Kadın olmak; “iktidarların elinden kamusal yaşam üzerindeki tekeli, zenginliğin iktidarının elinden yaşamlar üzerindeki mutlak gücü, sürekli geri alma eylemi” içinde olmaktır.
Bu bilinçle; dünyanın her yerinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve her gün, kadınlar ve yaşamın her alanında cinsiyet eşitliğini, adil, eşit ve özgür bir yaşam ve savaşların emperyal saldırganlığın, sömürünün olmadığı bir toplum ve dünya düzenini savunan her cinsten insanlar;
-Kamusal ya da özel, yaşamın her alanında, zaman ve mekân farkı olmaksızın, bireysel ve kollektif görünürlüklerimizle; her türlü ayrımcılığa, baskıya, siyasal, ekonomik, cinsel ve psikolojik şiddete, istismar ve sömürüye dur demek için,
– Toplumsal cinsiyet kurgusunun eşitlik temelinde oluştuğu bir toplum, bir kültür, laik bir siyasal, hukuksal ve ekonomik düzen yaratmak için,
-Emeğimiz, bedenimiz, yüreğimiz ve bilincimiz üzerindeki her türlü dinsel, kültürel, siyasal ve sosyoekonomik, hegemonik, eril vesayete HAYIR demek için,
– İşsizliğin, yoksulluğun, açlığın, şiddet ve savaş koşullarının dayatıldığı bir yaşam , bir ülke ve bir dünya sistemini değiştirmek için,
-Cinsiyete ve herhangi diğer bir edene dayalı ayrımcılık olmadan felsefemiz, düşünce ve görüşümüz, bedenimiz, cinsiyetimiz, emeğimiz, yaşımız, yüreğimiz ve bilincimiz ile bizi özgürleştirecek farklı bir toplum, farklı bir yeniden üretim ve paylaşım adaleti yaratmak için,
-Herhangi bir zamanda herhangi bir yerde, “bir erkek” tarafından öldürülmüş olmamak için,
– Eril bir ahlak ve dinsel anlayışın “yalnızca bedensel bir imgeye” indirgediği ve üzerinde erkeğin tahakkümünü “namus” kavramıyla kutsallaştırdığı bir objeye dönüştürülmemek için,
-Biyolojik, fizik ve moral yönüyle bütünsel, onur sahibi bir varlık olarak, insan hakları, yurttaşlık hakları olmak üzere tüm kişi hakları ve anayasal hakları eksiksiz ve ayrımsız haiz/sahip olan “hak öznesi” kişi olarak, bu hakların güvence altına aldığı bir yaşama sahip olmak için,
Emperyal saldırganlığa ve savaşın yıkımına katliamlara ve
eşitsizliğe, adaletsizliğe, sömürü ve şiddete karşı birlik ve dayanışma içinde mücadele edeceğiz!
Bu da GÜLDÜNYA’ LAR’DAN FATMA NUR ÇELİK’ LERE, bu ulkede erkek şiddetinin ve onu besleyen düzenın aramızdan aldığı tüm kadınlara sözümüz olsun.
Bu bilinçle, çalışan, üreten, hayat veren, ayakta kalmak için direnen; “gerçek özgürleşme ne sandıkta ne de mahkemede başlar, kadının ruhunda başlar” diyen köylüsü, yerlisi, kentlisi tüm kadınların, bu anlayış ve mücadeleyi paylaşan insanların ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ Güçlü ve Kararlı Olsun’!…