Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Fikri Sağlar
Fikri Sağlar

Ankara’daki NATO Zirvesi Türkiye’ye ne kazandıracak?

Ülkemizin sanat dünyasından bir yıldız daha kaydı… Her evde seveni olan, sinemamızın Kadir Abisi, Kadir İnanır’ı kalbimize gömdük… Dostluğundan gurur duyduğum, halkla birlikte özgürlük yürüyüşünü gerçekleştiren, sanat ve sanatçının gerçekten toplumun avangardı olduğunu gösteren bu büyük usta, artık aramızda yok… Ama kalbimizde yaşamaya devam edecek… Kıymetli sanatçı yeğeni Levent İnanır, eminim ki, sanat bayrağını O’nun bıraktığı yerden dalgalandırmaya devam edecektir… Ülkemizin başı sağ olsun. Mekânı Cennet olsun…

∗∗∗

7/8 Temmuz günlerinde Ankara’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi, yalnızca diplomatik bir organizasyon değildir…

Bu toplantı, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin, hangi eksende yer alacağını da belirleyecek önemli bir sınav olacaktır…

Zirvenin ana gündemi; savunma harcamalarının artırılması, Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa’nın güvenliği ve NATO’nun geleceğidir…

∗∗∗

Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından zirve, Türkiye’nin vazgeçilmez bir müttefik olduğunu göstermek için önemli bir fırsat olarak değerlendirilmektedir…

Özellikle ABD Başkanı Trump ile yapılması beklenen görüşmelerde, savunma sanayii, bölgesel güvenlik, Irak, Suriye ve ekonomik ilişkiler gibi başlıkların öne çıkması planlanıyor…

İktidar hedefi, Türkiye’nin hem Karadeniz’de hem Orta Doğu’da hem de Kafkasya’da kilit ülke olduğunu yeniden NATO’ya hatırlatmaktır!

∗∗∗

Türkiye bu zirveden ne alacak?

Eğer yalnızca iyi niyet açıklamalarıyla yetinilirse, bunun Türk halkının günlük yaşamına doğrudan bir katkısı olmayacaktır…

Üstelik gösterişli ağırlama ve liderlerin gönlünü çelmek adına geçilen yolların yamanması, evlerin boyanması, Trump’ın uçağı için uzatılan pistlere harcanan milyarlar nedeniyle” ekonomik sorunların derinleştiği, yurttaşın özgürlüğünün kısıtladığı, Ankara’nın felç edildiği, insanlarının eve tıkıldığı, kent yaşamının kısıtladığı, hukuk ve demokrasinin tartışıldığı bir ortam yaşanacaktır…

Yani, Türkiye’nin yoksulluğunun artık başkentinde bile gördüğü, yurttaşlarının huzur ve güveni olmadığı bir ortamda, uluslararası prestij elde etmeyi beklemek mümkün olmayacaktır…

∗∗∗

Oysa NATO bugün, tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor.

Bir tarafta Rusya’nın güvenlik tehdidi, diğer tarafta Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenme arayışı ve ABD’nin müttefiklerinden daha fazla savunma harcaması istemesi, ittifakı yeniden şekillendiriyor…

NATO’nun dağılması beklenmese de önümüzdeki yıllarda görev tanımı ve güç dengesi önemli ölçüde değişecektir…

∗∗∗

Bu tabloda dikkat çeken gelişme ise ülkemizde dile getirilen çok yönlü dış politika arayışıdır…

Türkiye’nin yalnızca Batı ile değil, Rusya ve Çin gibi güçlerle de dengeli ilişkiler kurması gerektiği yönündeki siyasal değerlendirmeler, CHP’nin son yıllarda izlediği stratejik denge politikasıyla örtüşmektedir…
Çünkü ülkemiz için en temel konu, “NATO’nun güvence mi yoksa yük mü? Sorusuna alınacak yanıttır…

Ve NATO, artık yalnızca bir savunma örgütü müdür? Yoksa Batı emperyalizminin askeri aygıtına mı dönüşmüştür? Yanıtlanması gereken temel sorular bunlardır!

Çünkü NATO’nun son stratejik konseptlerinde: “Rusya açık hedef, Çin ise yeni tehdit olarak” gösterildi…

Yani mesele artık yalnızca Avrupa güvenliği değil; enerji yolları, ticaret dengeleri, teknoloji savaşları ve küresel paylaşım kavgasıdır…

Kısaca “bir savunma örgütü, şimdi ülkeleri kendi çıkarı tehdit eden” bir konuma evrilmiştir…

∗∗∗

Trump’ın bu anlayışla NATO’ya bakışı, “ittifak hukukundan çok ticaret pazarlığına” dayanıyor…

“Müttefiklik” onun için ortak değer değil, ucuza kapatılan malın ödenecek düşük faturasıdır…”

Üye ülkelerine, “Savunma harcamasını arttır, Amerikan silahını al, Amerikan politikasına uy; sonra “iyi müttefik” sayıl!.. Trump’ın tek derdi bu!

Erdoğan’ı övmesinin altında da çoğu zaman bu hesap yatıyor…

Övgü bedava, ama karşılığında istenenler çok pahalıdır…

∗∗∗

Türkiye bunun acısını yaşadı.

F-35 programına para verdik, uçaklarımız üretildi, ama teslim edilmedi.

S-400 aldık diye yaptırım uygulandı.

Güney Kıbrıs’taki “Rus S-300 “geçmişi yok sayıldı. Türkiye’nin S-400’ü ise büyük suç olarak sunuldu…

Yani NATO, pervasızca çifte standart uygulayabiliyor!

∗∗∗

Ankara’da NATO liderleri toplanacak…

Başkent günler öncesinden polis ve jandarma yığınağıyla adeta kuşatılmış durumda! Bu kadar abartılı güvenlik gösterisi, yabancı liderleri korumak adına olamaz, olsa olsa halkından korkan bir yönetim psikolojisinin dışa vurumudur!

Güçlü devlet, sokakları zırhlı araçlarla doldurmaz; kimseyi korkutmaz,” hukukla, güvenle, meşruiyetle” ayakta durur…

∗∗∗

Bu durumda ,her türlü baskıyı yapan, Gladio’yla  siyasal yönetimleri düşüren, yurttaşları öldüren, yaptırımlarla devletlerin bağımsızlığını yok eden, ülkelerin kaynak ve değerlerini soyan NATO’dan çıkmayı istemek, milli bir görev olmalıdır.

∗∗∗

Türkiye’nin geleceği ne Washington’un övgüsüne ne Moskova’nın yakınlığına ne de Pekin’in hesabına teslim edilemez…

Tam bağımsız bir ülke olarak Türkiye’nin gerçek güvencesi, “Tek adamın değil, halkın yönetimi, güçlü demokrasi, üretken ekonomi, ülke çıkarları adına yapılan dış politika ve hukukun üstünlüğüne inanan laik bir devlete sahip olmaktır…”

Aksi halde, yapılacak, her uluslararası zirvede alkış alınır, ama o masalardan yer altı ve üstü değerlerimizi kaybederek kalkarız…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER