bu kadar zavallı mı? Sonuçlarını bilmediğimiz aşıyı 83 milyona yapacağımızı mı düşünüyorsunuz?” demiş. Ben de buna inanıyorum! Sadece diliyorum ki, konu… Çernobil sonrası, TV ekranlarında çay içen ve “bir şey yok” diyen, ardından patlayan kanser vakaları ile ‘aslında hiçbir şey denildiği gibi değilmiş’ dediğimiz zamanlara dönmesin!
F.Ö. >> Çin aşısının yüzde 97 koruma sağladığı söyleniyor. Yani bu demek oluyor ki, Türkiye’nin ikinci tercihine koyduğu Alman aşısından çok daha etkili! Madem daha etkili… Niye Avrupa, Amerika, Kanada gibi ülkeler Çin aşısı değil de Alman aşısına öncelik verdiler? İnsan, düşünmeden edemiyor! ‘Güvenin’ deniyor ve biz de güveneceğiz. Başka çıkış yolu var mı?
Y.B. >> Hatay’da olmak ve vaka sayısı bakımından ülkenin en kötü şehrinde solul alıp vermeye çalışmak çok zor. Ama daha da zoru ne mi? Yaz boyunca milyonlarca turist, Türkiye’deki vaka sayısı Avrupa’nın en düşüğü diye geldi ama… Gerçek değilmiş! Meğerse rakamlar doğru değilmiş! Birkaç binden, bugün 30 binlere çıktık! Ölümler 18’e kadar düşmüşken, 200 üzerine çıktı. O yüzden, Çin dediklerinde, duruyorum! Düşünüyorum! Korkuyorum da!
J.V. >> Bir tarafta, Hataylı bir bilim insanı var ve aşılarını, Avrupa tercih ediyor, Amerika alıyor. Hatta aşılamaya bile başlandı İngiltere’de. Biz de benzer bir süreci şu an yaşıyor olabilirdik! Niye olmadı? Neden İngiltere kadar hızlı olamadık? Konu para mı? Teknoloji mi? Ne?
E.B. >> Aşı bir tarafa, bence konu, göçmen kültürünün dünyada yarattığı umut havası. Hatay’ın bağrından gitmiş bir işçi ailesi çocuğunun bugün herkesin kurtarıcısı olmasını iyi okumak gerekiyor. Bunu yaparken de, kendi içimizdeki sığınmacılar için sürekli gündeme taşıdığımız ırkçı ve ötekileştirici ifadelerden uzak durmamız gerekiyor. Kim bilir, onların hikâyesi içinden neler çıkacak ve o hikâyeler ne tür mucizeler yaratacak!
-NET DEĞİL!-
Antakya Gazetesi ile düşüncelerini, korkularını ve beklentilerini paylaşan vatandaşlar bir tarafa, bir diğer gelişme, Ankara’nın 50 Milyon doz alınacağını ilan ettiği Çin aşısından geldi. Endonezya’da, Bio Farma adlı devlete bağlı ilaç kurumu, Çin’de Sinovac firması tarafından geliştirilen korona aşısının faz 3 çalışmasının devam ettiğini belirterek, aşının değerlendirmesiyle ilgili sonuçların Ocak ayında açıklanacağını duyurdu. Ankara’nın, alımını gerçekleştireceği CoronaVac adlı aşıyla ilgili faz 3 çalışmasının yapıldığı bir diğer ülke de Brezilya. Araştırmaya katılan Brezilyalı tıbbi araştırma kurumu Butantan Enstitüsü de, elde ettiği sonuçları 15 Aralık’ta açıklayacak. Aşının Faz 3 çalışması Türkiye’de de yürütülüyor. CoronaVac aşısından 50 milyon doz sipariş eden Türkiye’nin de sonuçları bu hafta içinde kamuoyu ile paylaşması bekleniyor.
Merak edilen, Faz 3 çalışması netleşmeden 50 Milyon doz aşının nasıl alınacağı ve aşılamanın ne şekilde başlayacağı! Ayrıca tüm faz aşamalarını başarıyla tamamlayan ve uygulama aşamasına geçilen Pfizer/BioNTech aşısının neden ilk planda düşünülmediği!
-CEVAPLAR!-
Koca, bu konudaki endişeleri cevaplarcasına, geçtiğimiz günlerde şu açıklamayı yaptı:
“Sonuçlarını bilmediğimiz aşıyı, 83 milyona yapacağımızı mı düşünüyorsunuz? Türkiye, bu kadar mı sorumsuz davranacak? Yurt dışında akredite olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz (TİTCK) ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Laboratuvarı var. Hangi aşı olursa olsun, akredite olan, uluslararası boyutta tanınan laboratuvarlarımızda incelemelerimizi yapmadıkça (aşılara), ne ruhsat veririz, ne vatandaşımıza kullandırırız.”
Hatay’daki vatandaşların da sıklıkla sorduğu, “Neden, Hataylı Bilim İnsanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in üretimine imza attığı Biontech firmasının mRNA temelli aşısına öncelik verilmediğini ise şöyle cevapladı, Bakan Koca:
“İnaktif aşılar, en pahalı aşılardır. Bu aşılar, geleneksel ve doğal aşılardır. Kısa, orta ve uzun vadeli sonuçlarını biliyoruz. Rus aşısı dahil, mRNA aşıları daha çok ve kolay üretilir. Küçük ortamlarda, yoğun üretilen, ucuz aşılardır. Dünya, onun için buna yöneliyor. İnaktif aşı, daha büyük ortamda üretiliyor. Hücreyi üretmek gerekir. Öbürü, sentetik ve yapay. Daha kolay ve daha ucuz.” -Tamer Yazar-