Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

ADD’den yeni anayasa çıkışı: “Kuruluş felsefesini değiştirmek istiyorlar”

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Türkiye’nin kuruluş felsefesi, üniter devlet yapısı, laiklik, Cumhuriyet ve tam bağımsızlık ilkelerine ilişkin görüşlerini ortaya koyan yeni bir manifesto yayımladı.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Türkiye’nin kuruluş felsefesi, üniter devlet yapısı,

ADD Bursa Şubesi tarafından hazırlanarak Genel Merkez tarafından kamuoyuna duyurulan manifesto, derneğin bugüne kadar yayımladığı beşinci manifesto oldu.

“Üniter, ulus devlet, laiklik, Cumhuriyet ve tam bağımsızlık” başlığını taşıyan metinde, Türkiye’nin kuruluş değerlerinin günümüzde daha sistematik biçimde tartışmaya açıldığı savunuldu. ADD, Cumhuriyet’in temel ilkeleri ve ulusal egemenlik anlayışının korunması gerektiğini belirterek, Türk milletinin 1923’te ortaya konulan Cumhuriyet anlayışıyla yeniden çağın gereklerini yakalayabileceğini ifade etti.

ADD’den BOP ve Barrack açıklamasına tepki

Manifestoda, Büyük Orta Doğu Projesi’nin ulus devletleri zayıflatmayı, etnik ve mezhepsel ayrışmaları artırmayı ve bölgedeki siyasi yapıları dönüştürmeyi hedeflediği ileri sürüldü.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye açısından Osmanlı millet sistemini örnek gösteren açıklamalarına da tepki gösterilen metinde, bu yaklaşımın Türkiye’nin üniter yapısıyla bağdaşmadığı savunuldu. ADD, söz konusu açıklamaların Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürdü.

‘Ulus devletin çözülmesine yönelik araçlar’

Manifestoda, son dönemdeki açılım tartışmaları da ele alındı. Terör örgütünün fesih bildirisi üzerinden devletin kuruluş ilkelerinin tartışmaya açılmasının kabul edilemeyeceği belirtilirken, Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı millet sistemi temelinde yeniden tanımlanamayacağı ifade edildi.

ADD, “demokratik konfederalizm”, “yerel özerklik”, “çok hukuklu yapı”, “eşit kurucu unsurlar”, “Türkiyelilik”, “eşit yurttaşlık” ve “anadilde eğitim” gibi kavramların yalnızca siyasal öneriler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, bunların ulus devlet yapısının dönüşümüne yönelik araçlar olduğunu ileri sürdü.

‘Asıl hedef 1923’

Manifestoda, tartışmaların merkezinde Cumhuriyet’in kuruluşunun bulunduğu öne sürüldü. 30 Ağustos, Lozan, 29 Ekim, Cumhuriyet devrimleri ve ulus devlet anlayışının hedef haline getirildiği iddia edilen metinde, Cumhuriyet’in kurucu partisi CHP ile Atatürk Düşünce Sistemi’nin zayıflatılmasının yeni bir rejim arayışının önünü açacağı savunuldu.

ADD, 1923’ün yalnızca bir tarih olmadığını vurgulayarak, Cumhuriyet’in kuruluşunu emperyalizme karşı kazanılmış bir bağımsızlık mücadelesinin sonucu olarak değerlendirdi.

‘Lozan’dan vazgeçmek, Cumhuriyet’ten vazgeçmektir’

PKK’nın fesih sürecine ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı manifestoda, örgütün açıklamalarının yalnızca silah bırakma ve örgütsel fesih kapsamında ele alınamayacağı ileri sürüldü.

Lozan Barış Antlaşması ve 1924 Anayasası’na yönelik ifadelerin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş meşruiyetini tartışmaya açtığı savunulan metinde, ADD’nin bu yaklaşıma sessiz kalmayacağı belirtildi. Dernek, Lozan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak, “Lozan’dan vazgeçmek; Türkiye Cumhuriyeti’nden vazgeçmektir” görüşünü dile getirdi.

Yeni anayasa tartışmasına sert eleştiri
Manifestonun önemli başlıklarından birini de yeni anayasa tartışmaları oluşturdu. ADD, Türkiye’ye yeni anayasa yapılması yönündeki çağrıların arkasında Türkiye’nin kuruluş felsefesini değiştirmeye yönelik bir hedef bulunduğunu savundu.

Anayasanın devletin temel ideolojik ve kurumsal çerçevesini belirleyen bir metin olduğu belirtilen manifestoda, yeni anayasa tartışmalarının Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Atatürk ilkeleri ve tam bağımsızlık anlayışı açısından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

ADD, metnin sonunda üniter devlet yapısı, laiklik, Lozan ve tam bağımsızlık ilkelerinden taviz verilmeyeceğini belirterek, Atatürk’ün “Ya istiklâl ya ölüm” sözünü temel parolası olarak öne çıkardı.