Bu hafta sonu, yaklaşık 20 milyon öğrenci, 1,2 milyon öğretmenin, 75 bin civarında okulda ve 750 bine yakın derslikte emek verdiği 2025-2026 eğitim ve öğretim yılının birinci yarıyılı sona eriyor. Milyonlarca öğrenci için iki haftalık yarıyıl tatili başlıyor.
Yarıyıl tatili, çoğu zaman yalnızca dinlenme ve eğlenme fırsatı olarak görülür. Oysa bu kısa ama değerli ara, doğru değerlendirildiğinde öğrenciler için hem zihinsel hem de kişisel gelişimin kapılarını aralayabilecek önemli bir zaman dilimidir. Uzun ve yoğun bir ders döneminin ardından dinlenmek elbette her öğrencinin hakkıdır. Zihnin ve bedenin yorgunluğunu atmak, yeni döneme daha diri ve istekli başlamak için gereklidir. Ancak tatili bütünüyle boş ve amaçsız bir zaman dilimi olarak görmek, bu fırsatı heba etmek anlamına gelir.
Tatil günleri, öğrencilerin kendileriyle baş başa kalabilecekleri, yeni ilgi alanları keşfedebilecekleri ve özellikle okuma alışkanlığı edinebilecekleri çok kıymetli günlerdir. Ne yazık ki okumayan bir toplumuz. Yalnızca öğrencilerimiz değil; öğretmenlerimiz, sanatçılarımız, bürokratlarımız ve yöneticilerimiz de yeterince okumuyor. Okullarımızın çoğunda kitaplıklar var; fakat içlerindeki binlerce kitap yıllardır el değmeden raflarda bekliyor. Bir öğrenci, kitapla gerçek anlamda tanışmadan liseyi, hatta üniversiteyi bitirebiliyor. Oysa kitap okumak, insan için yaşamsal bir ihtiyaçtır.
Bir çocuğun okuma alışkanlığı kazanmamış olmasında yalnızca çocuğu suçlamak doğru değildir. Bu noktada hem aileye hem de okula büyük sorumluluk düşer. Evde anne-baba, okulda öğretmen kitapla barışık değilse, çocuktan okumasını beklemek gerçekçi değildir. Atalarımızın “Görgülü kuşlar gördüğünü işler” sözü boşuna söylenmemiştir. Eğitimde bir kez görmek, bin kez duymaktan etkilidir. Edebiyat araştırmacısı Cevdet Kudret’in “Okullar, okuma alışkanlığı kazandırabilirse başka hiçbir şey kazandırmasa da olur” sözü bugün de yol göstericidir.
Büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç, 1943 yılında yazdığı bir mektupta, öğretmenlerin yeterince okumamasının okulları nasıl durağan ve sıkıcı hâle getirdiğini açıkça dile getirir. Köy Enstitüsü çıkışlı yazar Mahmut Makal ise gece nöbetinde bir ahırda Shakespeare okuyan bir öğrenciden söz eder. Koyun otlatmaya giden bir köy kızının çıkınında Antigone bulunabildiği bir eğitim ortamında, kitap hayatın doğal bir parçasıdır. Çünkü yaşam, gerçekten de okudukça anlam kazanır.
Yarıyıl tatili yalnızca okumak için değil, yeni hobiler edinmek için de önemli bir fırsattır. Müzik, resim, yazı, spor ya da herhangi bir sanat dalıyla ilgilenmek, öğrencinin kendini tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olur. Üretmek, keşfetmek ve paylaşmak; özgüveni, sorumluluk duygusunu ve yaratıcılığı besler. Tatil, aileyle ve arkadaşlarla nitelikli zaman geçirmek için de eşsiz bir olanaktır. Soğuk havalara rağmen açık havada yürüyüşler yapmak, gezilere çıkmak, birlikte oyunlar oynamak hem çocuklar hem de yetişkinler için iyileştirici bir etki yaratır.
Bu süreçte düzenin tamamen bozulmaması da önemlidir. Uyku, yemek ve ekran kullanımı mümkün olduğunca okul dönemine yakın tutulmalı; çocuklar tatilde de kendilerini boşlukta hissetmemelidir. Her gün kısa süreli ders tekrarları, baskı kurmadan ve zorlamadan yapılabilir. Asıl amaç, çocuğun kendini değerli hissetmesi ve sorumluluk almayı öğrenmesidir. Planların çocuklarla birlikte yapılması, onların karar verme becerilerini güçlendirir.
Yarıyıl tatili; sadece eğlenceli anılar biriktirmek için değil, kendini tanımak, geliştirmek ve güçlendirmek için önemli bir fırsattır. Dinlenin, gezin, oynayın ama mutlaka okuyun. Çünkü okuyan insan, yalnızca derslerinde değil, hayatta da yolunu daha kolay bulur. Yeni döneme daha umutlu, daha bilinçli ve daha güçlü başlamak dileğiyle…

YORUMLAR